Dört sene sonra geri geldim, Alacakaranlık okuyorum ve bu durumdan çok rahatsızım. Kitap sandığınızdan daha korkunç ve “utanç verici” anlamında da değil. Bildiğiniz Dracula korkunçluğu var kitabın üstünde. Tüylerim ürperiyor. Filmlerini yine ılımlı çekmişler.
O kadar sahip çıktığım kitabı utanmadan suda ıslattım bir de.
Beğenmedim :(
Okumadan önce ciddiye aldığım bir kitaptı. Ama hata etmişim. Çünkü fantastik kategorisinde diye anılmasına rağmen romantik vıcık vıcık bir bad boy kitabıydı.
Araya bir intikam hikayesi ve birkaç büyülü yaratık eklemenin kitabı fantastik yapacağını zannetmişler galiba. Eğer liseli ergen aşkı okumak istiyorsanız buyrun alın ama amacınız fantastik okumaksa önermem.
Birçok kişinin “Mare çok bencil.”,”İkinci kitabı sevmedim.” cümlelerini gördüm. Ben kesinlikle böyle düşünmüyorum. Herkesin kurtulmasının yükünü taşıdığınızı ve kimsenin sizi tam olarak anlayamadığını düşünün. Elbette kendinizi yalnız hissederdiniz. Daha kim olduğunu bile anlayamazken her şeyden sorumlu tutulmuştu.Herkes onu Prenses Maarena olarak görürken nasıl biri olduğunu bulmak daha da zordu.
Onu en azından Cal’ın anladığını düşünürken “Sen sadece insanları öldürüyorsun.” cümlesiyle kalbine bir yumruk yemişti.
Mare “...ama şimdi ruhumu kaybettiğimi hissediyordum.” diyerek yanında olduğunu düşündüğü son kişiyi de kaybettiğini böyle anlatıyor.
Kızılların asılması,abisi Shade’in ölmesi,Gümüşlerin öldürülmesi... Her şeyi batırdığını kendisi de düşünüyordu. Eğer Cal, Ptolemus’un kendi kanından biri olmasını bırakıp onun sadece bir cani olduğunu kabul etseydi Shade ölmemiş olacaktı. Ama Mare bunu hiçbir zaman onun yüzüne vurmadı. Herkes onu duygusuz olarak adlandırırken kimse içindeki savaşın farkında değildi.
Kitabın sonunda “Ama aynı zamanda iğrenç, çarpık bir rahatlama da hissediyordum. Benim için, benim seçimlerim için çok fazla kurban verilmişti. Artık sıranın bana gelmesi adil olurdu ve cezama razıydım.” cümleleriyle Mave’e teslim oluyor. Söylesenize neden düşmanına karşı teslim olurken rahatlama hissediyordu? Anlaşılamamak böyle bir şey olsa gerek.