Bu ehlileştirilmemiş vahşinin böylesine mülayim vaziyette ayağına gelişi, esrarlı bir şekilde Ruth'un kibrini okşuyor, onu evcilleştirme dürtüsüyle içi kıpırdanıyordu.
Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soluk bir cehennemi andıran sözde "insan" dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Yoşiko herkese güvenir. İnsanlardan nasıl şüphe duyulur bilmez. Trajedi de burada yatıyor...
...Masum güven, nihayetinde, suçun özü müydü?...
...O tek, kurtarıcı erdem bile şimdi şüpheyle gölgelenmişti. Artık hiçbir şey bana anlamlı gelmiyordu.
Bu sürüklenişten bir nevi tatmin duymakla beraber uzaktan üzüntüyle izlermiş gibi de hissediyorum. Neden yalnız kendimizle tatmin olup, ömür boyu yalnız kendimizi sevemiyoruz ki?