Bir Şair Bir Kitap
Murathan Mungan – Doğduğum Yüzyıla Veda gözümü alırken her yanımda ışıyan gençliğim kimin yaşındaydım bilmedim. ** Yunus’un yaşına geldiğimde Dünyayı aşk, imkânsızı erkek bildim. ** Kelimelerle dokundum dünyanın hallerine ** geri saydım kendimi sana geldim onca aşk içinden geçtim de kimsenin yaşına değmedim. ** Bildiklerim kadar unuttuklarımla da seni büyüteyim. ** Biliyorum, yenilenler geçmişe kadar kaçar birinde haritamı kaybettim ey Piri Reis! çinisi soldu maviliğimin nice Osmanlı şiirinde odalardan odalara azala çoğala yaşadım da Fatih’in kokladığı karanfili denize bakan bir şiirde düşürdüm. ** Rüyasında koklanmış karanfilini Fatih’in alınmış İstanbul’da düşürdüm içim başka yere sürüldü tarih alındı benden
Metis
“Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek, Giryemi kildi hün eksimi füzün etti felek. Sirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek*” diyordu Yavuz Sultan Selim. Yani namı değer Selimi. *Bilmem, gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki gözümü kan içinde bıraktı, aşkımı artırdı. Benim pençemin, gücümün korkusundan aslanlar bileti titrerken felek, beni bir ahu gözlüye esir etti.
Sayfa 527 - Ephesus Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Seyehat şirketinin ofisinde çalışan sarışın kız, son anda bilet alan bir müşteriyi, adamın yanındaki boş koltuğa oturtmasını söylüyor. Muavin yeni yolcuyu peşine takıp adamın başına dikiliyor. "Buraya oturun abi," diyor. Adam yavaşça kafasını kaldırıyor... Kafamı kaldırıyorum. Ben boş boş bakınca bir açıklama yapma gereksinimi duyuyor: "Bu abi... bu beyefendi son anda bilet almış, bir tek sizin yanınız boş, o yüzden..." Kesik kesik solumasından son dakika bilet almak için koştuğu belli olan adamın meraklı gözleri olmasaydı, muavin bunu fısıltıyla sormuş olsaydı, hiçbir açıklama yapmadan, "Hayır!" der, camdan dışarıyı seyretmeye koyulurdum. Ama artık bunu yapamazdım. Otobüstekiler bana bakıyordu. Bir sınav veriyordum: "Ne huysuz adammış be, neden adamcağazın oturmasına izin vermiyor?" İzin vermeyecektim. Veremezdim. Bilirsin beni baba -Bilir misin?- bunalırım, terlemeye başlarım, dayanamam bir yabancıyla yolculuk etmeye. Sinemada, tiyatroda önümde, arkamda, yanımda oturanın koltuğu gıcırdandığında bile içim bir hoş olur. Gevezelik edenleri, yorum yapanları, mısır yiyenleri boğmak isterim. İnsan sıcaklığı olan yere oturamam, her yeri kolonyalı mendille silmek gelir içimden, deli derler diye yapamam. Bitmek bilmez konuşmalar, sorular, cama doğru sıkıştırmalar, kıtırdatarak yenilen naneşekeri ya da şapırdatarak çiğnenen sakız, daracık koltuğa yerleşmeye çalışırken sürtünen bir bacak, uyurken omzuma düşen bir baş... Bütün bunları düşünerek iki kişilik bilet almıştım. Yasal olarak haklıydım ama muavinin sorusu karşısında söyleyeceğim şey yasaların üstündeydi; kamu vicdanı beni gözetliyordu: "Burası boş değil...( Çattık belaya diyor içinden. ) Yani ben...( Son dakika yolcusunun suratı ekşidi.) Ben iki kişilik bilet almıştım çünkü... ( İyi bir neden bulmalıyım. ) Şey... (
Sayfa 13 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Devam etti, "Onlar İstanbul'daydı ben Van'da. Ama artık parası vardı babamın yani daha doğrusu karısının... Onun için de ilk tatilde onların yanına gitmem için otobüs bileti geldi. İlk kez bu kadar uzun bir yolculuğa çıkmıştım ve tek başıma pencereden yollara, sanki bırakılmış, terkedilmiş gibi görünen uçsuz bucaksız topraklara, ekili tarlalara, telefon direklerine, yoksul evlere, güzel evlere, kimi zaman insanın içini burkan bozkıra, kimi zaman yemyeşil küçük köylere bakarak ve elimdeki deftere gördüklerimi çizerek geldim. O yolculuğu hiç unutmam. Belki ilk uzun yolculuğum olduğu için, belki kısa da olsa tüm hayatımı ilk kez kendi başıma yeniden gözümde canlandırdığım için, belki birçok hayatın içinden geçerken aslında kendi yaşadıklarımın öyle çok da acıklı, çok da bana özgü olmadığını ilk kez anladığım için, bilmem..."
Sayfa 68·Kitabı okudu
100 Kolay Salih Amel Modern hayatın karmaşası içinde unutuverdiğimiz, hayatın içinde uygulaması kolay 100 salih amel... Aşağıda okuyacağınız liste, sosyal medya ortamında çok sayıda arkadaşın kıymetli katkılarıyla oluşturuldu. “Modern hayatın karmaşası içinde unutuverdiğimiz, pratik salih amelleri derleyelim” demiştik; hamdolsun, ortaya birbirinden güzel 100 madde çıkıverdi. Bu elbette bir baş­langıç, salih ameller de bu kadarla sınırlı değil. Yol uzun, el verir ki revân olalım. Buyurunuz efendim: Anne-baba uzaktaysa eğer mutlaka hatırlarını sor­mak; düzenli aramak, Anne-babayla konuşurken kırıcı olmamak; onların yanlışlarına müdahale ederken şefkati elden bırakmamak, Serviste uyuyakalan arkadaşını ineceği durağa gelince uyandırmak, Toplu taşıma araçlarında, yaşlı olmasa dahi yorgun olduğu belli olanlara, eşyası olanlara, kitap okuyanlara vs. mümkün olduğunca yer vermek, Ters istikamette dahi olsa, arkadaşları gidecekleri yere bırakmak, Arabası olan arkadaşa, “Beni bırak” diyerek yük ol­mamak, Mümkün olduğunca, yalnız başına yemek yememek, Maddi imkânlar el verdiği ölçüde, yemek ısmarlamak, evlerde yemekli davetler vermek, Bildiğimiz bir konu bile olsa, karşı tarafı sabırla dinlemek, Toplu taşıma araçlarında, Akbil’i (bileti) olmayanın yerine Akbil (bilet) basmak, Akbil’i (bileti) bitenlerden herkes gözlerini kaçırır­ken, kartını uzatmak, Ağızdan kötü sözler çıkan arkadaşları, kırmadan uyarmak,
İnsan