Puan vermedi··
12 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:02
Hüsnü Arkan'ın şiirlerinde en sevdiğim şey, hayatın içinden şiirler olması. Ha çok mu akıcı? Emin değilim bundan. Aşk, ayrılık, geçmiş ve insanın kendisiyle hesaplaşmasını şiirlerde görmek mevcut. Dili çok kapalı değil, yorucu hiç değil ve sanki biriyle dertleşiyormuşsunuz gibi hissettiriyor. One sitting read ayarında ve kısa sürede biten bir kitap oldu benim için. Kusursuz bulduğum bir şiir kitabı değil belki ama gayet samimi idi her şey.
Hiçe DoğruHüsnü Arkan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018705 okunma
Bizimle değilsin Marloo, üzgünüm :)
Puan vermedi·216 syf.·
2026 171. kitabı
Arkadaşlar başıma bir şey gelmeyecekse öncelikle bir önceki incelemedeki gibi bir yorumla geleceğimden şüpheniz olmasın ve bir daha bir daha diyorum ki bestseller kitaplar gerçekten fazlasıyla şişirilmiş gereksiz bir satış rekoruna ulaşmış diye düşünüyorum, elbetteki benim gibi düşünmüyor olabilirsiniz ama ben ruhsal ve içsel yolculuğa bir kabile ile aylarca devam ederek ulaşılabileceğine asla inanmıyorum. Bunun çok daha başka yolları olduğunu biliyoruz bir çok ritüel var bu da onlardan biri belki ama bu kadar ilkel bir şekilde yaşayıp yılandan tutun da karıncaya varana kadar yemek başımızın üzerinde deve derisiyle gezmek, bir çölü yalınayak aylarca yürümek, bir çok günlük ihtiyacınızı farklı şekillerde gidermek inanılmaz iğrenç ötesi bunlara şahitlik etmekte midemi bulandırdı açıkçası ve ben beni derinden etkileyen hiçbir şey yaşadığımı söyleyemeyeceğim pek, yaralı insanları tedavi etmeleri okey farklı bir yöntem ama buna günümüzde geliştirilmiş bir çok tıbbi metotla zaten erişebiliyoruz şükürler olsun. Ruhsal bir deneyimden bahsediyorsak dini eylemlerle de bunu yapabiliriz, inancı yoksa insanların farklı ritüellerle de buna ulaşıyorlar. Yani aklıselim bir insanın kalkıp bir kabileye öyle ya da böyle karışıp yalınayak onların saçma sapan kıyafetleriyle yol alması, olanlara tanıklık etmesi emin olun ki sadece var olduğu o an içindeki ambiyans için geçerli oradan kurtulup günlük yaşamımıza döndüğünüzde elbetteki yaşadıklarınızı unutamazsınız birer deneyim olarak kalırlar ancak var olduğunuz hayata çok kolay adapte olacaksınızdır çünkü medeniyet her şeydir sahip olduklarınızdan vazgeçemezsiniz bir bilgeliğe ulaşmak için de bu eziyetlere katlanmanın çok anlamsız olduğunu düşünüyorum kaldı ki yazar da sonrasında kendi dünyasına çok çabuk adapte oluyor zaten:) Ve kltap
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Nemesis Kitap · 202527,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·375 syf.··
2026 12. kitabı
Hayatımda bir 7. Koğuştaki Mucize’yi izlerken, bir de bu kitabı okurken bu kadar çok ağlamışımdır. Daha önce hiçbir kitaba inceleme de yazmadım ama bu kitaba yazmasaydım çok üzülürdüm. (Spoi içerebilir duygularımı saklayabileceğimden emin değilim.) Öncelikle bu, Khaled Hosseini’den okuduğum ikinci kitap ve yazar beni yine şaşırtmadı. Mükemmel yazım dili, muazzam betimlemeleri ve son sayfalara gelmiş olmama rağmen içimdeki merakın hiç solmayışı... Emir ve Hasan, ilk bakışta tüm farklılıklarına rağmen yine de dost olmayı başarabilmiş iki çocuk gibi gözükse de kitaba başladığım andan itibaren Emir’e küfürler yağdırmaktan kendimi alamadım. Kendi kendimi sakinleştirmeye çalıştım sürekli. “O da daha çocuk.” Dedim. O da çocuksa bu nasıl bir nefret dedim sonra. “Babasının gözüne girmeye çalışan bir çocuk.” Kendi kendime söylenip durdum özetle. Emir bir yana dursun, Hasan’ın masumluğu, arkadaşlığı ve bitmek bilmeyen sadakati beni en çok ağlatan detaylardı. İkisinin arkadaşlıkları bana Uçurtma uçururlarken bir yandan ellerini kesen canlarını acıtan durumun içindeyken aynı zamanda diğer uçurtmaları beraber el ele yenmeleri gerekliliğinin çelişkisini hissettirdi. Arkadaşlıklarının inişli çıkışlı olduğunu daha ilk sayfalardan anlamış oldum böylece. Sembolik olarak yere düşen uçurtmayı yakalamak, bir anlamda geçmişin hatalarını telafi etme çabasını da temsil ediyordu. Emir’in hatalarını Hasan’ın üstleniyor olması kitabın en düşünülmesi gereken derinlikteki noktasıydı bana kalırsa. Kitap arkadaşlıkları çevresinde dolaşıyor gibi görünse de sizi ordan alıyor duvara çarpıyor. Burdan tutuyor yine duvara çarpıyor. Sadece aralarındaki arkadaşlıkla savrulmakla kalmıyorsunuz. Her anlamda dayak yemiş gibi hissediyorsunuz. Kitabı bitirenler anlayacaktır ama ben sapan detayına biraz daha
İnceleme
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
5/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 07:38
Judith Hermannın ilk bakışta bir anı kitabı gibi görünse de aslında hafıza aile kimlik ve yazarlık üzerine kurulmuş derinlikli bir iç hesaplaşma metnidir. Hermann yaşamını kronolojik bir düzen içinde anlatmak yerine, zihninde kalan anı parçalarını eksik hatırlamaları ve geçmişe dair sorgulamalarını bir araya getirerek okuru kendi iç dünyasına davet eder. Bu yönüyle eser bir yaşam öyküsünden çok geçmişin insan belleğinde nasıl şekillendiğini araştıran edebi bir düşünce metni niteliği taşır. Kitap boyunca yazarın özellikle ailesiyle daha da önemlisi babasıyla kurduğu karmaşık ilişki dikkat çeker. Ancak Hermann bu ilişkiyi anlatırken ne hesaplaşmacı ne de suçlayıcı bir tavır benimser daha çok anlamaya çalışan geçmişe mesafeli ama dürüst bir gözle bakan bir anlatıcı olarak karşımıza çıkar. Bu yaklaşım anlatılanların samimiyetini artırırken okurun da kendi aile ilişkileri ve geçmiş deneyimleri üzerine düşünmesine neden olur. Eserin en etkileyici yanlarından biri hafızanın güvenilirliğini sürekli sorgulamasıdır. Hermann zaman zaman anlattığı bir olayın gerçekten öyle yaşanıp yaşanmadığından emin olmadığını dile getirir ve böylece okura geçmişin aslında sabit bir gerçeklik değil sürekli yeniden kurulan bir anlatı olduğunu hissettirir. Bu durum kitabı yalnızca kişisel bir anlatı olmaktan çıkarıp evrensel bir sorgulamaya dönüştürür. Anlatım dili ise son derece sade, duru ve inceliklidir. Yazar büyük olaylara ya da dramatik kırılmalara yaslanmaz aksine sessizliklerden yarım kalmış cümlelerden ve küçük ayrıntılardan güçlü bir atmosfer yaratır. Okurken çoğu zaman Hermannın anlattıklarından çok anlatmadıklarının etkisi hissedilir. Bu nedenle kitap hızlı akan bir olay örgüsü arayan okurlar için durağan gelebilir ancak metnin asıl gücü de tam olarak bu sakinliğinde saklıdır. Kişisel
Alıntı
Birbirimize Her Şeyi SöyleyebilirdikJudith Hermann · Sia Kitap · 2025594 okunma
yorulduk be usta
Puan vermedi·192 syf.··
2026 43. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:58
Evet çok yorucuydu okumak. Kitapta olaylar karakterlerin ağzından anlatılmış fakat anlatan kişi bir anda cümleyi yarıda kesiyor ve başka bir karakter alakasız saçma sapan bir cümleyle bişeyler söylüyor ve kim olduğunu anlamıyorsunuz bile. Zaman atlaması da cabası. 1930 da mıyız günümüzde miyiz, kim konuşuyor hangi konuyu anlatıyor anlamaya çalışırken bari cümleni tamamla be kadın aman öfff. Yazar farklı bir teknik denemek istemiş de gerek var mıydı buna gerçekten? Oysa ki konusu son derece ilgi çekici ve güzelken.. Neyse olan olmuş okuduk bitti :) Özgür ruhlu kadınların fazlasıyla göze battığı ve toplumdan dışlandığı yıllar, kızlarını akıl hastanesine kapatıp, 61 yıl boyunca o kız hiç yaşamamış gibi hayatlarına bu sırla devam edebilen manyak bir aile, bu aileden geriye kalan üyeler, olaylar olaylar. Her ne kadar okurken yazım tekniğinden nefret etmiş olsam da kitap güzeldi konu farklıydı, dili akıcıydı, sonunu merak ettirdi.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,986 okunma
İkinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi... :)
10/10
·416 syf.·
2026 40. kitabı
Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508 Kimdirler? Hangi sınıfa aittirler? Neyi savunurlar? Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler? Birbirleriyle ilişkileri nedir? İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor. Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?! Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor. ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Alıntı
Niteliksiz Adam 2Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 2018623 okunma