Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
Gökyüzü bile ağır geliyordu sırtıma. Bıkkındım.
Sayfa 379 - III.Kısım Fata Morgana ya da Bir Varmış Bir Yokmuş, 31. Stabil Sıkıntılar·Kitabı okudu
Reklam
Aptalca, yok-hayır, çocukça hezeyanlara kapılmıştım; çün­kü yıllar geçmişti üstümden, kabuğum aşınmıştı, çünkü yaşlıydım, çünkü ihtiyardım, moruktum, göçkündüm, -hepsi bundan olmalıy­dı- çünkü karttım, kartalozdum, kocamıştım, çünkü ponpondum, pinpondum, pompuruktum, kırantaydım, balamozdum, çünkü hoşaftım, ve daha önce hiç duymamış olsam da, Murat Hoca’nın güzel hatrı için, matûh, muammer, müsin ve de mütekaittim. Gökyüzü bile ağır geliyordu sırtıma. Bıkkındım.
Sayfa 379 - III.Kısım Fata Morgana ya da Bir Varmış Bir Yokmuş, 31. Stabil Sıkıntılar·Kitabı okudu
Bazen sadece kelimesiz kalırsın. Gerisi oydu işte. Sessizlikten başka, boş­luktan öte... Murat Hoca yaşasa, belki bilirdi o kelimenin ne oldu­ğunu. Ya da en azından güzel bir açıklama getirirdi. Hep bulurdu bir şeyler. Bir keresinde “Çok susan adamın kafası gürültülü olur doktorum,” demişti bana, “çünkü düşündüğü hiçbir şey, cümle olup ağzından dışarı dökülmez. Birikir de birikir içinde. Şimdi böyle bir adamla senin, ya da sadece seninle benim, aynı sessizliği paylaştığımızdan bahsedebilir misin?” Diyorum ya, çok severdi böyle alengirli lafları. Ben olsam “Herkesin sessizliği kendine” der geçerdim. Her neyse...
Sayfa 367 - III.Kısım Fata Morgana ya da Bir Varmış Bir Yokmuş, 29. Sonrası·Kitabı okudu
Mutfak penceresinden yağmuru izleyerek, dün gece nasıl da yamulduğumuz hakkında yarım saat kadar lafladık. Rakı değil de boğma bitirdi bizi. Kaldırmıyor artık vücut. Bıkkınlık da var. Yaşlandık be oğlum. Yaşlandık. Yaşlandık. Yoksa boğmayı da içerdik. İçerdik tabii. İçerdik. Yaşlanıyor olmanın en iyi yanı da buydu sanırım. Daha evveline bakmaksızın, beceremediği her şeyi, yaşlılık parantezine alıp gururla kabullenebiliyordu insan. Şimdi abartıyor gibi olmayayım ama, o günden yirmi sene öncesi olsaydı, o beş litrelik boğmayı da affetmezdik. Gerçekten etmezdik. Çok aptaldık çünkü. Alkol komasına girerdik, gerekirse ölürdük, ama yine de hepsini bitirirdik. Kahve içtik sonra - şekersiz.
Sayfa 168 - II.Kısım Çöl ya da Ruhunu Kaybetmiş Deniz, 14. Karanlıktır Bazı Evler·Kitabı okudu
Kebapçının sokağında bir yazı vardı, mavi boyayla duvara yazmışlardı, o geldi aklıma: Biz şimdi ölsek, diyordu yazıda, en fazla kahvede çaylar soğur. Benimki de o hesaptı galiba.
Sayfa 153 - II.Kısım Çöl ya da Ruhunu Kaybetmiş Deniz, 13. Kıpırtısızdı Hayat, Bir Heykel Gibi·Kitabı okudu
Reklam