Tahirü'l-Mevlevi ile ilgili bir anımı daha anlatayım.
Şeker ve Kurban bayramlarında Taşkasap Mahallesi'nin camii olan Millet Caddesi üzerindeki Selçuk Sultan Camii'ne gidilirdi. Mahallenin erkekleri ve erkek çocukları bu camide bayram namazı kılar ve bayramlaşırlardı.
(Selçuk Sultan Camii, ilk kez Fatih Sultan Mehmet'in halası olan Selçuk Sultan (Selçuk Hatun) tarafından bir mescit olarak inşa ettirilmiştir. Bu mescit daha sonra yanmış, 1668-1671 arasında Abbas Ağa tarafından cami olarak yeniden yaptırılmış ama ilk bânisinin adıyla anılmaya devam etmiştir. 1957'de Millet Caddesi açılması nedeniyle yıktırıldı. 1964 yılında bugünkü cami saygın mimarlarımızdan Ali Saim Ülgen tarafından eski caminin ana hatları korunarak yeniden inşa edildi.)
Bayram sabahları biz erkek çocukları babalarımızla birlikte bayram namazı kılmak üzere camiye giderdik. Tahirü'l-Mevlevi bir yardımcısıyla birlikte namaza gelirdi. Bayram namazından sonra bütün mahalleli büyük bir saygıyla onunla bayramlaşırdı. Büyüklere elini öptürtmezdi. Biz çocuklara bu izni verirdi. Yardımcısının getirdiği küçük bir sehpa üzerinde Nestle'nin içinde küçük çikolatalar olan kutuları bulunurdu. Elini öpen çocuklara bu kutulardan verirdi. Bizim için önemli olan çikolatalar kadar kutunun içine konulmuş kâğıt bir liralardı.
O dönemler elli kuruş, bir lira kâğıt paraydı. Sıraya girer, elini öper, kutumuzu alır, çikolataları yer, içindeki bir lirayı da cebimize atardık. Babamızdan aldığımız bayram harçlığı, komşu amca ve teyzelerin elini öptüğümüz zaman aldığımız paralar ile Aksaray'daki bayram yerine giderdik. Burası ufak bir meydandı. Bayram günleri dönme dolap, kaydırak gibi oyuncaklar kurulurdu, onlara biner, eğlenirdik.
İlginç bir oyun da ata binmekti. Bazı kişiler bayram yerine süslenmiş atlar getirirlerdi.