Zihnini Yeniden Yapılandır
Puan vermedi
Merhaba sevgili kitapseverler Bugünkü kitap yorumumuz ⚘️ Volkan Erkan Zihnini Yeniden Yapılandır Eskiler ne güzel söylemiş "Nasıl bakarsan öyle görürsün" diye Bakmak, görmek, gördüğünü hissedebilmek çok farklı yetenekler. Rehberimiz zihnimiz değil ruhumuz... Zihin, bilinç, ruh ve psikoloji en sevdiğim okuma tarzı.Bu anlamda "Zihnini Yeniden Yapılandır" bana farklı bir bakış açısı kazandırdı diyebilirim. İşin özü "İnsan ne olduğunu bilmek istiyorsa, önce ne olmadığını görmek zorunda."Bu hayatta sevmenin ilk adımı kendimizi sevmekle başlar.Kendimizi gerçekten sevmediğimizde başka insanları da koşulsuz sevmek bizim için imkansız hâle gelebilir. Bilinçaltımız bizi gerçek anlamda farkında olmadan yönetebiliyor. Zihnimiz ise bize istemeden de olsa oyunlar oynayabiliyor. Burada önemli olan bizlerin bilinçaltımızın iyileştirme, güçlendirme , zenginleştirme ve ilham verme gücüne inanabilmemiz. ⚘️Hayatın yasası inanç yasasıdır... ⚘️Yaşamın bedende değil de ruhta olduğunu fark ettiğinizde artık ölüm yoktur... ⚘️Bizi rahatsız eden "şeyler' değil, onların anlamını yorumlama biçimimizdir... ⚘️Eylemlerimiz düşünce ve duygularımızın yansımasıdır... ⚘️Zihninde sürekli başarısızlık düşünceleri olan kimse, başarılı olamaz... Zihnini Yeniden Yapılandır Volkan Erkan
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024169 okunma
Ölmeden önce yaşamak…
7/10
·195 syf.··
2026 472. kitabı
Osho’nun Ölmeden Önce Ölünüz adlı kitabı, ölüm kavramını korkulacak bir son olmaktan çıkarıp hayatın doğal bir parçası olarak anlamaya çalışan bir eser. Kitabın temel mesajı, insanın bedensel ölüm gerçekleşmeden önce egosunu, hırslarını, korkularını ve sahte benliğini geride bırakabilmesidir. Osho’ya göre gerçek özgürlük ancak bu şekilde mümkündür. Bu kitabı pandemi döneminde okudum. O günlerde birçok insan gibi ben de zaman zaman “Acaba ölüm sırası bize ne zaman gelecek?” korkusunu yaşıyordum. Her gün ölüm haberleri duyduğumuz, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu daha derinden hissettiğimiz bir dönemdi. Kitap tam da bu süreçte bana iyi geldi. Ölümü sürekli kaçılması gereken bir felaket gibi görmek yerine, hayatın bir gerçeği olarak kabul etmeyi ve bugünü daha bilinçli yaşamayı düşünmemi sağladı. Ölüm korkusunu tamamen ortadan kaldırdığını söyleyemem ama onu daha sakin karşılamama yardımcı olduğunu söyleyebilirim. Kitapta anlatılan bazı fikirlerin İslamiyet’in tasavvuf anlayışıyla ortak yönleri olduğunu da düşünüyorum. Tasavvufta nefsi terbiye etmek, kişinin benliğini aşması, dünya hırslarından uzaklaşması ve Yaradan’a yakınlaşması önemli bir yer tutar. Osho’nun anlattığı ego kavramı ve insanın kendi iç dünyasına yönelmesi fikri de bu açıdan bana tanıdık geldi. Özellikle insanın kendini tanıması, iç huzuru araması ve maddi dünyanın geçiciliğini fark etmesi gibi konularda benzerlikler görmek mümkün. Bununla birlikte kitabın her görüşüne katıldığımı söyleyemem. Osho’nun bazı öğretilerinde yer alan reenkarnasyon anlayışı gibi fikirler İslam inancıyla uyuşmamaktadır. Bu nedenle kitabı okurken her düşünceyi olduğu gibi kabul etmek yerine, kendi inanç süzgecimden geçirerek değerlendirmeyi tercih ettim. Bana göre bir kitabın değerli olması için içindeki her fikre katılmak
Ölmeden Önce ÖlünüzOsho · Okyanus Yayıncılık · 20111,027 okunma
Reklam
İnsan Doğasının Değişmeyen Aynası: Amerigo
Puan vermedi·104 syf.·
2026 11. kitabı
Tarih kitaplarıyla aram hiçbir zaman çok iyi olmadı; çoğu zaman onları fazla didaktik, bunaltıcı ve kuru bulmuşumdur. Bu yüzden Stefan Zweig’ın Amerigo’suna başlarken de beklentim oldukça düşüktü. Ancak karşımda kuru bir kronoloji değil, insan ruhuna ayna tutan bir eser buldum. Öyle ki bu okuma yolculuğu, bende pek çok farklı duyguya dokunmayı başardı. Kitabın geçtiği keşifler çağında, biz de bir doğu memleketi olarak Avrupa'ya yön verecek ve öncülük edecek pek çok ilme sahipken, sonrasında birçok konuda Batı'nın gerisinde kalmış olmamız beni derinden üzdü. İster istemez insan, bu toprakların yeniden bilimde ve sanatta dünyaya öncülük ettiğini görmeyi arzuluyor. Bu burukluk, geleceğimiz adına daha çok çalışmam ve üretmem gerektiğine dair sorumluluk hissi, küçük bir iç not bıraktı. Ancak bu tarihî hüznün ötesinde, satır aralarında ilerledikçe asıl şaşkınlığı insanlığın değişmeyen doğasında yaşadım. Satır aralarında gezinirken, aslında Amerigo Vespucci ve Kristof Kolomb'un arasının oldukça iyi olduğunu öğreniyoruz. Hatta bu durum Kolomb'un oğlu tarafından da doğrulanmış. Buna rağmen insanların kendi işlerine gelecek şekilde hikâyeler uydurması ve Vespucci'nin adı altında kendi hayallerini, heveslerini anlatmaları insanlığa olan güvenimi sarstı. Çünkü fark ettim ki insanlar, tarih boyunca çoğu zaman gerçeğin değil, kendi arzularının peşinden gitmişler. Bu durum, tarihin sadece kazananlar tarafından değil, aynı zamanda manipüle edenler tarafından da yazıldığını kanıtlar nitelikte. Kitabı okurken fark ettiğim bir diğer acı gerçek de şu oldu: Ağzı olan konuşmuş, eli kalem tutan herkes kendi hayal gücüne göre bir şeyler yazıp çizmiş. Doğru kaynağa ulaşmanın bazen ne kadar zor olduğunu görmek, kitap boyunca anlatılan olayların bana sadece tarihî bir tartışmayı
AmerigoStefan Zweig · Can Yayınları · 20141,933 okunma
Puan vermedi·600 syf.··
2026 296. kitabı
Azra Kohel (Akilah), Fi adlı bu çok satan psikolojik ve felsefi romanında, hayatı kendi kontrolü altında tutmaya çalışan dahi, narsist ve ünlü psikiyatrist Can Manay'ın, hayatına aniden giren dansçı Duru'ya karşı duyduğu saplantılı ve önlenemez aşkı konu alır. Yazar; bir kadının tutkusunu, bir adamın ihtirasını ve bu aşk sarmalının etrafındaki diğer karakterlerin (Deniz, Bilge, Özge) hayatlarının nasıl kesiştiğini anlatırken; insan doğasının karanlık yönlerini, ego çatışmalarını, potansiyeli keşfetme arzusunu ve kişisel dönüşümü sürükleyici ve kışkırtıcı bir dille işler.
FiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201421,5bin okunma
Puan vermedi·
"Sözüm ona modern çağda sevmekkk... Sevmek ne uzun ve zor kelime aslında haddini, edebini bilene tabi eskiler ne güzel demiş Edeb ya hû!!! İnsanların sevgi adı altında birbirlerinin arkasından işler çevirmesinden, samimiyetsizce gülümsemelerinden, kadınların da erkeklerin de 'bir sürü seçeneğim var' diyerek önüne geleni takip edip, beğenip sonra sessizce ortadan kaybolmalarıyla dolu bir çağda sevmek... İlişkileri bir ego tatmini aracına dönüştürmelerinden, kendi bencilliklerini masum insanların verdiği değerle beslemelerinden yorulduğumuz bir zaman.. Ne kadar kötü seven, ne kadar eksik kalan, ne kadar emek vermekten kaçan insanlarla dolu bir çağ bu. İnsan; durup dinlemeye, gerçekten bakıp görmeye, hissetmeye bile zaman bulamıyor. Belki de zaman bulmak istemiyor. Çünkü hissetmek sorumluluk getiriyor, anlamak emek istiyor, kalmak cesaret gerektiriyor. Bu yazılan satırlar bile muhtemelen yalnızca bir beğeninin ardından sonsuz kelimeler arasında kaybolup gidecek. İşte hızın acımasızca tükettiği çağın gerçeği bu. Hayallerden, kalplerden ve insanlığın içindeki güzel parçalardan çalarak büyüyen bir çağ... Dürüstlüğün bu kadar nadir, sevmenin bu kadar ucuz ve yüzeysel hâle gelmesine üzülüyorum. Neden herkes birbirini öylesine deniyor? Neden kimse gerçekten kalmaya niyet etmiyor? Neden bir insanın kalbini tanımaya çalışmadan, onu yalnızca bir ihtimalmiş gibi tüketip geçiyor? Biriniz de sahici olun istiyor insan. Biriniz de cesaret gösterin. Eğer samimiyetiniz yoksa insanların hayatına dokunmayın. Eğer kalmaya niyetiniz yoksa umut vermeyin. Eğer sevmeye cesaretiniz yoksa yüreği güzel insanları yaralamayın çünkü sevmek farkındalık ister güç ister kum fırtınasında güneşe bakamayacaksan niye güneşi hep görmek istiyorum diyorsun ki ? Bazen şöyle demek geliyor içimden: Bu çağın
Beni Sessiz de Sevebilir misin?M. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20144,386 okunma
8/10
·504 syf.··
2026 9. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:50
Büyüdüğü yere geri dönen bir gazetecinin hikayesi ile başlıyor kitap. İşten çıkartılmış, boşanmış ve sevgilisine sürpriz yapıp yeni bir hayata başlamak için Yenikent’e dönen bir gazeteci. Eski arkadaşları ile yeniden yakınlık kurmaya çalışması, katil peşinde koşması ve gazete içindeki ego savaşları her şey çok güzel anlatılmış. İlk günden kendisini bekleyen sürprizler ile hikaye katmanlanarak açılıyor. Neredeyse her karakterin ağzından ayrı ayrı dinlediğimiz olaylar bütünü. Son sayfalara kadar taşlar yerine oturmuyor ve sürükleyiciliği bitmiyor.
Edebiyat
Sonra Gözler GörürHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 20251,328 okunma
Reklam
Reklam