Hasta artık gerileme ve eyleme vurma ile ilerleme ve derinliğine çalışma arasında gidip gelmektedir. Çözülmesi gereken asıl direnç, terk depresyonunu gerçekliğe yansıtmasıdır, yani terapide ilerleme kaydettiği takdirde (veya ayrılmayı ve bireyleşmeyi gerçekleştirdiği takdirde) gerçekten öleceğini düşünmesidir. Bu noktada terapistin yapması gereken en önemli şey hastanın korkularına gerçeklik sınırları koymaktır. Bunu yaparken de şu hususa işaret edilmelidir; her ne kadar hasta önünde ÖNİP-patolojik ego arasındaki ittifak ya da “sürüngen” ve GNİP başka bir deyişle “ölüm” olmak üzere iki seçenek bulunduğunu düşünse de gerçekte üçüncü bir seçeneğe daha sahiptir ki bu da GNİP'in analiz edilmesi ve ayrılma-bireyleşmeyi gerçekleştirerek yetişkin bir birey olmaktır. Terapistin bu şekilde hastaya güven vermesi, hastanın korkularını derinliğine çalışma isteğini artıracaktır.
Gerçek ihtiyacın kendisini hissettirdiği noktalar azdır. O noktaları çokmuş gibi gösteren alışkanlık ve hayal gücüdür; bu yüzdendir ki endişeye düşer, kendimizi mutsuz ederiz.
Gerçek neden acıdır? Çünkü ego, gerçekten hoşlanmaz. Onun varlığı, gerçek olmayanın üzerine kurulmuştur.
Bu yüzden, gerçeklerin üzerleri örtülür ve bir süre sonra sır olarak kalmaya başlarlar. Hayatınızın bütün sorunları, sahte kimliğiniz tarafından üretilir. Bu, birinci gerçektir.