Yaşamak, bana hayatın ne kadar kırılgan ama aynı zamanda ne kadar güçlü olduğunu hissettirdi. Fugui’nin acılarla örülü ömründe gördüm ki, asıl güç kayıplara direnmekte değil, her şeye rağmen yaşamı kucaklayabilmekte saklıdır. Sayfalar ilerledikçe fark ettim ki, asıl mesele kaybetmemek değil; her şeye rağmen yaşamayı seçebilmek…
Hayatın kıyısında durup dünyayı anlamaya çalışan insanların romanı… Her satırı içimde bir yerlere dokundu. Okudukça yalnızlığımla yüzleştim, Selim’i değil belki de kendimi aradım.
Zaten hepimizin içinde de yok mu bi olric?
okumadım da sanki yaşadım gibi.. Gizemin kaza sonrası hafızasını kaybetmesi, kaybetmiş gibi yapması, Tarık’ın Gizem’e ihanet etmesi ve zengin olmayı aşka tercih etmesi.. ve Gizem yani gerçek adıyla Esra’yı hiç yalnız bırakmayan Cemil hoca ve Orhan hoca.. tam adının hakkını veren bir kitap tam kördüğüm….
son kısımları beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da çok akıcı çok sürükleyici bir kitap. okurken duygulanmamak imkansız.. böyle acı çeken insanların var olduğunu düşünmek bile çok üzücü..
bu kitabı okuyunca bir insanın bir insanla gerçekten değişebileceğine inandım. Roxy’ nin Leyladan nefret edip, sonrasında kızına Leyla ismini vermesi beni çok derinden etkiledi…:)