Sonra unuttuk işte.
Yaşamayı unuttuk, nefes almayı unuttuk
ve bir gün geldi sevmeyi de unuttuk biz...
Belki de her şeyi sevmeyi unutmakla başladı.
Evet, sevmeyi unuttuk biz.
Bugünlerde herkes sinirli...
Herkes kavgalı, gürültülü.
Içimdeki dehşetin yerini yazgıların çeşitliliği karşısında duyduğum büyük şaşkınlık aldı ve her pencerenin ardında alın yazısını beklediğini, her kapının bir yaşantıya açıldığını hissettim yine gözlerimi yaşartacak kadar beni mutlu eden bir duyguydu bu; bu dünyanın çeşitliliği her yerdeydi ve böceklerin ateşli parıltıyla çürümeleri gibi en sefil köşe bile önceden belirlenmiş olaylarla doluydu.
Sonra güneş battı ve hava karardı yavaş yavaş, evler, avlular ve sokaklar kayboldu.Kasabanin etrafındaki bağlar da kayboldu çok geçmeden.Sonra uğultularıyla birlikte dağ, dağla birlikte ova da kayboldu ve ortalığı kaybolan şeylerin varlığını hatırlatan derin bir sessizlik kapladı.
Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen bir mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü.