Emek-gücünün değeri, yalnız bilfiil çalışan işçinin değil, bütün işçi ailesinin yeniden üretimi için gerekli metalarca belirlendiği için, bir ailede çalışan üye sayısı ne kadar artarsa, emek-gücünün yeniden üretim gideri de o kadar yayılmış olacak ve dolayısıyla her birine daha az ücret ödenilecektir. Böylece makine, yetişkin işçinin emek-gücünün değerini düşürmüş olacaktır. Şimdi dört kişilik bir ailenin emek-gücünün satın alınması eskiye göre daha pahalı olabilir ama artık bir yerine dört kişinin artı-emeğine el konulmaktadır; dolayısıyla emek-gücü fiyatında bir düşme olmuştur. Makine, sermayenin sömürücü gücünün konusu olan insan malzemesini artırdığı gibi, bu sömürünün derecesini de yükseltir. Makine, işçi ile kapitalist arasındaki karşılıklı ilişkide de bir devrim yapar. Daha önce piyasada yüz yüze gelen işçi ile kapitalist serbest meta sahipleri olarak bir değişimi gerçekleştiriyorlardı. Ama şimdi kapitalist, çocukları ve kadınları da satın almaya başlamıştır. Aile reisi olarak işçi daha önce, şeklen sahip olduğu kendi emek-gücünü satardı, şimdi ise karısını ve çocuğunu da satar duruma gelmiştir. Ünlü deyimi ile o, “Artık bir köle tüccarı gibidir.” Karl Marx/409