İçler Dışlar Çarpımı
"Ve her şey dönüştü işte,
Kahverengi bir çarşambadan
Sapsarı bir cumartesiye."
Edip Cansever
İçindeki sıkıntıyı saklarcasına bakımlı olacak Melda'nın elleri. Apartman kapısı arkasında kapanırken torbaları yere bırakacak. Atkısının ucu toz olacak. Posta kutusundaki zarfa uzanacak; üzerinde yazılı ismi görünce ağlamaya başlayacak. Karşıdaki kapının deliğinde beliren gözü ve merdivenin ortasında donakalan kapıcıyı fark etmeyecek. O serin loşlukta hepsi, hıçkırıklar su sayaçlarının arasında yitene kadar bekleyecekler. Daha değil ama. Henüz vakti gelmedi.
***
Murat Bey'in solgun fotoğrafı, yüzündeki on yıllık tebessümle, üçlü kanepenin ötesindeki gri binalara bakıyordu. Gözleri biraz kısıktı. Murat Bey sağken hep bu ifadeyle dışarı bakardı, o zaman dışarıda ağaçlar vardı. Elinde çay bardağıyla pencerenin önünde durur, uzaktaki tepeleri göstererek, "Ne güzelmiş şu çamlar Melda" derdi, "Seninle evlenmeden önce böyle güzel değildi buralar."
Senden sonra da güzel değil, diye düşündü Melda duvardaki fotoğrafa dalmışken. Televizyonun altındaki çekmeceyi açtı. Kocasından kalan emekli maaşını, katlanmış dantellerin en altına koydu. "Kiri belli etmez abla" demişti bohçacı bu danteller için, daha neleri belli etmezdi kimbilir?
Melda çekmeceyi kapadı, televizyonu açtı.
"Şampiyonluğa kanat açan kara kartalların yıldızı Metin, Tan'da parlıyor. Siyah beyaz gollere imza atan Sarı Fırtına'nın hayatı bu pazar Tan'da!" dedi televizyon.
Bir maç kuyruğunda Murat Bey'le yediği is kokan köfteler geldi Melda'nın aklına. Dolmabahçe'den İnönü'ye hafif bir rüzgâr esiyordu o gün, ikisinin de boynunda siyah beyaz atkılar vardı. Sarı Fırtına, "Çocukluğumu, gençliğimi, hayatımı Tan'a anlattım" derken Melda kanalı değiştirdi.
Tık.
"Bazen Büdü bir sayı