Vüs'at O. Bener’in, Türk edebiyatının devlerinden Oğuz Atay’ın anısına ithaf ettiği Buzul Çağının Virüsü, sadece bir roman değil; zihnin kıvrımlarında dolaşan, sayıklamalarla gerçeğin birbirine girdiği tekinsiz bir metin. Kitap, taşra bürokrasisinin sıkışmışlığı içinde, zekası ve ironisiyle hayatta kalmaya çalışan Osman'ın hikayesini anlatıyor.
Başkarakterimiz Osman bir "anti-kahraman". Bedensel engeli (kısa ayağı) , entelektüel birikimi ve taşra hayatının sığlığı arasına sıkışmış durumda. Çevresindeki "ödün insanları"ndan tiksinirken, bir yandan da o düzenin içinde var olmaya çalışıyor.
Kitabın adı, Osman'ın hayatta kalma stratejisini özetliyor: Modern dünyanın o dondurucu, duygusuz "buzul çağı"nda yok olmamak için bir "virüs" gibi şekil değiştirmek, küçülmek, direnmek ve "ölüp ölüp dirilmek"
Vüs'at O. Bener, kolay okunan bir yazar değil; okurdan emek istiyor. Bilinç akışı tekniği, yarım bırakılmış cümleler ve parantez içi açıklamalarla zihinsel bir satranç oynuyor. Metin; melankoli ile ironi arasında gidip geliyor.
Eğer Oğuz Atay'ın Tutunamayanlarını veya Yusuf Atılgan'ın Aylak Adamını sevdiyseniz, Osman'ın bu huzursuz, ironik ve hüzünlü dünyasında kendinizden çok şey bulacaksınız. "Mutsuzluk kolay zenaattir" diyen Osman'ın zorlu yolculuğuna eşlik etmeye değer.
Öneri: Varoluşsal sancı çekenlere, dil işçiliğine önem verenlere ve "tutunamayan" ruhlara.