Her köye bir eğitmen, öğretmen yollayabildik mi, Türk’ün düşmanları fesatlığından çatlayacak! Hem de sadece A’yı B’yi değil, işi gücü, hak sormayı, hak almayı belletecek eğitmenler! Köylerin düşüncesini açacak, uyandıracak.
O zaman milletin yüzüne kan, dizine can gelecek…
Dinlediğimiz müzik, izlediğimiz filmler, içinde oturduğumuz binalar ve evimizdeki resimler, fotoğraflar ve heykeller, bize inceden inceye yol gösteren birer eğitmen işlevi görür.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“ Yollayamadık her köye birer eğitmen, öğretmen! İşler durdu çabuk! Ben diyorum, düşmanlar haber aldı bizim uyanmaya başladığımızı. Önlemek için aramıza casus salıp Enstitüler’i baltaladı. Şimdi şehirlerde herkes, hem de bütün varsıllar, toprak ağaları, böyük tüccarlar, hacı hoca durup durup eğitmenlere, öğretmenlere sövüyor!”
Rıza hep Mahmudiye’yi düşünüyor. “Irauf Hoca derdi ki, şimdi budama, aşılama işlerini bellediniz. Sizden sonra gelen arkadaşlar da sizin diktiğiniz asmalarda belleyecek bunları. Her köye bir eğitmen, öğretmen yollayabildik mi, Türk’ün düşmanları fesatlığından çatlayacak! Hem de sadece A’yı, B’yi değil, işi gücü, hak sormayı, hak almayı belletecek eğitmenler! Köylerin düşüncesini açacak, uyandıracak. O zaman milletin yüzüne kan, dizine can gelecek…
Yol boyu konuşanlar değil yol boyu susanlar ilgisini çekerdi en çok. Onlara başka türlü bir yakınlık duyardı. Çok konuşan insanlar ona ırmakta tutulup kıyıda toprağa bırakılmış balıkların çırpınmasını hatırlatırdı. Sorgulamayla ilgili konuşmalarının birinde, "Bir balık nasıl avlanır?" diye sormuştu Eğitmen. Aptal durumuna düşmemek için kimse sesini çıkarmaya cesaret
edemeyince gene kendisi yanıtlamıştı: "Ağzını açtığında. Demek ki karşında oturanın ağzını açmaya bakacaksın."