Büyük devletler kuruluyor ama içindeki halk yoksul ve aç. Milyonlarca insan cahil, zihinsel olarak gelişmemiş, manevi açıdan ilkel. Her yerde sarhoşluk, hırsızlık, sefahat, vahşi istismar, yoksulluk, karşılıklı kin... Ve herkesin keyfi yerinde.
"Dört haslet sende bulunduğu takdirde, dünyalıktan diğer ayıbların sana zarar vermez. Doğru konuşmak, emâneti korumak, güzel huylu olmak ve haramdan çekinmektir". Resûl-i Ekrem
Mezarın içinde ne kadar tutkulu, ne kadar günahkâr ve isyankâr bir yürek saklı olursa olsun üzerinde büyüyen çiçekler bize masum gözleriyle sakin sakin bakarlar: Onlar bize sadece sonsuz huzuru değil, "kayıtsız" doğanın büyük huzurunu değil, sonsuz barışmayı ve sonsuz yaşamı da anlatırlar...
ARGO
Ağacı sevecektiniz,
Yoldunuz, dal bırakmadınız...
Yılına al bırakmadınız,
Yemişini yiyecektiniz.
Kadını sevecektiniz,
Aldınız, ver bırakmadınız...
Sevi’ye yer bırakmadınız,
Ona ben değil, sen diyecektiniz.
Büyürken zamanla,
Küçüldünüz zamanla,
Arıları kovdunuz dumanla,
Kovanda bal bırakmadınız.
Sobayı söndürdünüz,
Isıyı öldürdünüz,
Hava basıp üfürdünüz,
Mangalda kül bırakmadınız.
Parayla yamalı bohça’da,
Kapanık, dar bir açıda,
O canım ikili bahçede
Bir renk, bir gül bırakmadınız.
Bir eliniz vardı, bir cebiniz,
Başınıza vurdu keliniz,
Alıp sattınız hepiniz,
Depoda mal bırakmadınız.