📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bırakıp gittin beni bütün kapılarda
Bütün çöllerde tek başıma kodun
Şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim
Vardığım hiç bir yerde değildin
Sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam
Hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını
Denizde dalgakırandan da boş boşluğunu bir günün
Seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği
Bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz
Her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle
Düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni
Yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin
Düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden
Başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç
Bana bakıp görmediğin için
Ben yokken içini çektiğin için
Ayağına Düşen gölgene acıdın mı hiç sen...
“Ben onu alıp baharlara kaçmayı düşlüyorum. Muhtemelen, kendi kendime; gelin güvey, duvak papyon hatta konfeti oluyorum. Olmayacak biliyorum. Bu ara hayatın her tarafında ne kadar çok şey olmadı, ona üzülüyorum...”
Bilmedi ki ben her şeyi hem görüyor, hem de ümitsizce öyle olmadığının söylenmesini bekliyordum. şimdi yalnızlığımı ve çaresizliğimi daha iyi görüyorum. kendimle çelişmeden ve o kararı almadan önce, bana dayanılmaz gelen acı umutlar içindeydim. bütün mesele bu imkânsızlığı görmekse, ben onu hiç yaşamadan da biliyordum...
“Anlattıkça uzaklaşıyordu yaşadıklarından. Gene başka biri oluyordu. Anlatmanın bir çeşit büyü olduğunu düşünüyordu. Ola ki, Belkıya’yı hayatını yazmaya iten şey, başından geçenleri bir başkasına anlatırken, kendine yabancılaşmasından aldığı tat, duyduğu hazdır.”