İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor.
"Bize yiyecek getirenlere özgür insanlar derdik. *Ne şaka ama...* Yöneten sınıflar olarak bizler bütün toprakların, bütün makinelerin, her şeyin sahibiydik. Yiyecek getirenlerse bizim kölelerimizdi. Ellerindeki bütün yiyecekleri kendimize alır, aç kalmayıp çalışarak bize yiyecek getirmeye devam etsinler diye onlara da azıcık bir şeyler verirdik."
Sayfa 17 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Söz sessizlikte, ışık karanlıkta, yaşam ölürken; bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca,”
Kitabımız, Yerdeniz takımadalarında yaşayan ve gerçek adı Duny olan, sonradan Ged adıyla tanınacak genç bir büyücünün hikâyesini anlatır. Olağanüstü yeteneklere sahip olan Ged, gençliğinin verdiği kibir ve hırsla kontrol edemediği bir büyü yapar ve dünyaya karanlık bir gölge salar. Gölge olarak betimlenen bu karanlık gücün de aslında Ged’in kendi içinde yarattığı bir imgelemden ibaret olduğunu anlıyoruz.
Hikâye ilerledikçe Ged’in karşılaştığı en büyük tehlikenin dış dünyadan değil, kendi içinden kaynaklandığını görüyoruz. Bu yönüyle kitap, bir büyücünün macerasından çok bir karakterin olgunlaşma öyküsüdür. Aslında hikaye, yalnızca büyücülük öğrenme sürecini değil, Ged’in kendi hatalarıyla yüzleşmesini ve olgunlaşmasını konu alır.
Yerdeniz Büyücüsü, her ne kadar Harry Potter havası verse de anlatılmak istenen çok farklı. Kitap, fantastik bir hikayeden çok bir insanın kendi hatalarının farkında olması gerektiğine ve insanın kendi ile olan içsel savaşında başkalarının değil sadece kendisinin öz çabasına ihtiyaç duyulduğuna odaklanıyor. Bu bağlamda monoton ve aksiyonu eh işte diyebileceğimiz bir okuma duygusu veriyor. Ama farklı ve ütopik bir orta dünya sunan bu eser, seri olmasının da verdiği coşkuyla Adalar diyarında neler olacağına dair merak bulutlarını üstümüzde gezdiriyor. Keyifli okumalar…