Kurulsa pazarın hiçe gidersin, Sen zatını âlemde cevher mi sandın. Yarın ola hayrola derken göçe gidersin Sen bu âlemi kendine Kevser mi sandın
1000Kitap
Hayatın mucizleri, küçük detaylarda gizlidir. Bu yüzden şeytanı tutmuşlar oraya koymuşlar. Şeytanlar ayrıntıda olsun ki ulaşamasın insanlar mucizelere... Bu yüzden herşey bir bütün gibi bakılmış parçaları önemsenmeden. İnsan buradan kırılmış. Ego savaşları burada başlamış, herkes herkesi burada yıkmış. Sonra.... Sonra ne olmuş, hiçbir bütünden zevk almayan ve ısrarla bütünü, kendilerine benzetmek isteyen ve bu yüzden acımasızca diğer parçaları öldüren parçalar ortaya çıkmış. Buna da insan denmiş.
Reklam
Reik
Aşk, kendisinden hoşnut olmayan egoyu kurtarma girişimidir; ama girişimin başarılı olacağının garantisi yoktur. Aşk çoğu zaman, ya eş seçimindeki talihsizlikten ya da ego başka bir kişinin aşkında güvende olamayacak kadar güçsüz olduğundan, başarıya ulaşamaz. Aşk dönemi sırasında imrenme, düşmanlık, sahiplenme ve kendini kabul ettirme istemi yok olmamıştır. Onlar yalnızca su altında kalmışlardır ve bazen şaşırtıcı bir şekilde yeniden belirirler. Aşkın evriminde, onun sonucunu belirleyen birçok faktör vardır. Kendi kendimizden tümüyle hoşnut olsaydık, aşk mümkün olamazdı. Öte yandan, ego çok güçsüzse ve bu nedenle mutluluğu arayacak cesareti olamayacak ölçüde kendine güvensizse de romantik aşk olanaksızlaşır. Belirli bir ölçüde öz güveni ve özsaygıyı yeniden kazanmak gereklidir; aksi takdirde kişi sevemez. Kendisini sevilmeye layık görmeyen kişi âşık olamaz. Ancak kendisini bir şekilde yeniden seven ya da kendisine belirli bir ölçüde değer veren kişi başka bir insanı sevebilir. Psikanalizden çok önce Nietzsche şöyle yazmıştır: “Kendisinden nefret eden adamdan korkmalıyız, çünkü onun hıncının kurbanı oluruz. Bu nedenle, ona kendisini sevdirmenin bir yolunu bulmalıyız.”
Hiç düşündük mü Felsefe nedir, Hayal nedir? Ayrımı nasıl yapılır? Felsefe nedir? Felsefe, henüz sayılara dökülmemiş düşüncedir. Bilimin kesinliğe kavuşmamış, formüllere hapsedilmemiş hâli… Yani zihnin, hakikati ararken kurduğu en saf sistemdir. Onun ötesine geçildiğinde ise artık zemin kayganlaşır; düşünce yerini hayale bırakır. Peki hayal nedir? Hayal, rastgele bir boşluk değil; insanın iç dünyasında kurulan karmaşık bir dengedir. Bu dengede altı temel kuvvet karşı karşıya gelir. Bir tarafta insanı yücelten üç unsur vardır: akıl, vicdan ve ruh. Diğer tarafta ise insanı sınayan üç güç durur: zekâ, ego ve nefs. Bu iki üçlü, zihnin derinliklerinde sürekli bir etkileşim hâlindedir. İnsan, işte bu gerilimde şekillenir. Akıl yön vermek ister, vicdan sınır çizer, ruh anlam arar. Ama aynı anda zekâ hesap yapar, ego üstün gelmek ister, nefs ise hazza çağırır. Hayal dediğimiz şey, bu güçlerin birbirine temas ettiği noktada doğar. Bu yüzden hayal ne bütünüyle yücedir ne de bütünüyle düşüş… O, insanın içinde süren sessiz mücadelenin ürünüdür. Ve insan, hangi tarafa kulak verirse, zihninde kurduğu dünya da o yönde şekillenir.
Şu cahil cühela insanların ego kasmasını bir türlü anlayamıyorum. Onlara söylemek istediğim şeylerin başında SEN KİMSİN Kİ? sorusu var
20.06.26
Bugün özür dilemek zor geldi. Ego mu sadece neden diye yükseliyorum.
Reklam
Reklam