10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bazı kitaplar insana sadece bir hayat hikâyesi anlatmaz, durup kendi niyetini ve koşturmacasını sorgulatır. Dindar Bir Doktor Hanım benim için tam olarak böyle oldu. Cumhuriyet döneminin ilk tesettürlü kadın doktoru olarak, mesleğini sadece bir kariyer değil, bizzat ilâhî bir emanet ve yeryüzü nöbeti olarak gören inanmış bir kadının dünyasına tanıklık ediyoruz. Doktor Abla'nın her zorluktaki sessiz azmi ve hastalarına şifa dağıtırken sergilediği uçsuz bucaksız şefkat hayran kalınmayacak gibi değil. En uzak olduğum mesleklerden biri de olsa, için için doktor olmayı istetti desem yeridir. Kitabın beni çok etkileyen yanlarından biri, kendisinin Medine aşkı oldu. Kalbinin her atışında, attığı her adımda Medine’ye ve Efendimiz’e (s.a.v.) duyduğu derin hasreti, saf teslimiyeti kendi içimizde hissediyoruz. Bununla birlikte, çevresindeki inanılmaz, müthiş entelektüel ağ da kitaba bambaşka bir zenginlik katmış. Dönemin en nitelikli, ilim ve fikir insanlarıyla örülü muazzam çevresi, onun ufkunu ve manevi derinliğini nasıl da beslediğini gözler önüne seriyor. Bir de kitap süresince bazen bir şeyhin, bazen entelektüel derinliği olan bazı zatların, bazen de sıradan ve hatta belki cahil diyebileceğimiz insanların yaşamış olduğu manevî hâller okurken tüylerimi diken diken etti. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda, içimi upuzun bir tefekkür ve çoktandır hissetmediğim duru bir ferahlık ve biraz da nedâmet kapladı. İnsanın inancıyla, dert sahibi olmasıyla ve merhametiyle tek başına dahi olsa, dünyayı nasıl güzelleştirebileceğini bu yolculukta yeniden gördüm. Ve boşa geçirdiğim her bir anın sancısını iliklerime kadar hissettim. Elimde olsa herkesin bu güzel eserle mutlaka tanışmasını sağlardım. Müslüman kadın imajı nasıl olmalı, en üst seviyede yaşayarak gözler önüne seriyor. Çok çok
Dindar Bir Doktor HanımAyşe Hümeyra Ökten · Timaş Yayınları · 20251,743 okunma
9/10
·664 syf.··
2026 21. kitabı
Merhaba kitapseverler dostlarım. Sizlere @yavaslakitapkulubu ile okuduğum #janeeyre ile buradayım. Yıllardır gözümü korkutan bu eseri iyi ki birlikte okuduk. Gelelim kadere… Gelelim yaşanılanlara… Gelelim Jane Eyre’ye… Annesi ve babasını küçük yaşta kaybetmiş,dayısı ve yengesine emanet edilmiş, dayısı ölürken de eşinden hayatının sonuna kadar Jane’ye göz kulak olması ve büyütmesi için söz almış. Yengesi ise Jane’i yatılı okula göndermiş. Altı yıl öğrenci iki yıl öğretmen olarak kaldığı bu yurttan kendine yeni bir yol çizerek ayrılmış. Bu yolda yaşadıklarını büyük bir merakla okuduk. Yeri geldi sevindik yeri geldi büyük bir üzüntü duyduk. Bütün kitabı size yazmak isterdim ama bu kadarı kafii :) Hala okumadıysanız bir şans verin. Siz de iyi ki okumuşum diyeceksiniz. biraz yazardan biraz da kitabımızın türünden bahsedip yorumuma son vereceğim. Jane Eyre 19. yüzyıl İngiltere’sinde her türlü tutuculuğun kol gezdiği Victoria döneminde geçen #janeeyre bir çoklarca kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri olarak kabul edilir. yazar ise İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Charlotte Bronte’dir. dönemin ön yargılarından kaçınmak için ilk etapta Currel Bell erkek ismi ile yayımlamıştır. Edebi tarzı ise kendi ayakları üzerinde durabilen, özgür kadın karakter yaratarak erken dönem #feministedebiyatı klasikleri arasında yer almıştır. #sedosokudu
Jane EyreCharlotte Brontë · Koridor Yayıncılık · 202042,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
Yazarın ölümünden sonra yayınlanmasını vasiyet ettiği, kendi deyimiyle o yüz sayfalık “otobiyografik makale”... Tabii Yapı Kredi’nin puntosunu hesaba katmamış; kısacık görünse de elimizdeki son derece yoğun, katmanlı bir metin. Ben Solstad’la çok uzun zaman önce Mahcubiyet ve Haysiyet ile tanışmıştım; o özgün, altyapısı yoğun anlatıma hayran olmuştum. Kitaplarındaki o derin psikolojik temaların kaynağını (Özellikle İbsen’in Yaban Ördeği’ni merkezine aldığı) hep merak ederdim. Bu metinle anladım ki aslında pek çok hayatta olduğu gibi temeller yine erken çocuklukta ve ailede atılıyor. Anne figürünün gücü, kardeşler arası dengeyi kurma çabası, babayla ve çevreyle olan ilişkiler... Erkek çocuklar için baba figürü daha belirgin görünür ama yazarın da nihayetinde itiraf (kendi deyimiyle) ettiği gibi annesi hayatının asıl belirleyicisi olmuş. Ve tabii ki aşk... Vefat ettiğinde de 27 yıldır birlikte olduğu üçüncü eşinin yeri çok ayrı anlaşılan. Kitabı ona emanet edişi, “O okusun, bir çekincesi olursa bir dostuma (kitapta adı belirtiliyor) danışır, öyle yayımlar.” deyişindeki o muazzam güvenden hissedebiliyoruz bunu. Aslında yayımlanma tarihi için 2050’leri hedeflemişken, kitaba sonradan eklediği o sonsözle bizi şaşırtmaya devam ederek “Fikrimi değiştirdim, 2025 sonbaharında yayımanacak.” diyor ve yazar aynı yıl Mart ayında aramızdan ayrılıyor. Biz de 2050’leri beklemeden bu samimi hayat hikayesini okuyabiliyoruz. Çok net ve maskesiz bir dürüstlük... Otobiyografik eserleri seven biri olarak ben çok ayrı bir lezzet aldım. İlk sıradaki yerini hiçbir şeye kaptırmayan Mahcubiyet ve Haysiyet’in yanına, Banu Gürsaler Syvertsen’in o artık iyice aşina olduğumuz şahane çevirisiyle ekleniverdi. Keşke sayfalar azıcık daha ferah olsaydı demekten kendimi alamasam da iyi ki iyi ki iyi
Nihayet! Mutluluk.Dag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 202615 okunma
9/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:31
Kalbim öyle kırık, yüreğim öyle buruk ki… Bu kitap resmen içime işledi. Kitap, kambur bir kız olan Acibe’nin intiharıyla açılıyor. Sırtında taşıdığı yükün altında çocukluğundan itibaren nasıl ezildiğini, ailesini, ölmeden önce öğrendiği gerçekleri ve bildiği hayatın nasıl da yalanlar üzerine kurulu olduğunu okuyoruz. Kız kardeşi, annesi ve babasıyla dışarıdan bakınca bir aile gibi görünen ama aile olmaktan çok uzak, yalnızca aynı çatının altında yaşayan bu insanların hayatlarına tek tek konuk oluyoruz. On sekiz yaşında ailesini terk eden ablası, bencilliğiyle sınanan annesi, şiire ve alkole âşık babası… Acibe mikrofonu onlara uzatıyor, onlar da kendi sesleriyle sırtlarında taşıdıkları kamburları anlatıyorlar. Esra Kahya’dan daha önce bir öykü kitabı okumuştum. Şimdi de şahane bir roman okudum. İçimi burkan bu hikâyeyi çok sevdim. Okuru bol olsun.
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026486 okunma
Puan vermedi·159 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:51
Semiha Ayverdi gerçek bir mütefekkir. Bu, onunla ilk temasımız değil. Küçük bir kız çocuğuyken birkaç kitabını okuduğumu hatırlıyorum. Halk kütüphanesinde, kendisi gibi asil bir köşesi vardı. Yusufçuk, ilahî aşkı anlatan; kâinat kitabını doğru okumayı öğütleyen ve bu kitabı tanıtma hizmetiyle yanan bir deneme eseri. Üslubu, zarafeti aşıp asil bir hâle dayanıyor. Ve bu asaletin beslendiği derinlik, cümlelerini de büyük ölçüde etkiliyor. Ben de her seferinde bundan çok etkileniyorum. Bir tohumun çiçeğe durmak gayesiyle gösterdiği çabayı birkaç cümleyle anlatırken hem arkadaki hakikî kudrete şükrediyor hem de çiçeğin bu yolda nerelerden geçtiğini, güneşin nasıl bir vazife aldığını, toprağın onunla nasıl hemhâl olduğunu hissettiriyor. Yazılarında zorlamadan doğan bir güzellik seziyorum. Ve bu “zorlamasız güzellik”, mütevazı bir hicap ve ölçüyle ardındaki birikimi perdeliyor. Sanki ansızın içine dolanı yazma ihtiyacı hissetmiş ve bizimle paylaşmış gibi. Oysa bunu başarabilmek epeyce zor bir iş. Her okuyuşumda bir kez daha hayran kalıyorum.
Edebiyat
YusufcukSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2025424 okunma
Çarpıcı
10/10
·288 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 01:19
Hiroşima’ya atılan atom bombasının ardından yaşananları konu alan kurgusal bir hikâye. Her ne kadar kurgu olsa da, yaşananların gerçekliği ve kitabın etkileyici dili nedeniyle oldukça duygusal bir kitap. Okurken sık sık “insan insana bunu nasıl yapar?” diye düşündürtüyor. Savaşları lanetlemenize neden olan çok güçlü bir anlatımı var. Başkahraman, patlamadan sonra en yakın arkadaşı ve onun küçük kız kardeşiyle birlikte hayatta kalmaya çalışır. Arkadaşının ona emanet ettiği küçük Keiko’yu hayatta tutmak için büyük bir çaba gösterir. Ancak bir noktada küçük çocuğu kaybeder ve tüm aramalarına rağmen onu bulamaz. Aradan yıllar geçse de başkahraman bu kaybın ve suçluluk duygusunun etkisinden kurtulamaz.
Kağıttan Son Turna KuşuKerry Drewery · Genç Timaş Yayınları · 20252,736 okunma
Reklam
Reklam