Muhyi | el-Muhyi İsminin Anlamı Muhyi isminin lügat anlamı: Hay kökünden türemiş olan el-Muhyi ismi, diriltmek, hayat vermek, can vermek ve yaşatmak anlamlarına gelmektedir. İhya fiili ile Kur’an’da çokça zikredilmektedir. EL-MUHYÎ: İhya edip dirilten; canlılara hayatı veren… Bu dünya, bir amaç için misafir olarak gönderildiğimiz, çalışıp çabalayarak ev sahibimiz olan Yüce Allah’ı memnun ve razı etmekle yükümlü olduğumuz bir yerdir. Ruhumuz daha önce, Ruhlar Aleminde, dünyaya gel­mek için sırasını beklediği gibi, anne rahminde kendisine bir elbise giydirilip dünyaya gönderilmiştir. Bir süre de burada kalıp bekledikten sonra yine sırası gelince beden elbisesinden soyunup kabre girecek; kabir veya berzah alemi denilen yerde bekletilecektir. Oradaki bekleyiş ise toplu haldedir ve kıyamete kadar sürecektir. Muhyi isminin ıstılah anlamı: Muhyi; insanı yoktan var eden ve diriltendir. Muhyi; ölümünden sonra toprağı diriltendir. Muhyi; iman eden kullarını güzel bir şekilde yaşatandır. Muhyi; iman edenleri canlı tutandır. Muhyi | el-Muhyi Dualar ve Zikirler EL-MUHYİ isminin zikri (68) adettir. Zikir saati ise Zühre; zikir günü Cuma’dır. Sabah erken gün doğarken ve ikindi sonrası zikredilebilir. Gece zikretmek için de tam gece yarısı zikredilebilir. Muhyi | el-Muhyi esmasıyla yapılacak Dualar: O’nun öldürdüğüne kimse hayat ve can veremez. Her gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. Bütün bunlar, Allah’ın (azze ve celle) Emriyle, Yaratmasıyla ve müsaadesiyle olmaktadır. Allah (azze ve celle) yoktan var edip hayat verdiği gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir. Buna ihyâ, yani, diriltme denir. Hayatı hiç yoktan veren Zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır. Allah (azze ve celle) Öldüren ve
Din İslam
Pîrimin 26 Aralık Sohbetinden
Her bir kardeşimizin yanlışını da kendimize kabul ediyoruz, güzelliklerini de. Onun için biri birine yardım ettiğinde bize yardım etmiştir. Yardımı ne ile yapıyor, Allah’ın ayetleriyle, iyilikle yapıyor, güzellikle yapıyor, hayırla yapıyor, elinden ne geliyorsa o, bize yardım etmiş oldu. Aynı şekilde bir sıkıntı verdiğinde yine bize vermiş oldu. Her insan topluluğunu imamıyla beraber huzura alırız dedi, imam, şahid, Rasul, Nebi hepsi aynı şeydir; her birinin meselesi farklıdır, vazifesi farklıdır, her biri de öylesine sorumludur, gücü kadar... Onun için her bir kardeşimizin güzelliklerine şehadet etmek istiyoruz. Allah’a yakınlığına dostluğuna Rabbinin, Rabbini sevgisine, muhabbetini imanını ispatladığına şahid olmak istiyoruz. Burda ne kadar şahidsen orda o kadar şahid oluruz. Eğer burda şahid olamazsan öbür tarafta da şahidlik yapamazsın. Görmediğin bir şeye nasıl şahitlik yaparsın. O zaman burda gördüklerinle orda gördüklerin birdir. Herkesin kendine bakması lazım. Hepimiz yoldayız ve yolcuyuz. Bir yandan nefsimizi temizlemeye çalışıyoruz, tezkiye etmeye çalışıyoruz, bir yandan da Rabbimize yürüyor, koşmaya çalışıyoruz. Rabbimizin güzelliğini almaya, Rabbimizin güzelliğiyle güzel olmaya çalışıyoruz. "Hep beraber Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parça parça olmayın" dedi. Bir... bütün insanlık olarak tek bir ümmetiz, bize düşen Rabbimizin davetine Rasulullahın davetine icabet etmektir, icabet etmeye davet etmektir. Hiç kimseye şucu bucu dememektir, hiç bir topluluğu cemaati eleştirmemektir. O ki "lailahe illallah Muhammedurrasulullah" diyorsa kardeşimizdir. Allah kime nasıl muamele eder bir tek Allah bilir hepimiz Rabbimize şahid olduk. Ben sizin rabbiniz değil miyim buyurduğunda ne dedik? "bela şehidna" evet “Sen bizim Rabbimizsin, biz
Reklam
Pir Muhammed Hüseyin/Ankara
26 Aralık 2025 Cuma Sohbeti Bütün öğrendiklerimiz, anlamaya çalıştıklarımız, hepsi Rabbimizin ayetlerini, vahyini öğrenmek içindi, anlamak içindi. Rabbimizi tanımak içindi, kendimizi anlamak içindi. Kim olduğumuzu bilmek içindi, nerden geldiğimizi, neye geldiğimizi, ne yapmamız gerektiğini, nasıl kaybedeceğimizi, nasıl kazanacağımızı öğrenmek içindi, anlamak içindi. Rabbimiz mü'minleri anlatırken "Hakiki mü'minler Allah zikredilince, Allah’ı zikrettiklerinde kalpleri ürperen, titreyen, onlara Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran, bütünüyle Allah’a tevekkül edenlerdir." Hakiki müminler... Gerisi? Ne kadar Allah’ı zikrettiğinde, Allah dendiğinde ürperiyorsa Rabbinin azameti karşısında, ne kadar ayetler okununca imanı artıyorsa, Allah’a olan Muhabbeti artıyorsa... İmanı veren Allah’tır. Biz Allah’ın ayetlerini ciddiye alınca "Rabbim bana böyle söylüyor, benim böyle yapmam lazım, böyle olmam lazım, böyle düşünmem lazım, böyle konuşmam lazım" dediğimizde Rabbimiz sever. O, sevince iman olur. ben onu seviyorum demek iman değil, O bizi sevince iman gönlümüze tecelli eder. Onun için Rasullah Efendimiz aleyhivesselatu vesselam öyle buyurmuştu; “iman bir nurdur Allah onu kalbe indirir” O indiriyor, O seviyor. Onun sevgisi, Rahmeti, mağfireti, tecelli ediyor. Onun için hem buradaki hem dışarıdaki bütün kardeşlerimiz için ders budur. Kur’an dersi Ramazana kadar bir kere Kur’an’ı baştan sona ders edinme dersi, hem kendi kendine okuyacak tamamlayacak, hem aralarında bir araya geldiklerinde mescidlerde dergahlarda bir araya geldiklerinde aralarında Allah’ın ayetlerini ders edinirler, edinmeleri gerekir. Yarım cüzden biraz fazla yaparlarsa yeterlidir. Ramazana kadar tamamlamış olurlar. Bir gün üç sayfa yapar, bir gün beş sayfa
Sesli kitap, kitabın bölümlerini dinleyebilirsin
(SUFİ İSLAM kitabından) youtube.com/playlist?list=P... CEYLAN HİKÂYESİ ve ELEST BEZMİ Avcının biri, ormanda bir ceylan yavrusu yakaladı ve onu yanında tuttu. O annesini kaybetmişti. Adam önce onu sevdi; alıp kucağına sevip kokladı. Misk kokuyordu ceylancağız. Sonra avcı ceylanın boğazına bir ip bağlayıp peşinden sürükleyerek onu eve götürdü. Ve o merhametsiz gaddar herif alıp o kurban olduğum ceylanı getirip ahıra kapattı. Ahır sıpalarla doluydu. O Allah nurundan yoksun basiretsiz adam da ceylanı, zalim insanlar gibi bu ahıra hapsetti. Ceylanın ağzının tadı kaçtı ve ürkekliğinden ahırın içinde sağa sola koşup sıçramaya başladı. Bir o yana bir bu yana koşup durmaktaydı. İçerinin ışığı loştu. Duvar aralarından, tavandan ve kapı aralığından içeriye bir miktar güneş giriyordu ama yine de içerisi karanlık sayılırdı. Her taraf toz, toprak ve saman tozuydu. Ceylan nefes almakta zorlandı. Ve içerisi kötü kokuyordu, ceylan üzüldü. Ve bir duvar dibine çekilip kederli bir şekilde annesini düşledi ve orman hakkında düşündü. Avcı geceleyin gelip bu sıpalara saman bıraktı ve bu pasaklı hayvanların kirletmiş olduğu su kaplarına biraz su ekledi. Suyun rengi neredeyse kahverengiydi. Her sıpa açlığından samanı şeker gibi, bal gibi, köy kahvaltısı gibi yiyor ve mutlu oluyordu. Sonra karınlarını doyurmuş olan bu hayvancağızlar ahırın içinde koşup zıplamaya, oynayıp eğlenmeye başladılar. Ceylan, gâh bir yandan diğer yana kaçıyor, gâh tozdan, dumandan yüzünü çeviriyordu. O göbeği miskli, yürüyüşü narin ceylan günler boyu bu sıpaların ahırında işkence çekti. Ne yapacağını bilmez halde ve karaya vurmuş balık gibi can çekişmede, çırpınıp durmadaydı. Ve pislikle misk, adeta aynı kovaya girmişti. Sıpalardan biri alaylı bir şekilde
Allah’ım! Müslümanlar Olarak Canımızı Al
اَللَّهُمَّ تَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ، وَأَحْيِنَا مُسْلِمِينَ، وَأَلْحِقْنَا بِالصَّالِحِينَ غَيْرَ خَزَايَا، وَلَا مَفْتُونِينَ. Okunuşu: Allahümme teveffena Müslimîne ve ehyinâ müslimîne ve elhıknâ bissâlihîn gayra hazâyâ ve lâ meftûnîn. Anlamı: Allah’ım! Müslümanlar olarak canımızı al, Müslümanlar olarak dirilt, rezil olmadan ve fitneye uğramadan sâlih kullarının arasına dâhil eyle! (Hâkim, "De’avât", No:1898)
Hayat ve İnsan
• وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًاۜ وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰه۪يمَ مُصَلًّىۜ وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ • Ve-iż ce’alne-lbeyte meśâbeten linnâsi veemnen vetteḣiżû min mekâmi ibrâhîme musallâ(en)(s) ve’ahidnâ ilâ ibrâhîme ve-ismâ’île en tahhirâ beytiye littâ-ifîne vel’âkifîne ve-rrukke’i-ssucûd(i) (Bakara 2/125) • Biz ta o zaman bu Beyt'i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail'e şöyle ahid verdik: "Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!" Kuran-ı Kerim Türkçe Meali
Din İslam
Reklam
Reklam