Kitap. Nasıl diyeyim... İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı. Değil mi? Bir mûsikî parçası gibi...
“kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı…”
Annelere anlatılan kederler taksim değil ,zarbedilmiş olur: Çoçuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çoçuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çoçuğa çoçuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.