Herkes derdini, sırrını bana emanet ediyordu. Ben de dinliyor yorum yapmıyordum. Onları yargılamadığımı, yargılamadan dinlediğimi düşünüyorlardı. Yargılamıyordum ama onlardan çok üzülüyordum yaşadıklarına. Yorum yapmıyordum, çünkü sohbetin derinleşmesinden korkuyordum. Kendimi açmaktan, kendimi anlatmaktan, korkuyordum.
Öncelikle sen, ey en kıymetli varlık! Bir kadın, bir evlat, bir eş, bir anne olan, Allahın emaneti olarak el üstünde tutması gereken, İslam toplumunu yetiştirdiği nesillerle aydınlatacak olan" paha biçilemez kadın "...Sahip olduğun kudreti görmezden gelmen, değerini heba etmen, yaratılış amacına yüz çevirmen kendine yaptığın en büyük haksızlık!
"Huzurda olan huzura yakışır şekilde davrandığında huzurun başköşesine alınır. Rabbim bize bu isimlerinle (Semi ve Basir) tecelli etsen, görüşümüz genişlese; sadece basarla, gözle görüleni değil, basiretle, kalple görülebilecek olanı da görsek! Sadece haykıranı değil sessiz çığlıklar atanı da duysak! Elimizin altına verip bize emanet ettiğin insanları her daim güzelce dinlesek, anlasak!"