Aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak... (nazım).herşeyin başı su(kaybedenler kulübü). Yol bir yere gitmez.O bir durma biçimidir (Yılmaz Erdoğan)
57.sayfadayım şuan çok iyi gidiyor.her insanın hayatının bir yerinde sormadan ölmemesi gereken sorular,felsefe ile yanıtlanmış.Yunan mitolojisi ve atom:)merakla okuyorum...
Bu kitapta sır falan umrumda olmadı açıkçası.hatta ne adamın ne kadının ne de kadının kocasınının duyguları o çocuğun değersizlik hissinden önemli değildi.çok kızdığım ve dünyaya çocuk getirmemesi gerektiğini düşündüğüm insan tipleri başrolde:)zweıg bu defa bir kadına değil bir çocuğa dokunmuş.öyle bir dokunmuş ki çocukla birlikte mutlu olup çocukla birlikte öfkelendim.bu karakteri oturma çağında ki bir çocuğa yapılmış en büyük hakaretti bana göre.
Masum değiliz hiçbirimiz.en azından birbirimizi insan olmak kaynaklı içgüdüsel davranışlarımızdan dolayı yargılayacak kadar.içimzde tuttuklarımız sırf bu korkudan,bizimle mezara sırtımızda yük olarak geliyor.yeri geliyor,bir dostumuza bile açılmakta tereddüt ediyoruz,hep bundan.tanımadığımız insanlara anlık dökülmelerimizin nedeni de bu.bir de bir ışık bekliyoruz hep dökülmek için.neden?çünkü herkes insan olamadığı gibi her anlattığınızı da anlayamaz.bence o kadın o adama aşık oldu ama bırakın başkasının yargısını öyle bir baskılanmış ki bu korkuyla kendisi bile iyi niyet adı altına sığınmış,ben bunu çok net hissettim...
Dönem dönem okuyorum.hayatın her alanında herhangi bir konu hakkında farklı bir bakış açısından bilgi edinmek,görüş almak için açıp bakacağınız bir kitap.ben ona Nietzsche’nin gözünden yaşamak diyorum