Puan vermedi·416 syf.·
2020 648. kitabı
Yaklaşık dört aylık bir sürece yayarak okuduğum ve neredeyse her bir karakterinin hayatımın bir parçası haline geldiği Durgun Don eseri için inceleme yazmazsam olmazdı:) Zaten çok beğendiğim eserlere mümkün olduğu kadar inceleme yazmaya, paylaşımlar yapmaya, daha çok okura ulaştırmaya çalışıyorum. Umarım fayda sağlayabiliyoruzdur. Durgun Don Şolohov'un kaleme aldığı, 14 yıllık bir süreçte tamamlanan, yazara nobel edebiyat ödülünü getiren tabiri caizse muhteşem bir Kazak destanıdır. Eser 4 ciltten oluşmaktadır. Yazarın üslubu tıpkı kitaba ismini veren Don Nehri gibi akıcı, insanı sürükleyen bir niteliktedir. İlk ciltle birlikte Don bölgesinde yaşayan Kazak halkının günlük yaşantısı, gelenek ve görenekleri, inançları, aile yapıları anlatılmaktadır. Yazar Özellikle bir aile üzerinden tüm Kazak toplumunu tanıtmaya çalışmıştır. Ciltler ileriledikçe 1. Dünya savaşı, Rusya'da Çarşık rejiminin yıkılması, Ekim Devriminin gerçekleşmesi, Bolşeviklerin yönetimi ele geçirmesi ve Rusya topraklarında yaşanan iç savaşlar eserin ana hatlarını oluşturmaktadır. Savaşın insanlar üzerindeki etkisi, nasıl bir yıkıma neden olduğu, ne büyük acılar yaşattığı etkileyici bir şekilde anlatılmıştır. Fakat eseri sadece savaş içeriğiyle tanımlamak hatalı olur; savaşlar yaşanırken Kazak halkının aile ilişkileri, geçim şekli, kadın-erkek ilişkileri, aşk, evlilik, insanların hayata bakış açıları gibi bir çok olgu işlenmektedir. Bu detaylı anlatım bir çok okura Kazak toplumunu daha yakından tanıma fırsatı verecektir. Kitabı okurken sık sık kapıldığım şu düşünceyi de paylaşmak istiyorum: iki zıt politik düşüncenin kitleleri harekete geçirerek çıkardığı savaşın sonunda kazananlar kahraman, kaybedenler hain ilan ediyor. Halbuki belki de hain ilan edilenlerin politik düşüncesi o toplum için daha
İnceleme
Durgun Don - Cilt 1Mihail Şolohov · Yordam Edebiyat · 20181,639 okunma
Albaya Mektup Yok (Gabriel Garcia Marquez)
Puan vermedi·80 syf.··
2026 9. kitabı
YAZAR: GABRIEL GARCIA MARQUEZ YAYIN: CAN YAYINLARI ÇEVİRİ: HANDAN SARAÇ 1982 Yılı Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir yazarın umut, bekleyiş, yoksulluk, yalnızlık, onur temalarını işleyen uzun bir öykü kitabı. Ülkesi uğruna savaşarak hizmet vermiş yaşlı Albay, yaptığı hizmetlerin karşılığını alamamış, emekliye ayrılmış bir askerdir. Sıkıntılı, zorlu yaşlılık dönemi geçirmektedir. Özellikle ekim ayında artan bağırsak hastalığı ve yüksek ateş şikâyetleri, sağlık problemleri ile uğraşmaktadır. Karısı ise astım hastasıdır ve sürekli nöbet geçirmektedir. Oğulları yasadışı bildiri dağıtırken polis tarafından vurularak öldürülmüştür. O açlık, yoksulluk içinde oğullarını hatırası olarak beslemeye çalıştıkları, kendilerinden önce ona yiyecek olsun diye mısır buldukları horoz, aynı zamanda bir umudun sembolüdür. Horozu görmeye gelen öğrenciler, horoz dövüşü için para biriktirenler… Karısı ise oğlunun ölüm sebebi olarak horozu, horoz dövüşlerini görmektedir. Kasaba hem ekonomik hem de toplumsal olarak baskı altındadır. Sıkıyönetim ve geceleri belli bir saatten sonra sokağa çıkma yasağı vardır. Cenazenin geçtiği yol bile sıkıyönetim kurallarına göre değiştirilebilmektedir. Albay, bu zorlu kasaba yaşamında hak ettiği emekli aylığını almayı on beş yıldır beklemektedir, her cuma günü postaneye giderek mektup yolu gözlemektedir. On dokuz yıl önce meclis yasayı çıkardığı zaman, hakkını kanıtlaması sekiz yılını almıştır. Sonra listelere alınabilmek için bir altı yıl daha harcamıştır. Kitap biter, Albay’ın beklediği mektup hâlâ gelmez… Aslında beklediği sadece maaş değildir, aynı zamanda devlet tarafından hatırlanmak ve emeğinin karşılığını görmektir. Parasal sıkıntılarının çözümü için ise horozun dövüşü kazanmasına, horozun getireceği kazançtan yüzde yirmi pay almalarına bel
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
Reklam
10/10
·328 syf.·
2026 3. kitabı
İslam tarihçisi M. Asım Köksal’ın titiz bir araştırma ve tamamen muteber ilk dönem kaynaklarına (Taberî, İbnü'l-Esîr, İbn Kesîr vb.) dayanarak kaleme aldığı "Hazret-i Hüseyin ve Kerbela Faciası", İslam tarihinin en büyük trajedilerinden birini kronolojik, tarafsız ve belgelere dayalı bir şekilde ele alır. Yazar, olayları ajite etmeden, tarihi hakikatleri ön plana çıkararak Ehl-i Beyt sevgisini ve adaleti savunur. 1. Hazret-i Hüseyin’in Şahsiyeti ve Ümmetteki Yeri Kitap, Hz. Hüseyin’in doğumu, çocukluğu ve dedesi Hz. Muhammed (s.a.v.) ile olan derin bağını anlatarak başlar. Peygamber Efendimiz’in onun hakkındaki "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim" gibi hadislerine yer verilerek, Hz. Hüseyin'in Müslümanlar nezdindeki müstesna yeri vurgulanır. Hz. Ali ve Hz. Fâtıma’nın terbiyesinde yetişen Hz. Hüseyin’in ilmi, takvası, yüksek ahlakı ve haksızlığa boyun eğmeyen karakteri eserin ilerleyen bölümlerindeki duruşunun temelini oluşturur. 2. Kerbela’ya Giden Siyasi Süreç Muâviye b. Ebû Süfyan’ın vefatı ve vasiyeti üzerine oğlu Yezid’in halifelik makamına geçmesi, İslam dünyasında şûra (seçim) sisteminden saltanata geçişin ilk adımı olur. Biat Baskısı: Yezid, hilafetini meşrulaştırmak için Medine Valisi aracılığıyla Hz. Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer gibi dönemin en saygın isimlerinden zorla biat almak ister. Biatın Reddi: Hz. Hüseyin, İslam'ın yönetim ilkelerine, liyakate ve adalete aykırı görerek Yezid’e biat etmeyi kesinlikle reddeder ve can güvenliği için Medine’den Mekke’ye geçer. 3. Kûfelilerin Daveti ve Müslim b. Akîl’in Şehadeti Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini duyan Kûfe halkı, ona binlerce mektup göndererek kendisini halife olarak tanımak istediklerini, Kûfe’ye gelirse ona sadakatle bağlanacaklarını bildirirler. Elçi Gönderilmesi: Hz.
1000Kitap
Hazret-i Hüseyin ve Kerbelâ FâciasıM. Asım Köksal · Ketebe Yayınları · 2024209 okunma
Nutuk
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 160. kitabı
Mustafa Kemal Atatürk’ün kaleme aldığı Nutuk, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi değil; aynı zamanda bir liderin, küllerinden doğan bir ulusu nasıl inşa ettiğini gösteren muazzam bir tarihi, sosyolojik ve edebi şaheserdir. 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında CHP İkinci Kurultayı'nda Atatürk tarafından toplam 36 buçuk saatte okunan bu tarihi konuşma, 1919-1927 yılları arasındaki dönemi birinci elden belgelerle ortaya koyar. Nutuk, kronolojik ve tematik olarak incelendiğinde üç ana bölüme ayrılır. Atatürk eser boyunca askeri bir dehadan, modern bir devlet kurucusuna evrilen süreci bizzat yönettiği telgraflar, mektuplar ve resmi kararlarla destekleyerek anlatır: Kuvayı Milliye Dönemi (1919 - 1920): Samsun’a çıkışla başlar. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile dağınık haldeki yerel direniş odaklarının (Kuvayı Milliye) "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" çatısı altında tek bir iradeye dönüştürülmesini anlatır. TBMM ve Savaşlar Dönemi (1920 - 1923): Ankara'da meclisin açılması, düzenli ordunun kurulması, iç isyanların bastırılması ve Batı Cephesi'ndeki askeri zaferlerin (İnönü, Sakarya, Büyük Taarruz) diplomatik başarıya (Lozan Antlaşması) dönüşme sürecidir. Cumhuriyet ve Devrimler Dönemi (1923 - 1927): Saltanatın ve hilafetin kaldırılması, cumhuriyetin ilanı ve yeni bir toplum düzeni kurmak amacıyla yapılan radikal modernleşme hamlelerinin (kılık kıyafet, hukuk, eğitim devrimleri) gerekçelerini içerir.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Doğan Kitap · 2021357 okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Bir Yakut köylünün hayatı
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:17
Rusya ile ilgili değerli bir öykü kitabı. Bir Yakut köylüsünün hayatı anlatılıyor. Fakir ve yoksul bir adam olan Makar ve çevresindeki insanlardan bahsediyor. Çok değerli bir eser. Okunması gerekiyor. Ekim devrimi öncesi Rusya'daki kırsal hayatını anlatıyor.
Makar’ın RüyasıVladimir Korolenko · Vakıfbank Kültür Yayınları · 2020181 okunma
Reklam
Reklam