Albert Einstein (1879 -1955)
Albert Einstein, Güney Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi olan babası, başarılı bir iş adamı değildi. Annesinin dünyası mü-zikti; özellikle Beethoven'in piyano parçalarını çalmak en büyük tutkusuydu. Aile Musevi kökenliydi, dinsel bağnaz-liktan uzak, açık görüşlü, kültürel etkinliklerle zengin bir yaşam içindeydi. Ne var ki, çocuğun ilk yıllardaki gelişimi kaygı vericiydi. Özellikle konuşmasındaki gecikme aileyi telaşa düşürmüştü. Albert, içine kapanıktı; çocukların arasına katılmaktan, oyun oynamaktan hoşlanmıyordu. Okulu sıkıcı buluyor, ezbere dayanan eğitim disiplinine katlanamıyordu. "Gimnazyum"da geçen ortaögrenimi mutsuz ve başarısızdı. Mühendis amcasının özel ilgisi olmasaydı, belki de öğrenimden tümüyle ko-pacaktı. Amca, yeğenine cebir ve geometriyi sevdirdi. Albert'i özellikle geometri büyülemiş gibiydi. Einstein, yıllar sonra amcasına borcunu şöyle dile getiirir.
“Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşımda iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşımda iken tanıştığım Öklid geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne girmeyen bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemeli!"
Münire ERDEN / Farklı Çoçuklarda Okul Başarısı Klavuzu, s.64 - Arkadaş Yayıncılık
Çoğunluk anda yaşamayı öğrenmiş. Dayanaksa, geçmişin şimdiye etkisi kesin değilse geçmişi düşünmenin ve haliyle şimdinin geleceğe etkisi azıcıksa şimdideki eylemlerin sonuçlarına bakılarak tartılmasına gereği yoktur görüşü. Bunun yerine, diyorlar, her eylem zamanda kendi başına bir adadır ve kendi içinde yargılanmalıdır. Aileler ölüm döşeğindeki amcanın başında miras ihtimali uğruna değil, amca o anda, orada sevildiği için bekliyor. Çalışanlar özgeçmişlerine bakılarak değil, iş görüşmesindeki davranışlarına göre işe alınıyor. Patronlarınca ezilen kâtipler gelecekten korkmadan dikleniyor. Bir itki dünyası bu. Bir içtenlik dünyası. Burası sarf edilen her sözün tam sarf edildiği ana ait olduğu, atılan her bakışın sadece tek anlam taşıdığı, her bir temasın ne geçmişi ne de geleceğinin bulunduğu, her öpücüğün ana ait olduğu bir dünya...