Matmazel Emnual

Matmazel Emnual
Fakat varlık nedenim kendi yıkımımı gerçekleştirmek olduğundan...
312 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Savaşın öteki yüzü
7/10
·304 syf.··
2024 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2024 00:00
Troya Savaşının ve mitolojinin pek aşina olmadığımız bir yüzünü okuyoruz bu kitapta. Troya Savaşına dair bildiğimiz her şey yiğit Aka ve Troya erkeklerinin meydanlarda birbirlerini kıyasıya öldürmesi, zeki komutanların hünerlerini sergilemek için bir nesil genç erkeği kırdırması idi . Peki o erkeklerin arkasında kalan kadınlar? Arkasında kalan demek de bir nevi yanlış bir ifade çünkü direkt olarak savaş meydanlarına olmasa da onlar da bu savaşa öyle veya böyle sürüklendiler. Troya yiğitler geçidi olsa da bu geçitte daha önce kadınları görmek mümkün değildi. Tabi bu geçidin öncüsü olana Helen sayılmazsa, o da şeytanın güzel bir kadın bedeninde aralarında dolaştıkalrını düşündükleri bir nifak tohumuydu. Kitabın genel olarak odağı bu nokta esasında -Troya Savaşının öteki yüzü- . Odessieus'un Tahta Atı ile kazanılan savaşın zaferi ile sarhoş Yunanların ayılması zaman alsa da işte bir sorun olduğu gün gibi ortadaydı . Dinmeyen bir fırtına . Zafer sevinçleri yarım kalmıştı . Burda hangi Tanrıyı kızdırdıkalrı için kaldıklarını bile bilmiyorlardı . Öteki taraftan ise Troyalı esir kadınlar bu fırtınanın hiç dinmesin diye yakarıyorlardı çünkü hepsi - kraliçeleri dahil - Yunan krallarına köle ya da şeref ödül olarak verilmişti . Kadınlar kendi hayatları için verdikleri mücadele ve ülkelerine duydukları acı ile öylece sıkışıp kalmışlardı . Tam olarak mitoloji diyemeyeceğim bir kitaptı , sıkça belirttiğim gibi Troya üzerinde durulmuştu . Yunan mitolojisi ile yakından ilgilenen biri olarak benim için bile sürpriz detaylar ile doluydu. Temelde bahsedilmeyen hususlar olan troyalı kadınlar ve Yunanlıların Troya'da sıkışıp kalması çerçevesinde yazılmış . Anlatıcı karakterden pek haz edemediğim için ve biraz durağan bir yapısı olduğu için biraz kırık bir puan veriyorum kitaba
Troyalı KadınlarPat Barker · İthaki Yayınları · 2023305 okunma
Reklam
Neden?
Puan vermedi·512 syf.··
2024 39. kitabı
Okuma listeme şöyle bir bakacak olursanız mitolojinin en sevdiğim türlerden ve ilgi alanlarından olduğunu anlamak sizler için sürpriz olmaz herhalde. Bu kitap da benim şahsi ilgi alanının biricik sömürgecisi oluverdi . Mitoloji kitaplarında 5 sayfada anlatılan Hades ve Persphone mitini 5 kitaplık bir seriye dönüştüren yazarı hakikaten tebrik ediyorum. Kitabın son sözünde yazar ,okurlarına onu yazmaya teşvik ettiği için teşşekür ediyor , muhtemelen bir Türk okurun bu yorumunu görmeyecek fakat lütfen Amerikalı okuyucu dostlarım bu teşvike bir son verin ve şu hikayenin sonunu okuyalım artık . Elbette okumamakta hürüm fakat tahmin edersiniz ki 2000 sayfaya yakın okuduğunuz bir kitabın sonuna şahit olmamak biraz sinir bozucu . İlk iki kitabı birer gecede okumuş bir okur olarak bu sefer Kötülüğün DokunuşuKötülüğün Dokunuşu beni bir hayli yordu ve sıktı. Kitaplarda erkek karakterlerin yanlış ve aptal seçimlerine aşinyız fakat bu kadar hata yapan bir kadın karakter tam bir ızdırap hemde sözüm ona bir tanrıça olan baş kahraman. İlk kitapta tuttuğunu koparan , fani gibi davranan Perspohen'e nerde lütfen biri bana söylesin . Ona olan tüm saygımı yitirdim ne yazık ki. Tüm Tanrılar -nefret edenler dahil- Leydi Persphone'ye hayran olmamız için bizi motive ediyor ama üzgünüm . Umarım artık bu aptal ama iyi niyetli tanrıça tiplemesine bir son verilir . Benim favori karakterim kesinlikle Hèrmès . Madeline MillerMadeline Miller'in Ben, KirkeBen, Kirke romanında da bayılmıştım. Hatta mitolojik olarak da favori Olimposlu Tanrım . Bence artık o da bir romanı hak ediyor. Yazarları bu konuda göreve davet ediyorum. Son olarak mitolojik destanalar üzerindeki değişiklikler beni artık rahatsız etmeye başladı. Zaten oldukça bilinen bir mit . Başta Lord Hades ve Persphone 'nin mitlerin aksine gerçekten aşk yaşadıklarını düşünmek ve okumak büyük
Mitoloji
Kötülüğün DokunuşuScarlett St. Clair · Martı Yayınları · 2024213 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2024 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 00:00
Irvin David Yalom 3 Haziran 1931 doğumlu , Yahudi asıllı Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazar. I. Dünya Savaşına kadar Rus sınırındaki küçük bir kasabada yaşayan Yalom ailesi olumsuz şartlardan dolayı daha sonra Amerika’ya göç etmeye karar vermiştir . Burada parlak bir öğrenci olan Yalom, Washington Üniversitesin de Tıp eğitimi alır ve uzmanlık olarak psikiyatri seçer . Ekonomik açıdan oldukça zorlanmalarına karşın Yalom’un kitaplara olan ilgisi hiç azalmadı. Kitap yazmak küçük yaşlardan itibaren hayaliydi ve bir insanın yapabileceği en iyi şeyin bu olduğunu düşünüyordu. Yazdığı kitaplar üniversitelerde ders kitabı olarak okutulmaktadır ve hasta- doktor ilişkisine getirdiği yeni yaklaşımlarla adli suç konusunda eğitim veren kurumların da başvuru kaynaklarındandır. Yazdıklarında kullandığı genel metafor psikanalitiktir ve felsefeyle de iç içedir – özellikle Nietzsche Ağladığında- . Grup terapilerinde uyguladığı varoluşçu yöntem, klasik bir yöntem olsa da Yalom, bunun günümüz psikanalizinde deforme olmasını engelleyen çok daha sonuç alıcı bulgularla devam ettirmiştir. Kendi psikoterapi tecrübelerini anlattığı kitaplarda grup terapisinin sık başvurduğu bir tedavi olduğundan bahseder . Yazın kariyerine adım attığı ilk eser olan Nietzsche Ağladığında benim bu ödev için seçtiğim kitap. ABD'nin en etkili psikanalistlerinden biri olarak kabul edilen Yalom'un, kendine akıl hocası olarak kabul ettiği kişi Jerome D. Frank olduğu araştırmalarda yer alsa da kitabın baş karakteri ve aktarıcısı rolü ile karşımıza bir karakter olarak çıkan Joseph Breuer ile hayat hikayelerinin şaşırtıcı derecede birbirine benzemesi oldukça dikkat çekici. İkisi de birer Yahudi , doktor ve eşlerine bağlı erkekler . Elbette bu bir tesadüf değil, kitabın karakteri olmasının
Felsefe-Düşünce
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
☆Spoilersiz☆
7/10
·444 syf.··
2024 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2024 00:00
LoganThibault eski Amerikan deniz piyadesi. Logan Irak'taki görevi sırasında devreleri ile bir çok kez ölümden döner daha doğrusu ölümden dönmeyi başarabilen tek kişi Logan olmuştur. Bu durum görevi boyunca Logan'ın orduya tuhaf bir nam salmasına sebep olur . Kimileri onun şeytanla anlaştığını ya da bir tür büyücü olduğunu düşünür . Ama görünüşe göre onu koruyan bir tılsım vardı. Kuveyt'te çölün ortasında bulduğu bir resimdi bu. Bu resim Logan'a ordudan ayrıldıktan sonra bile şans getirmeyi sürdürdü. Durum bu olunca da resmin sahibine teşşekürü borç bilen Logan kendini yollara vuruyor. Leyla'cığını arayan Mecnun misali Amerika'yı bir baştan bir başa yürüyerek aşıyor . Aradığını buluyor lakin aradığı ona mı ait burası başta pek şaibeli . Olay örgüsü yukarıdaki gibi. Gayet akıcı ve hızlı okunan bir kitap. İçerisindeki duygusallık ve romantizim dozunda . Sadece Logan'ın daha anlaşılır ve açık bir karakter olmasını isterdim kendine ayrılan bölümlerde dahi hep biraz kapalı. Gerçekten mistik bir hikayesi var ama bunu onun gözünden yeterince okuyamadığımızı düşünüyorum. Birde Amerikalıların masum rolü üstlenerek ve mağdur edebiyatı yapmaları konusu beni rahatsız etti açıkçası. Kendi okuraları belki ağlayarak okuyabilir ama bizim tek tavsiyemiz üzenlerin vazife olmayan işlere karışmamaları olur naçizane. Böylece askerleri de kendi ülkelerini koruyabilir :)
Hep Seni BekledimNicholas Sparks · Artemis Yayınları · 201384 okunma
İşte gerçek realite!
9/10
·434 syf.··
2023 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2023 00:00
Artık savaş türünün usta olmasam bile aşina bi okuyucusu olduğum düşüncesini dile getirme cüretini göstererek başka bir savaş günlüğü ile burda bulunuyorum, yine ... Ne kadar okursam okuyayım bu tür kitaplar bende her seferinde aynı rahatsızlığı gösteriyor, çünkü bana göre hangi ırktan olursa olsun tüm askerler masum, onlara derin sevgi falan elbette beslemiyorum ama birileri onları cepheye kovalayıp istediklerini, kısmen zorla yaptırdıkları ve onları zorla öldürdükleri için onlar adına oldukça üzgünüm . Bu üzüntünün sebebi onlarda bizde olduğu kadar yoğun bir vatan kavramı göremiyor oluşum . Ülkeleri için seve seve bir şeyler yaptıklarını hissetsem onlar yerine üzülmektense mutlu olurdum . Ama hiçbiri bu anlamsız kavgalardan mutluluk duymuyor, elbette haklılar da . Bu tür kugularda beni en delirten şey korkak karakterler okumaktır , bu karakterlerin sahipleri de genelde savaşın yakına gitmemiş yazarlar oluyor bence . Savaş tecrübesi olan yazarların karakterleri, anıları , kurguları daha gerçek ve duygusuz . Şahit olduğum tüm cesur karakterler adeta sinirleri alınmış gibi . Ne korku , ne üzüntü ne de mutluluk eğer birini bile hissedecek olurlarsa denizin ortasında yüzme bilmeyen bir adam gibi çırpınıp duruyorlar . Başta bu bana samimiyetsiz ve gerçek dışı geliyordu ama o insanların anılarını , hissettiklerini öyle bir şey mümkün olmasa bile anlamaya başlıyor insan sonunda . Yapılacak bir şey yoksa, yapacağın en kötü şeyi yapmak bazen en iyisi gibi geliyor . Silahlara VedaSilahlara Veda kitabının karakteri de uzun zamandır içselleşitrebildiğim ilk karakter oldu. Tenente Henry İngiliz asıllı bir Amerikan vatandaşı fakat I.Dünya Savaşı sırasında İtalyan ordusunda sağlık görevlisi olarak yer alıyor . Oldukça karışık bir konumun içinde olan Tenente buna aldırmıyor gibi ,tam olarak
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
Reklam