“Gerçekler bazen çok tuhaftır.Cüzzamlı çocuklar gibi bu gerçeklerden utandığımız için ,kendimizi onların yokluğuna inandırırız.Çoğunlukla biz düşüncelerimizi güzelleştirir,içimizde sürünen yılanları gizleriz.Gizlemekle gerçekten yok olur mu onlar?”
«Gerçekten yönünü şaşırdığını hissediyor. Daha bilgili olduğu doğru ama aynı zamanda kendisini daha bir kaybolmuş hissediyor. Kendi zihninde, kendi yüreğinde açık seçik göremiyormuş gibi. Mümkün mü bu?»
«Elin ayağın birbirine mi giriyor? Herkese lanet mi ediyorsun? Nereye baksan kötülük mü görüyorsun? Kendine gerçeğin mükemmel olduğunu, başka türlü olamayacağını, eksiksiz ve kusursuz olduğunu, yargılarını gözden geçirmen ve her şeye farklı gözle bakmayı başarman gerektiğini söyle. İnsanı sakinleştiriyor. Sanki derin derin nefes alıyormuşuz gibi. Belki de yatıştırıcılardan daha etkilidir. Gerçeklik kusursuzsa o halde neden sinirleniyorum? Neden hayal kırıklığına uğruyorum, neden korkuyorum? Böyle düşündükçe hislerimizin çoğunlukla anlamsız olduğuna ikna oluyoruz. Olumsuzluğu goğunlukla biz icat ediyoruz.»
Aşık olmak nasıl bir duygu? Erotik olarak başka bir insanla bir olmaktan kaynaklanan, insanın ego sınırlarının yok olduğunu söyledikleri gerçek mutluluk bu mu?
Arsızlığın tavana vurmuş. Kendini gördüğün yerle durduğun yer arasındaki mesafeyi kapatmaya yalnız senin değil kimsenin ömrü yetmez. Büyüklendikçe küçüldüğünü, kendini önemsedikçe gözden düştüğünü görmek bu denli zor mu?