Hakan Özer

Hakan Özer
Kitaplar güzeldi. Büyük laflar etmek eşsizdi. Kitaplarda yazılanları paylaşmak... yetmiyordu. Bir sigara daha yaktı. Daldı karanlığa. Yazyalnızı - İki Deli Derviş Behçet Çelik
İnsanlar galakside ölüm sorununu çözememiş çok az sayıdaki zeki türden biri. Yine de bütün hayatlarını zırıl zırıl ağlayarak, dehşet içinde uluyarak, vücutlarını tırnaklarıyla deşerek, yerlerde debelenerek geçirmiyorlar. Gerçi bunu yapan insanlar da var, hastanede birkaçını gördüm, ama onlara deli diyorlar. Şimdi bir düşünelim. İnsan hayatı ortalama 80 yıl ya da yaklaşık 30.000 Dünya günü. Bu da demek oluyor ki insanlar doğuyor, biraz arkadaş ediniyor, biraz yemek yiyor, evleniyor ya da evlenmiyor, bir iki çocuk yapıyor ya da yapmıyor, birkaç bin kadeh şarap içiyor, olduğu kadar cinsel ilişkiye giriyor, bir yerlerinde bir yumru hissediyor, biraz pişmanlık duyuyor, onca zamanın nasıl geçtiğine hayret ediyor, başka türlü yaşamış olmaları gerektiğini düşünüyor, yine olsa yine aynı hayatı yaşayacaklarını anlıyor ve sonra da ölüyorlar. O büyük siyah hiçliğe karışıyorlar. Uzamın dışına. Zamanın dışına. Sıfırın en sıfırına. Ve hepsi bu kadar, her şey bundan ibaret. Tamamı aynı vasat gezegenin içinde. Ama nihayetinde insanlar bütün hayatlarını katatoni halinde geçiriyor gibi görünmüyorlar. Hayır, yaptıkları başka şeyler var. Şunlar gibi: - yıkanmak - dinlemek - bahçeyle uğraşmak - yemek yemek - araba kullanmak - çalışmak - özlemek - kazanmak - izlemek - içmek - iç geçirmek - okumak - oyun oynamak - güneşlenmek - şikayet etmek - koşuya çıkmak - lafı dolandırmak - önemsemek - karıştırmak - hayaller kurmak - Google'da bir şeyler aramak - anne babalık yapmak - yenilemek - sevmek - dans etmek
Sayfa 165 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Yaşam/ölüm/futbol·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben Newton'la evde kaldım. Hâlâ tam "düzelmemiştim" çünkü. Düzelmek. Kelimelerin en insancası; normal sağlıklı yaşamın bir şeyleri düzelterek, düzleştirerek mümkün olduğu iması. Altta yatan şiddeti, önceki gece Guliver'ın yüzünde gördüğüm şiddeti düzelterek mesela. Sağlıklı olmak demek içindekileri düzeltmek, düzleştirmek, düzleşmek demekti. Düz olmak. Çıkıntılarını kapatmak. Çıkıntılarını kapatmak için kıyafetler giymek. Örtünmek. Hem gerçek, hem mecazi anlamıyla.
Sayfa 157 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Ben bir "değil"dim·Kitabı okudu
İnsanlar aynı anda iki dünyada birden var oluyorlar, görünümler dünyasıyla hakikat dünyasında. Bu iki dünya arasındaki bağlantılar farklı formlar alıyor. Buraya ilk geldiğimde bazı şeyleri anlamıyordum. Mesela kıyafetlerin neden bu kadar önemli olduğunu, ölü ineklere neden bonfile ve biftek gibi isimler taktıklarını, belli bir şekilde biçilmiş çimlerin üzerinde neden yürünemediğini ya da evcil hayvanlarına neden bu kadar önem verdiklerini hiç anlamıyordum. Ama şimdi anlıyorum. İnsanlar doğadan korkuyor ve kendilerine doğanın üzerinde egemenlik kurduklarını ispatlayabildiklerinde içleri çok rahatlıyor. Bu yüzden çimler var, bu yüzden kurtlar köpeklere evrildi, bu yüzden mimarileri doğal olmayan şekillere dayalı. Ama aslında doğa, saf doğa, onlar için sadece bir sembol. İnsan doğasının bir sembolü. Birbirlerinin yerine geçebilirler. Yani şunu diyorum..." Yani ne diyorsun? Diyorum ki insanları anlamak zaman alıyor çünkü onlar kendilerini anlamıyorlar. Çok uzun zamandır kıyafet giyiyorlar. Metaforik kıyafetler. İşte bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsanlar medeniyetlerinin bedelini böyle ödemiş, medeniyeti yaratmak için gerçek benliklerinin kapılarını kapatmışlar. Bu yüzden de kaybolmuşlar, benim anladığım bu. Sanat da bu yüzden var. Kitapları, müziği, filmleri, tiyatroyu, resmi, heykeli, hepsini bunlar kendilerine, asıl kimliklerine dönen köprüler olsun diye icat etmişler. Ama ne kadar yaklaşırlarsa yaklaşsınlar sonsuza dek uzaklar artık.
Sayfa 154 - İkinci Bölüm, Bir mücevher tuttum parmaklarımla, Ben bir "değil"dim·Kitabı okudu
Şu kadarını anlamıştım ki insanlar yaşlandıkça hayatları giderek kötüleşiyordu. Dünyaya küçücük eller, küçücük ayaklar ve sonsuz bir mutlulukla geliyordunuz ve ellerinizle ayaklarınız giderek büyürken mutluluğunuz yavaş yavaş buharlaşıyordu. Ergenlik yıllarınızı geride bıraktıktan sonra mutluluk elinizden kayıp gidebilecek bir şeye dönüşüyor ve kayıp gitmeye başlar başlamaz kütle kazanıyordu. Sanki kayıp gidebileceği bilgisi, ellerinizle ayaklarınız artık ne kadar büyük olursa olsun, onu tutmanızı daha da zorlaştırıyordu.
Sayfa 140 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, Anne·Kitabı okudu
Alıntı
Isobel kaşlarını kaldırdı. Bunun bir şey demek olduğu açıktı ama ne demek olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Moralimi bozuyordu bu durum. Görüyorsunuz ya, Kelime Dili insan dillerinin yalnızca bir tanesiydi. Dikkatinizi çektiğim gibi daha pek çok dilleri vardı. İç Geçirmeler Dili, Sessizlik Anları Dili ve, en dikkat edilmesi gerekeni, Kaş Çatmalar Dili.
Sayfa 135 - Birinci Bölüm Topladım gücümü elime, lsobel'in dansı·Kitabı okudu
Alıntı