Nisanur

Herhangi bir insan gibi bir filizim ben de. Başlangıcım, ne doğumumla ne de ana rahmine düşüşümle gerçekleşti. Sayısız milenyumlar boyunca büyümekte, gelişmekteyim. Bütün bu yaşanmışlıkların ve sayısız başka yaşamların tüm bu deneyimleri, beni ben yapan ruhun ya da tabiatın mayasını oluşturmakta. Anlıyor musunuz? Onlar benim özüm. Madde anımsamaz, çünkü bellek ruhtur. Sayısız yeniden doğuşumun anılarından oluşan ruhum ben.
Sayfa 263·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yaşam entelektüel kavramlarla açıklanamaz. Konfüçyüs'ün de çok uzun zaman önce söylediği gibi: "Yaşam hakkında son derece bilgisizken ölümü bilebilir miyiz?"
Sayfa 129·Kitabı okudu
“Zeki insanlar zalimdir. Aptal insanlar ise canavarcasına zalimdir.”
Sayfa 9·Kitabı okudu
"...Ama yara, yaradır. Yaralar iyileşiyor, kapanıyor ve tam onları tamamen unutuyorsun ki, hava değişiyor ve ağrımaya başlıyorlar. Her zaman böyle, her yüzyılda."
Sayfa 137·Kitabı okudu
Alıntı
Biz hepimiz yalnızlıktan yapılmış birer baş dönmesiyiz. Her şeye sahip olduğumuz sanısı, her şeye gücümüzün yeteceği yanılsaması, her şeyin etrafımızda döndüğü kuruntusu... bütün varlığımızı teslim alan bir hız, dine dönüşmüş bir hız, her şeyi toza çeviren bir hız, aklımızı da kalbimizi de burgaç gibi yerin dibine çekiyor. Kapısız penceresiz bir kalabalık, bizi oturduğumuz kaideden koparıp, tanrısal bir kibirle, her şeyi küçümser hale getirdi. Tuhaf bir gölgeye döndük. Birisine hayranlık duyduğunda ancak ete kemiğe bürünen bir gölgeye. Doğayla bağlarımızı kopardık ve iyilik duygumuzu yitirdik. Başkalarını anlama ve sevme yetimizi yitirdik. Bir avuç bahçelerde yüzlerce bitki, ağaç, çiçek ve börtü-böceğin nasıl yaşadığı bilgisini yitirdik. Çok gerilerde kalan bir cennet, onur kırıcı bir kabalığa ve kıyıcılığa savurdu hepimizi. Daha acısı, bunu sessizce kabul ettik. Toplum nasıl güce tapınmayla, şiddete secde etmeyle, ezikliğini erdeme dönüştürmeyle soluk alıyorsa, kâğıda düştüğü harfler de bir görünme iştahına, yoksul ben'ini topluma giydirme cehaletine, bir narcissos teşhirine dönerek ancak var oluyor. Yaratıcılığın gereksindiği sabır uçup gitti. Toplum uçup gitti. Sözü çiğleştiren bir kötülük alıp yürüdü. Yazının öznesi, kendisini cümlesine hapsetti ve yazdığı yazıyı halsiz düşürdü. Oysa, genlerinde can çekişen bir eski zamanı azıcık anımsayabilse, insanın varlığının bütün dünyadan oluştuğunu görecek. Ağaçlar, kuşlar, sular, bozkırlar, serçeler, kediler, çocuklar... hepsinin de, kalbinin hizasında çiçeklenip durduğunu görecek.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Alıntı