Puan vermedi·540 syf.··
2018 120. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2018 00:00
Kitap için sayfa sayısına rağmen 24 saatte biterek bir ilk'e imza attı diyebilirim. Çünkü konuya girmek için gereksiz yere uzatılan sayfalar karşılamadı beni. İlk sayfalardan içine hapsedince bitirmeden çıkmak olmuyor malumunuz. Tabi ki çok sevdiğim ve bir kaşık suda boğmak istediğim henüz iyi miii, kötü mü olduğuna karar veremediğim gizli kahramanlarım vardı. Bunların yanı sıra hayrete düşürenler de vardı ki ana karakterde bunu sık sık yaşadım. "sen insansın" diye tutup sarsmak istedim. "evet yakışıklı olabilirsin, çekici olabilirsin, zeki olabilirsin, pratik zekaya sahip olabilirsin, dirayetli olabilirsin, sadık olabilirsin, iradeli olabilirsin, romantik olabilirsin, düşünceli olabilirsin, detaycı olabilirsin, merhametli olabilirsin, acı çekmiş olabilirsin, dürüst olabilirsin, güvenilir olabilirsin ... Ama hepsi birden olamazsın kendine gel" demek istedim. Ama bu büyüyü bozmak istemediğim için sustum. Bir karakterde bu saydıklarımın hepsi var ve bu yüzden başına gelenleri, verdiği tepkileri, olaylara yaklaşımını, bulduğu çözümleri merak ve hayretle okuyorsunuz. Sanırım kitabın sıkmaması da bundan kaynaklanıyor. Şahsen ben sıkılacak vakit bulamadım. Karakterlerin ağzından, geçmişlerine yönelik anlattıkları hayat kesitleri de çok etkileyiciydi. Hepsinde ayrı bir kırılma noktası mevcut. Eh böyle olunca yan karakterlerin hayatları da okuyanı sıkmaktan uzaklaşıyor. Tepkileri hafif bulduğum kısımlar yok değil, ama karakterlerimiz daha sonra birbirlerine anlatırken ya da hatırlarken yaşıyorlar asıl yoğunluğu. Bu yüzden devamını çok merak ediyorum. Tek kötü yanı var, fazla kahve içirtiyor. Okuyunuz efendim, hayatın içinde ki her duygudan dozunda bulacaksınız. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Acı Bir Tebessüm-BaşlangıçBarış Demirbaş · Anatolia Kültür Yayınları · 201857 okunma
Ölmem ya da yaşamam neye gerek?
Puan vermedi
Bir hikaye kahramanının ya da karakterinin, bir efsaneleşmiş gerçek tanınmış kişinin, sıradan bir insanın ve gerçek (?) öznenin (senin/sizin) ölümü hakkında paralel ve asimetrik dağılan düzleminde toplumun ağır görünür ya da görünmez etkisinin yayıldığı oldukça olağan bir durumun yani ölümün oldukça olağan bir anlatısıyla karşılaşıyoruz kitapta. Hemen ansızın ölmek üzerinden değil bu, doktorların laf salatası yaptığı hastanın ölünceye dek boğazından geçirmeyi hedeflerine koymayı düşündükleri türden. Vakit belirsiz ama yakın olduğu kesin. Ivan İlyiç hayatına bakıyor, tüm yaşadıklarına... Ama bir dakika, yaşamak söz konusu ölümken fazla kaçmadı mı? (İtirazım Var, Müslüm Baba'dan iyi gider) Hem... Gerçekten yaşamış mıydı? Oldukça işinde usta, titiz bir yargıcın yüzeyde hiç sorunu olmayan bir hayatı var, öyle değil mi? En azından herkes tarafından bilinen bu. Kitap öyle acımasız bir başlangıç bölümü sunuyor ki aklımda kalanlar olarak ilk karakterin toplumdaki kimliği geliyor, eh tabi bu benliğini de yontuyor. Üçüncü kişi anlatımın tanrısal bakışına kapılmam beni de hikayenin hem dışına hem de birebir içine dahil etti, Ivan İlyiç olurken bir baktım ki o çekilmez aile üyelerinden herhangi biriyim, düşüncesi bile korkunçtu ama işte kitap, düşüncesini akla getirdi ya işte orada hakkını vermek lazım; okuduğum zaman düşünmeye özellikle de empatiye itmesini ki bunu da dolambaçlı yollardan yapmıyor, tekniği falan diye bir yerlerde geçiyor mu bilmem ama anladığım kadarıyla yaptığı yalnızca iyi bir gözlem ve objektif bakış açılarının hakiminde karakterleri görmemizi sağlaması. Gaius'un (Sezar'mış) ölümlü olmasına tümdengelimle bahseden yerde Ivan İlyiç kıyasa geçiyor tıpkı cenazesinde en yakın dostu dediği kişinin bile yaptığı gibi (Ölen ben değilim, şükrü). "Gaius hiç
Yaşamak Gerek
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Reklam
Puan vermedi
İki aydır kendisiyle hasbıhal ediyoruz. Az önce bitti. Hani o kadar iyi ki neredeyse diyeceğim ki Lacan’ı anladım. Ama bu aklımdan geçer geçmez içime yerleşen o sesi duyuyorum: Kesin yanlış anlamışsındır. Eh ne de olsa her anlama bir yanlış anlamadır. Zaten de anladım dediğin anda anlam artık değişmiştir. Sen de aynı sen değilsin, anlamadan önceki seni terk etmiş oldun, falan filan. Sartre’ı anlamış olayım bari desem o da der ki… neyse tamam tamam sustum. Ama konuya ilgisi olanlara altını çize çize öneririm. Üç düşünüre kendimi hiç bu kadar yaklaşmış hissetmemiştim. Daha önemlisi onların ve Mutluhan İzmir’in düşünce kıvrımlarında gezerken, zihnimin kıpır kıpır olmasından büyük haz aldım. Tam bir yakma, yıkma, yeniden kurma şöleniydi. İnsan nasıl özne olur, özneleşme süreci ne şekilde işler… bu meselelerin meraklıları buyursun. (Kitap piyasada olmayabilir olsun, sahaflar ne güne duruyor?)
Öznenin Diyalektiği (Hegel, Sartre ve Lacan)Mutluhan İzmir · İmge Kitabevi Yayınları · 201319 okunma
Puan vermedi·409 syf.··
2018 55. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2018 00:00
Herkese merhaba... @okumacemberiolusturalim etkinliğinin ilk kitabı #askisectim bitti. Çok sık gördüğüm, merak edip aldığım kitabı nihayet okuyup Meral Kır'ın kalemiyle tanıştım sonunda. Şöyleki bir kitabı okumakta kararsız kaldıysam, yorumlarına güvendiğim bir kaç arkadaşımdan teyit alırım. Okumaya kesin karar verdiysem hakkında ki yorumları okumam heyecanım sönmesin diye. Bu kitap hakkında da hiç yorum okumamıştım. Kapağın tatlılığı, arka kapak yazısının detay vermemesi sayesinde aheste aheste iki inatçı aşığın hikayelerini okuyacağımı sanıyordum. Yarısına yakın yerlere kadar da öyle oldu aslında, kimi zaman inatlarına kızdım, kimi zaman atışmalarına güldüm. Sonra ne oldu sevgili @meralkir1 hanımcım. Yavaş yavaş okumaya başladığım kitabı neden elimden bırakamadım? o malum noktadan sonra nasıl bu kadar şaşırabildim? hiç belirti göstermeden işler nasıl oraya geldi? hele ağzımı açık bırakan o üç isim. Doğrusu ve kısacası beklediğim türden çok, sevdiğim tür çıkması kitabı bir üst seviyeye taşıdı. Diğer kitaplarını listelerken gördüm ki okuduğum Sancaktar serisinin ikinci kitabıymış. Eh hem kendini bu kadar sevdirdiği hem devamı olduğu için seriyi tamamlamak şart oldu artık. Hem sakin, hem heyecanlı, hem duygusal inişli çıkışlı, hem gizemli bir kurtarıcı arayanlara tavsiye edebilirim. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Aşkı SeçtimMeral Kır · Müptela Yayınları · 2014390 okunma
8/10
·426 syf.··
2026 1. kitabı
·
130 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Tam olarak bir inceleme sayılmaz. Bir insanın hedefi doğrultusunda ortaya koyabileceği azim ve neleri başarabileceğinin anlatımı açısından şahane. Bu azim ve başarının inşaasında belirlenen hedeflerin yanlış veya yok olmasının insan hayatında nelere mal olabileceğinin çok güzel anlatıldığı bir kitap. Bazen bizi çok mutlu edeceğini, işte bu olursa tüm sorunlarım biter dediğimiz şeyleri elde ettiğimiz zaman hayatımızda bir değişiklik olmadığını çok acı bir şekilde farkederiz. Kitapla ilgili eleştirim, Martin Eden'ın başarıya ulaşmasına kadar geçen süre çok uzun (elbette sürecin uzun ve sancılı olmasından kaynaklanıyor), başarılarını ve sonuçlarını okuduğumuz kısmı ise o ilk bölüme göre çok kısa. Zaman zaman okumaktan yorulduğum, eh hadi artık bir şeyler olsun canıma tak etti dediğim bir kitap oldu. O yüzden de çok uzun sürede okuyabildim. Ama sonuç olarak güzel bir yarı oto-biyograri.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
“Büyümek”
7/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 01:43
“Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam ölürken; bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca,” Kitabımız, Yerdeniz takımadalarında yaşayan ve gerçek adı Duny olan, sonradan Ged adıyla tanınacak genç bir büyücünün hikâyesini anlatır. Olağanüstü yeteneklere sahip olan Ged, gençliğinin verdiği kibir ve hırsla kontrol edemediği bir büyü yapar ve dünyaya karanlık bir gölge salar. Gölge olarak betimlenen bu karanlık gücün de aslında Ged’in kendi içinde yarattığı bir imgelemden ibaret olduğunu anlıyoruz. Hikâye ilerledikçe Ged’in karşılaştığı en büyük tehlikenin dış dünyadan değil, kendi içinden kaynaklandığını görüyoruz. Bu yönüyle kitap, bir büyücünün macerasından çok bir karakterin olgunlaşma öyküsüdür. Aslında hikaye, yalnızca büyücülük öğrenme sürecini değil, Ged’in kendi hatalarıyla yüzleşmesini ve olgunlaşmasını konu alır. Yerdeniz Büyücüsü, her ne kadar Harry Potter havası verse de anlatılmak istenen çok farklı. Kitap, fantastik bir hikayeden çok bir insanın kendi hatalarının farkında olması gerektiğine ve insanın kendi ile olan içsel savaşında başkalarının değil sadece kendisinin öz çabasına ihtiyaç duyulduğuna odaklanıyor. Bu bağlamda monoton ve aksiyonu eh işte diyebileceğimiz bir okuma duygusu veriyor. Ama farklı ve ütopik bir orta dünya sunan bu eser, seri olmasının da verdiği coşkuyla Adalar diyarında neler olacağına dair merak bulutlarını üstümüzde gezdiriyor. Keyifli okumalar…
Düşünce
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,4bin okunma
Reklam
Reklam