Serseri yürüyüşlere bırakırsınız bazen kendinizi. Ahenkli adımlarla başlar kaçışlarınız. Hangi sokağa girseniz bitti dediğiniz eski bir sayfanın satırlarında bulursunuz kendinizi. Dünde kaldı dediğiniz ne varsa, döndüğünüz her köşe başında karşınıza çıkar. Şehri küçültür serseri yürüyüşler. Unuttum dediğiniz ne kadar yüz varsa, kalabalığın içinde size bakar..
Aziz Bey'in dramı Maryam'la başlar. Çünkü ona aşık oldu. Bu aşk, kör bir göz, felçli bir sağ kol, tekleyen bir kalp gibi ona hep acı verdi ama onunla birlikte yaşadı.
Maryam'i da, ilk gençliğinde listesini tuttuğu o geniş sineli, sulu gözlü kadınlar gibi düşünse iyiydi. İçinde sadece cinsel bir arzu kımıldasaydı, o vücudu istemekle kalsaydı iyiydi. Ama Aziz Bey Maryam'ın gözlerine baktı. Gözlerin tehlikeli olduğunu Maryam'dan sonra anladı. İkide bir onun konuşan gözleri aklına gelmese, onu gördüğü zaman vücudunda parmaklarının ucuna kadar bir alev yürümese, dizleri titremese, dili damağı kurumasaydı; Aziz Beu de herkes gibi bir adam olacaktı.