Atatürk Sözü 1914 İlk Dünya Harbinde Açtı
Ben Harbi Umumi’nin müttefiklerimiz için iyi netice vereceğine itimat etmiyordum, fakat emrivâkiden sonra bulunduğum cephelerde harbi muvaffakiyete isal etmeye (başarıya ulaştırmaya) çalıştım. Diğer cephelerde ise sanki aksine müsabaka vardı, Başkumandan vekili her hareketinde bir ordu mahvederdi: Sarıkamış’ta olduğu gibi… O ve arkadaşları zaten daha evvel Türk milletini ve ordusunu gayri tabii bir vaziyete sokmuşlardı. Bu gayri tabii vaziyet dolayısiyle ordunun ecnebi bir heyeti askeriyesini tenkit etmek istemem. Asıl tenkide layık olanlar bittabi bizim devlet reisimiz ve bilhassa devlet adamlarımızdır.
Türk ordusunun âciz ve kabiliyetsiz olduğu kanaatiyle, o heyeti, ayaklarına kadar giderek ve rica ederek memleketimize davet eden onlardı. Bu heyete Türk milletinin kabiliyetsizliğinden ve beceriksizliğinden sarih suretle bahsedilmiş, kendilerine adeta gelip sizi adam etmeleri teklif olunmuştur. Böyle bir müracaat üzerine gelen bu heyet, dahil olduğu muhiti ve o muhite hâkim olanları aciz, hatta haysiyetsiz telakki ederse mazur görülebilir.
Ben ordunun bilâkaydü şart, bütün esrariyle (sırlarıyla), Alman heyeti askeriyesine tevdi ve teslim edilmesinden çok müteessirdim. Daha karar verilmezden evvel, tesadüfen bu vakaya muttali olduğum vakit, sesimin erişebileceği makamata kadar itirazatta bulunmayı vazife addetmiştim. İtirazlarıma hiç kimse cevap vermedi, cevap vermeye lüzum dahi görmedi.
Yalnız bilmünasebe bu zemin üzerinde müdavelei efkâr ettiğim (görüş alışverişinde bulunduğum) dostlarımdan biri ki o zaman Erkân-ı Harbiye-i Umumiye’de (Genelkurmay Başkanlığı’nda) en yüksek makamlardan birini işgal ediyordu. Bana güya son derece samimi davranarak dedi, ki:
- “Arkadaş bizim tecrübemiz senden çoktur; vakıa