Müziği anlamak için gelmiş geçmiş bütün müzik eserlerini dinlememiz gerekmiyor. Şaraptan zevk alabilmek için dünyadaki bütün bağların üzümleriyle yapılmış bütün şarapları tatmamız gerekmiyor.
Kim yardı beni, bana kim yârdı?
Kim akıttı kanım,
bilmiyorum
hatırlamıyorum.
Dünyaya atları sürmeye gelmiştim,
mart sonu muydu, şubat mı,
gül ekiliyordu toprağa,
kanımı kim?
Fakat yavru insanlar gibi düşünmedi. Hiçbir şeye geniş bir açıdan bakmadı. O, içinde ara sıra beliren yalnız tek bir düşünce ya da isteğe göre hareket ederdi, başka hiçbir amacı yoktu. --- İçindeki canlılık, kaslarının hareketi, bilinmeyen bir mutluluktu. Et peşinde koşmak, heyecan ve sevinçle karşılaşmak demekti. Öfke ve mücadeleleri zevk doluydu. Korku ve bilinmeyenin sırrı, yaşamaya devam etmesine sebep oluyordu.
Yine yaklaşmaktasınız, belirsiz şekiller,
Vaktiyle, erkenden bana hayal meyal görünen.
Acaba bu kez de denesem mi, tutmayı sizi?
Meyilli midir kalbim hala kurduğum o hayale?
Üstüne gidiyorsunuz! Pekala, siz yönetin o halde,
Siz ki, çepeçevre sis ve duman gibi etrafımı saran;
Sarsılır göğsüm gençliğimdeki gibi
Gördükçe geçişinizi saran o büyülü nefesi.
Getirmektesiniz beraberinizde mutlu günlerin resimlerini,
Ve yükselmekte kimi sevgili gölgeler;
Eski, unutulmaya yüz tutmuş bir efsane gibi
Hatırlatır ilk aşkları, ilk dostlukları;
Acı yenilenir, yineler kendini sitem
Yaşamın karmaşık, dolambaçlı gidişatında
Ve güzel vakit geçirme uğruna iyileri anın bana,
Talihin yanılttığı, gözümün önünde eriyip gitmiş olan.
Şimdi ise fışkırmakta o ebedi topraklardan
Alev üstüne alev, duruyoruz şaşırarak;
Hayatın meşalelerini yakmaktı niyetimiz,
Sarıyor bizi ateşten bir deniz, hem de ne ateş!
Aşk mı, nefret mi etrafımızı kor gibi saran,
Acı ve sevinç arasında dehşetle gidip gelen,
Öyle ki, gizlemek için kendimizi gençliğimizin örtüsü altında,
Bakışlarımızı yöneltiyoruz yeniden toprağa.