Öz-anlatı, hayat temsili, ego-belgesi gibi otobiyografiye kıyasla
daha esnek terimleri kullanmak, farklı benlik kurgularının tarihselliğine, insan deneyimini temsil eden edebi biçimler arasındaki farklara, kendisini "öteki" kültürlerden radikal kopuşuyla tanımlayan Batılı bilinç ve öznelik tahayyüllerine ilişkin sorulan geçersiz kılmaz. Modern otobiyografi eleştirisinin kurucu isimlerinden biri olarak anılan Georg Misch, otobiyografiyi "bireysel insan yaşamının (bios), bireyin kendisi (autos) tarafından tanımlanması (graphia) olarak tanımlar. Son derece basit ve işlevsel görünen bu tanımın her bir teriminin anlam çokluğu düşünüldüğünde, otobiyografinin anlamının ilk anda göründüğü kadar açık olmadığını fark ederiz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Fazlalık, ihtiyacın bittiği yerde değil; ihtiyacın kılık değiştirdiği yerde başlar. İnsan bir şeye ihtiyaç duydu- ğunu sanır, ama aslında alışkanlığını, korkusunu ya da beklentisini besler. Bu noktada fazlalık görünmez olur."
Hayatımız dar mekanlara, dört duvara bakarak geçiyor, sığ ve kısır olanı izleyerek tükeniyor. Gözümüzün genelde gördüğü en
derin mesafe üç dört metreyi geçmiyor. Egonun bu dar mekanlarda kendini bir şey sanması, büyüklüğe kapılması çok normal değil mi? Bütün bu sıkışmışlıkta ve darlıkta, bu
sığlık ve çiğlikte, egomuz bize kendimizi önemli hissettiriyor. Dar mekanlar egoyu büyütüyor ki bu hastalık demek. Oysa
kendimizi en iyi hissettiğimiz zamanlar, ağaçlara, ormana, denize bakarken duyduğumuz enginlik, derinlik hissi. Tam
olarak o zaman kendimizi bizden daha büyük bir şeyin parçası olarak görüyoruz. Yani engin, derin, geniş, zengin olan her şey, egomuzu küçültüyor.
Ben şikâyeti çok serin bir gölgelik olarak görmüşümdür. Çok şikâyet eden insanlar, "Ben hayatımı değiştirmek istemiyorum." diyen insanlardır. "Bununla ilgili bir çaba göstermeyeceğim." diyen insanlardır. Hâlbuki o şikâyetin içinde ufacık bir kımıldanış bile bazen bizim o ortamın içinden çıkmamızı sağlar.
Sayfa 62 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları·Kitabı okuyor
"Haklısın., Helen. Derindeki gerçeklerin çoğu yakışıksız seyler. Ama acımasızca dürüst olmak gerekirse, gerçekleri görmeden yasa- manin ne anlamı var ki? Söyler misin bana?"