Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik

Hakan Özer

, bir kitap okudu
10/10
·120 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2025 32. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,6bin okunma
Reklam
Atatürk Sözü 1914 İlk Dünya Harbinde Açtı Ben Harbi Umumi’nin müttefiklerimiz için iyi netice vereceğine itimat etmiyordum, fakat emrivâkiden sonra bulunduğum cephelerde harbi muvaffakiyete isal etmeye (başarıya ulaştırmaya) çalıştım. Diğer cephelerde ise sanki aksine müsabaka vardı, Başkumandan vekili her hareketinde bir ordu mahvederdi: Sarıkamış’ta olduğu gibi… O ve arkadaşları zaten daha evvel Türk milletini ve ordusunu gayri tabii bir vaziyete sokmuşlardı. Bu gayri tabii vaziyet dolayısiyle ordunun ecnebi bir heyeti askeriyesini tenkit etmek istemem. Asıl tenkide layık olanlar bittabi bizim devlet reisimiz ve bilhassa devlet adamlarımızdır. Türk ordusunun âciz ve kabiliyetsiz olduğu kanaatiyle, o heyeti, ayaklarına kadar giderek ve rica ederek memleketimize davet eden onlardı. Bu heyete Türk milletinin kabiliyetsizliğinden ve beceriksizliğinden sarih suretle bahsedilmiş, kendilerine adeta gelip sizi adam etmeleri teklif olunmuştur. Böyle bir müracaat üzerine gelen bu heyet, dahil olduğu muhiti ve o muhite hâkim olanları aciz, hatta haysiyetsiz telakki ederse mazur görülebilir. Ben ordunun bilâkaydü şart, bütün esrariyle (sırlarıyla), Alman heyeti askeriyesine tevdi ve teslim edilmesinden çok müteessirdim. Daha karar verilmezden evvel, tesadüfen bu vakaya muttali olduğum vakit, sesimin erişebileceği makamata kadar itirazatta bulunmayı vazife addetmiştim. İtirazlarıma hiç kimse cevap vermedi, cevap vermeye lüzum dahi görmedi. Yalnız bilmünasebe bu zemin üzerinde müdavelei efkâr ettiğim (görüş alışverişinde bulunduğum) dostlarımdan biri ki o zaman Erkân-ı Harbiye-i Umumiye’de (Genelkurmay Başkanlığı’nda) en yüksek makamlardan birini işgal ediyordu. Bana güya son derece samimi davranarak dedi, ki: - “Arkadaş bizim tecrübemiz senden çoktur; vakıa
Sayfa 9·Kitabı okudu
Tanenlerin Ülkesinde Patricio Tapia Descorchados 2004’ü (Mantarı Açılanlar 2004) yazmak için 844 adetlik azımsanmayacak miktarda şarabı tattı. Bu müthiş çabanın ürünü, titiz bir budamanın ardından geriye kalan dört yüz kısa metinden oluşan seride yazar beklenmedik, bazen de huzur bozucu mecazları bulup yerleştirmedeki gözle görülür becerisinin kaymağını yiyor. Mesela “Don Melchor 2000” için serinin en iyilerinden biri diyor: “Meyve bütün damağı başından sonuna kadar geçip tatlı ve sıcak bir his bırakan bir mızrağa benziyor.” Biraz daha ileride aynı imgenin daha muhteşem bir lizerjik versiyonuna rastlıyoruz: “Tıpkı oklarını fırlatan yerliler gibi damağa saldıran tanenlerin gücüne de bakın hele.” Tapia ince bir ironi anlayışıyla mesela bir kırmızı şaraptan bahsederken, “o kadar çok reklamı var ki insanı heyecanlandırıyor” diyor, ardından şarabı şöyle tarif ediyor: “Radyoda kulağa çalınan moda bir şarkı gibi, bütün hafta mırıldanıp sonra unutuyorsunuz.” Şu ilginç mübalağa ayrıca dikkat çekici: “Meyvenin olgunluğu beni o kadar bunalttı ki mecalim kalmadı.” Yazar sık sık belli bir Cabarnet’nin “mangalda domuz pirzolaya mükemmel bir eşlikçi olabileceğine dair ciddi sinyaller vermesi” gibi çarpıcı önerilerde de bulunuyor. Tapia’nın arada bir benimsediği bu asi tavır bazen hoşuma gidiyor. “Mayanın notaları olgunlaşmış salkımınkiyle birleşiyor, böylece tanımlanması çok güç notalar çıkıyor ortaya. En iyisi kendiniz deneyin” diyor okurlara hitap etme sanatını ustalıkla icra eden yazar, tıpkı örtük bir otobiyografik itiraf olduğunu düşündüren, birden ağzından kaçırıverdiği şu kısımda olduğu gibi: “Tekrar ağza dönüyoruz. Bu şarabın, buz gibi Büyük Okyanus’tan henüz çıkmış sarsak ve şefkatli şişman bir kadın bizi kucaklıyormuş gibi ağzımızı sarmaladığını hissedelim. Bu şarap
Sayfa 107 - I, Tanenlerin Ülkesinde·Kitabı okudu