Familia sözcüğü, başlangıçta, bugünkü darkafalıların duygusallıktan ve evsel çekişmeden bileştirilmiş ideali anlamına gelmez; Romalılarda, ilkin karı-koca ve çocukları ile değil, tersine, yalnız kölelerle ilgilidir. Famuius bir ev kölesi, - ve famiiia bir adamın olan kölelerin topu demektir. Daha Gaius zamanında, familia, id est patrimonium (yani kalıt payı) vasiyetnameyle belirleniyordu. Deyim, Romalılarca, başkanın kadını, çocukları ve belirli sayıda köleleri, hepsini, Romalı babalık erkine göre öldürrne ve yaşatma hakkıyla buyruğunda bulundurduğu yeni bir toplumsal organizma için türetildi.
Aralarında yüz yıl olsa da Friedrich Nietzsche ile Theodore Kaczynski bir takım önemli benzerlikler taşıyor. Her
ikisi de fazlasıyla gelecek vaat eden akademik kariyerlerini reddettiler: Nietzsche felsefede, Kaczynski ise matematikte. Her ikisi de temelde yalnız bir yaşamdan azami ölçüde yarar
sağladı. "Anladığım ve bugüne dek yaşadığım haliyle felsefe, buzda ve yüksek dağlarda gönüllü olarak harcanmış bir yaşamdır'' diyordu Nietzsche Ecce Homo'da. Kaczynski içinse buz ve yüksek dağlar, Montana Kayalıkları'nda bir barakada geçirdiği yıllar göz önünde tutulursa, daha gerçekçi bir tasvirdi. Leslie Chamberlain (Nietzsche in Turin, Londra, 1996) Nietzsche'nin yaşantısını "Tanrısız, işsiz, eşsiz ve evsiz" olarak özetlemişti. Kaczynski daha az başıboş dolaştı, fakat bu nitelendirme ona da tam olarak uyuyor. Her ikisinin de
kadınlarla ilişkisi fiyaskoyla sonuçlandı ve kadınların toplum içindeki durumlarıyla ilgilenmediler. İkisi de zaman zaman hastalığın ve yoksulluğun tehdidi altında yaşadı. Her ikisi de tek kardeşleri tarafi.ndan ihanete uğradı: Nietzsche,
aciz bir durumdayken yazılarını değiştirip bozan kız kardeşi Elizabeth'in ihanetine uğramıştı; Kaczynski'ye ise ihanet
eden, kendisini FBI'a ispiyonlayan erkek kardeşi David idi. Nietzsche'nin ana kavramı güç istenciydi. Kaczynski'nin
büyük düşüncesi ise güç süreciydi.
Her ikisi de gücü övüp, merhamete saldırdı: Nietzsche, sağlıksız bir "köle ahlakı" olarak nitelendirdiği Hıristiyanlığı
eleştirirken, Kaczynski kişisel zayıflığın sahtekar bir tasarımı olarak solculuğa saldırmıştı. İkisi de temel bir ahlak psikolojisi geliştirdi, gerçi Kaczynski bir psikolojiyle sınırlı kalmadı.