Proust devam ediyor: “Okuma zihni hayatı uyandırmalı, yerini almamalı onun. Başkalarının hazırladığı bir bal değil hakikat, onu kitap sayfalarından toplayamayız, kafamızın ve gönlümüzün iç hamleleri ile fethedebiliriz ancak.” Doğru. Zihin arı, kitap çiçek, dış dünya kovan.
Momo'nun hickimsenin yapamayacağı şekilde başardığı şey dinlemekti. Belki pek çok kimse :"Bu da bir şey mi? Herkes dinlemesini bilir." diyecektir. Oysa hiç de öyle değil. Çok az insan gerçekten iyi bir dinleyicidir.
Dünyanın mütevazı kişilere miras kalması gerekirdi ama tam aksine gençlere kaldı. Kendi ruhlarına bakmak yerine bilgisayar ekranına bakan teknoloji bağımlılarına...
Ertesi sabah yola koyulduk. Türk tutsaklar yol yapımında çalışıyordu. Yiyeceklerden yakındılar. Kara Rus ekmeğine alisamiyorlarmiş. Bu bana dostum Şeremetev'in Paris dönüşü söylediği şu sözü hatırlattı:"Paris yaşanılacak yer değil arkadaş. Yiyecek bir şey yok kara ekmek bulamıyorsun. "