Çünkü ben Hayri İrdal, her şeyden evvel mutlak bir samimilik taraftarıy. İnsan her şeyi açıkça söylemedikten sonra neden yazsın? Bu cinsten kayıtsız ve şartsız bir samimilik ise behemehâl bir süzme, eleme ister. Siz de kabul edersiniz ki, her şeyi olduğu gibi söylemek mümkün değildir. Sözü yarıda bırakmaktansa, vaktinde iyi tasarlamak, okuyucu ile behemehâl anlaşacağınız noktaları seçmek gerekir. Çünkü samimiyet tek başına olan iş değildir.
-Cehalet, sığınak değil ki içine giren kurtulsun. O, tıpkı ölüm gibidir. Yardım beklemek, akıp kârı değildir. Halbuki kabiliyet ile beceri, her zaman şansın yanındadır, şanstan yanadır. Şakaya gelmez, zorlamak çoğu zaman işe yaramaz...
"Bir baba on çocuğa bakarmış, ama on çocuk bir babaya bakamazmış" dediklerini bizzat gördüm. İbret almak lazım. Cehennemin adını cennet koysak ne değişir? Suçlu azaptan kurtula bilirmi? Sizlere ve bütün inanlara derim ki ihtiyarlara çıkışmayın. Babanızmış gibi iyi davranın. Genç erkeklere kardeş, yaşlı kadınlara anne, genç kadınlara kız kardeşmiş gibi yol gösterin. Kendi yakınlarına, özellikle ev halkına bakmayan kişi, imanını inkâr etmiş olur, bilin.
- "Sizler, hepiniz, içinde yaşadığınız dünya, Konstantiniye, her şey, sadece ve sadece benil düşüncemde varsınız" dedi, "Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim. Düşündüğ için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya".
Yaşanılanlar, görünenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadakı en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.