Alaattin Bilgi

Alaattin Bilgi

YazarÇevirmen
8.9/10
119 Kişi
·
363
Okunma
·
0
Beğeni
·
123
Gösterim
Adı:
Alaattin Bilgi
Unvan:
Yazar ve çevirmen
Doğum:
Ankara, 1 Temmuz 1925
Ölüm:
Gemlik, Bursa, 2 Ağustos 2016
Alaattin Bilgi 1 Temmuz 1925 tarihinde Ankara’da doğdu. Bir “Angaralı” olarak Keçiören, Cebeci, Ulus civarında büyüdü. Bir bacağını geçirdiği rahatsızlık sonucu kaybettiği lise hayatını, üniversite ve çalışma hayatı takip etti. 1963 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünden mezun oldu. Devlet dairelerinde çalıştı, yabancı dilini geliştirdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde geçirdiği çevirmenlik yıllarından sonra emekliye ayrıldı. 1959 yılında başladığı çevirmenlik hayatını kimi takma isimle çevirdiği eserlerle sürdürdü. Marx’ın Kapital’ini 70lerin başlarında çevirmeye başlayan Bilgi’nin, üç cildin tamamını çevirmeyi tamamlaması yaklaşık on yıl sürdü. Marksist klasikleri Türkçeye çevirmedeki inatçı ve programlı çabası uzun yıllar devam etti. Yeditepe, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Yarın, Bilim ve Sanat, Evrensel Kültür dergilerinde yazıları yayınlandı. Kapital’i Okuma Kılavuzu hazırlayan ve bir özetini 1990ların başında tamamlayan Bilgi’nin izlenimlerini kaleme aldığı “Yine de Aydınlık” kitabı 2007’de Evrensel Basım Yayın tarafından basıldı. Evli ve iki çocuk, iki torun sahibi olan ve bir süredir çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle Gemlik Devlet Hastanesinde bulunan Alaattin Bilgi, 2 Ağustos 2015 tarihinde Umurbey’de hayatını kaybetti.
" ... bu kitap üzerine, sessizce katlanılan bitip tükenmez
üzüntüleri, tasaları, acıları açıklayabilecek gizli bir öykü yazabilirim. Ve eğer işçiler, sırf onlar ve onların çıkarları için yazılan bu yapıtın tamamlanması için katlanılan özveriyi bir bilseler... "
Alaattin Bilgi
Sayfa 37 - Sol Yayınları
784 syf.
·Beğendi
''Daha iyi giysiler ile yiyecekler, daha iyi muamele görmek ve efendinin bağışladığı daha geniş bir toprağa sahip olmak, kölenin sömürülmesini ne derece ortadan kaldırırsa, ücretli işçininkini de işte o kadar kaldırır.''

Hayatımda mesneviden sonra en uzun süreli okuduğum kitap. Mesnevi ve Kapitali aynı zamanda okumak da bana özgü birşey galiba. Ülkem kadar karışığım.
''Kitaplarım, onları yazarken içtiğim tütünün bile parasını karşılamadı'' demiş Marks.
208 syf.
Marx’ın gençlik ve olgunluk dönemlerini kapsayan , yabancılaşma üzerine yazdığı tüm yazılarının bir araya getirildiği bir derleme. 25 yaşında yazdığı el yazmaları ve olgunluk dönemi olarak anılan Kapital’in içerisinde geçen yabancılaşma teriminin Marx’ın hayatındaki izlerini , fikirlerindeki değişim ve gelişimi ,kolaylıkla takip etmemizi sağlıyor. Henüz 25 yaşında olan genç bir insanın , gayet mantıklı açıklamalarla ürettiği teorileri okurken, zekasına hayran kalmamak elde değil . Bu aynı zamanda zekanın ,insanın bulunduğu çevredeki sorunların itici gücüyle nasıl gelişebildiğine /şekillenebildiğine de güzel bir örnek. Marx’ın fikirlerine katılalım ya da katılmayalım dünyayı sarsmış bir ismin okunmayı hak ettiğini düşünüyorum. Özellikle ülkemizdeki siyasi çarkların, dünyadaki kominizim korkusuyla şekillendiği/şekillendirildiği düşünürlerse , birilerini fena halde korkutmuş olan bu adamı anlamak ve ne yapmak isteğini anlamaya çalışmak için bile okunabilir bir isim. İlk kez Marx okuyacaklar için uygun bir kitap olduğunu düşünmemekle beraber ,biraz olsun , sanayi devrimi ve ona bağlı olarak gelişen toplumsal değişimin yarattığı olayları ve siyasi yapılanmaları hakkında bilgisi olan birinin daha rahat okuyabileceğini düşünüyorum. Herkese iyi okumalar dilerim.
784 syf.
·239 günde·9/10
Mevcut ekonomik sistem olan kapitalizmi olduğu gibi analiz ediyor. Okuduğumdan bu yana çok zaman geçti ama hatırladığım kadarıyla birinci ciltte, çoğunlukla mevcut ekonomik sistemin analizi yer alıyor. Aslında ekonomiyi bilimsel yönden inceleyen bir kitap. Para nedir, meta nedir, değişik değeri, kullanım değeri nedir gibi kavramlar açıklanıyor.
78 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
işçiliğe başladığım 84 lü yıllar faşizminde en cıngıllı günleriydi cumhuriyet gazetesini okumak bile cesaret isteyen yıllardı.. böylesine bir dönemdeNikitinin Ekonomi Politik isimli kitabı ile tanıştık daha sonra sol yayınlarından Karl Marx ın kitabı Ücret Fiyat Kar, Gündelikli İş kitabını okudum hayret ettim fabrikamız 3000 kişilik bir fabrikaydı yazdıklarıyla birebir örtüşüyordu. teknoloji geliştikçe işsiz sayısı da artıyordu emek basitleştikçe değeride düşüyordu .. kapitalizmin insanın insan tarafından sömürülme sistemi oldugunu en duru örneklerle açıklıyor marks biz işçilere emekçilere yüzyıllar öncesinde yaşanabiir güzel bir dünya olabileceği müjdesini vermişti bu insanlık için çok büyük bir kazanımdır ...
88 syf.
·Beğendi·9/10
Dr Arata Osada tarafından yazılan, 6 Ağustos 1945 sabahı, Hiroşima'ya atılan atom bombasının çocuklar üzerindeki etkilerinin incelendiği bir kitaptır.

Atom bombasının atıldığı gün Hiroşima’da bulunan çocuklardan o güne dair anılarını istemiştir. Yaklaşık, 2000 civarı gelen mektuptan bir kısmının derlendiği kitapta, akıllara durgunluk verecek anılar mevcuttur.

Bazı anılar vardı ki tam anlamıyla zihnimde derin etkiler yaratmış, şok etkisinden kurtulmanın imkânsız olduğu bir hale sokmuştur.

Öyle duygusal anlatımlar vardı ki, duygularıma hâkim olamayıp ağlamalık bir hale büründüğüm ve öyle yoğun bir acı ki yaşayanların hissettiklerini, bir nebze onların yerine kendimi koymak bile derinden sarstığı, allak bullak ettiği bir durumdur.

Anılardan birini paylaşmak isterim;

Takaka Okimato (Kız) : 8. Sınıf Öğrencisi
Olayın Yaşandığı Gün: 2. Sınıftadır.

“Altı Ağustos 1945 günü olanlar kalbime derin bir yara gibi kazılmıştır.
O insafsız savaş bir saniye içinde on binlerce kıymetli varlığı sildi, süpürdü. Aklıma düştükçe bugün bile dehşetle ürperiyorum. Annem, babam, kardeşlerim… Evet, hepsini kaybettim. Yapayalnızım. Onların yerini kimseler tutamaz. Bütün yakınlarım Atom bombası yüzünden birbiri ardından can verdiler. En büyük ağabeyim Sivil savunma grubu ile işe çıktı, cesedini bile bulamadık. ikinci ağabeyimin vücudu yanıklarla kaplıydı ertesi günü Koi ilkokulunda öldü. Cesedi okulda bıraktık, babam, annem ve biz çocuklar köye döndük. Köyde iyi bir doktor olmadığı için annem tedavi için şehre gitti. Gece birisi geldi, annemin birden fenalaştığını söyledi. Şehre döndük. Babam, küçük kız kardeşim ve ben sabahleyin ilk trene bindik. Şehirde acayip bir pis koku vardı. Ya o manzara! Her taraf harabeye dönmüştü. Eski Hiroşima neredeydi? Bin bir güçlükle eve gelebildik. Annem bir kaç dakika önce son nefesini vermişti. Ağladım, ağladım. Çakıllı nehir yatağında annemin cesedini yaktık. Bütün nehir boyu ceset yakan insanlarla doluydu. Ve o akşam elimizde annemin külleriyle köydeki amcamın evine vardığımız sırada ablam da öldü. Küçük olduğum için ne yapacağımı bilmiyordum. Bütün gücümle ailemden arta kalan babamla küçük kardeşime bakmaya başladım. Ne yazık ki sevgili kardeşim de ablamın cenaze merasiminin ertesi günü can verdi. Babam canını dişine takmış ablamın cenaze merasimine gelmişti ama kardeşimin cenazesine katılma gücünü kendinde bulamadı. Kardeşimin cenazesine katılan rahip de acaba o zehirden mi solumuştu? Çünkü babamın cenazesinden sonra bir daha ortalıkta görünmedi.

En çok dayanan babamdı. Fakat oda sonunda bütün umudunu yitirdi.

Gene de, ne zaman sorsam ‘’Bu sabah daha iyiyim.’’ derdi.

Gerçekte, günden güne kötüye gidiyordu. Beni yapayalnız bırakacağı için büyük bir tasa içindeydi. Bu dünyadan gözü arkada ayrıldı.

Ölmeden önce, sık sık, ‘’Baban ölmek istemiyor.’’ derdi.’’Ne başımızı sokacak evimiz kaldı. Nede üzerimize giyecek el kadar elbisemiz. Hepsini Atom bombası kül etti. Şu paçavralarımız içinde köye gidelim, çiftçilik yaparız.’’

15 ağustosta Japonya nihayet yenik düştü. istasyonun önü dilenciyle doluydu. Orada burada hırsızlar, eşkıyalar türedi. Şehrimiz güvenle yaşanabilecek bir yer olmaktan çıkmıştı.

Bütün bunların sebebi neydi? Savaş! Savaş olmasa da sefil insanlar türemez, dünya bir barış yeri olurdu. Yeni Anayasa’da savaş her haliyle kötülendi. Ne var ki, ülkemizle başka bir ülke arasında savaş olmasa bile, Japonya içinde aynı cinsten insanlar arasında bir savaş sürüp gitmekte. Böyle oldukça barışçı bir ülke olabilir miyiz? Barışçı bir ülke kurabilmemiz için bence her şeyden önce birbirimize karşı anlayışlı olmalıyız.”

Sonuç olarak, bütün çocuklarınsa tek bir arzusu vardır; Savaşı bir yana bırakıp güzel bir Japonya, barışçıl bir Dünya kurmaya çalışmaktır.
85 syf.
·1 günde·10/10
kitap dört bölümden oluşuyor
1) kapitalizmin sosyalist açıdan tahlili
2) kapitalizmin sosyalistçe suçlanması
3) değişmeyi savunanlar
4) sosyalizm
en temelinden başlayarak bu dört bölümü, belli başlı sorularla cevaplayıp anlatıyor. dili gayet basit ve anlaşılabilir düzeyde. sosyalistim diyen ve sosyalizme merakı olan, herkesin ama herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. sosyalist felsefe de aynı şekilde fevkalede bir şekilde işlenmiştir.kitabın ilk kısımlarında, ana hatlarıyla, kapitalizmin sosyalist ekonomi politik anlamıyla bir analizi yapılmıştır. kitabın diğer kısmında en büyük teorisyenleri ve bunların düşüneleriyle beraber sosyalizm teori olarak analiz edilmektedir.
836 syf.
·Puan vermedi
Fikir çatışmalarında daha rahat şekilde açık yakalayabilmek için okuduğum bir kitap iyi veya kötü yorum yapmam doğru olmaz. Okuyacak arkadaşlara şimdiden kolay gelsin
78 syf.
·Beğendi·8/10
Marx Haklı Çıkmaya Devam Ediyor Hâlâ

"Harcadığı hiç boş zamanı olmayan, uyku, yemek vb. gibi salt bedensel kesintiler dışında bütün ömrü kapitalistler için çalışmakla tükenen bir insan, bir yük hayvanından bile beter durumdadır. O, bedence ezilmiş, kafaca duyguları yok edilmiş, başkaları için servet üreten basit bir makinedir."
Yukarıdaki alıntının bulunduğu kitabın adı "Ücret, Fiyat ve Kâr"dır.
Bu kitapta:
Kapitalist; elinden geldiğince, mümkün olduğunca ücretleri aşağıya çeken; işçiyse her keresinde buna karşı koyan, ayak direyendir'i bulacaksınız.
Bu kitapta:
"...ücretlerin düşürülmesine karşı her tepki, ücretlerin artırılması yönünde bir etkidir."i de bulacaksınız.
Ayrıca:
İşçi, nam-ı diğer ücretli köle, kapitaliste sattığı işgücünün sonucunda kapitalistin lütfettiği çok komik ücreti gene kapitalistin elinde bulunan geçim araçlarına, zorunlu ihtiyaçlara yatırır, harcar; çünkü işçi yaşamayı sürdürmek, diğer açıdan kapitaliste kölelik etmeye devam etmek için yemeye, içmeye, barınmaya... gereksinir. Eğer, işçinin bu komik ücretine daha da komik bir arttırım yapılıyorsa bu arttırım geçim araçlarına olan talebin ve bu araçların pazardaki fiyatlarının yükselmesine neden olacaktır. Geçim araçlarına sahip olan, bu araçları üreten kapitalist; kendi tepelerine binen bu maliyeti malın (metanın) pazardaki fiyatlarını arttırarak karşılar.
Geçim araçlarına sahip olmayan, onları üretmeyen kapitalistlerin durumu ise; "artı değer, meta, ürün, kâr, rant, faiz, arz, talep, değer, emek" gibi birçok kavramla Trier'li düşünür Karl Marx tarafından açıklanacaktır.
784 syf.
·Beğendi·10/10
bu kitabi neçə dəfə oxusan da hər dəfə oxuyanda sanki birinci dəfə imiş kimi oxuyursan...heyat yaşam kulavizi kimi kulanila bilir bir kitap mence....
78 syf.
·Puan vermedi
Sermaye emek arasındaki tartışma yüzyıllardır var ve evrenin karanlığa büründüğü ana kadar da var olacağa benziyor. Kitap 1865'te yazılmış. Üstünden geçen yaklaşık 1.5 asırdan sonra hala güncelliğini koruyan bir tartışma konusu. Çünkü emek ve kapitalist arasındaki tartışmanın temeli değer yaratmaktan ziyade var olan değerin paylaşılmasıyla alakalı.Dünyadaki değerin sınırlı olma özelliği kalkmadıkça, paylaşım konusu sorun olmaktan çıkmayacaktır.
Kitapta temel olarak ücret artışlarının , ekonomideki diğer değişkenlerden doğrudan veya dolaylı etkilenmesi ve diğer değişkenleri etkilemesi üzerinde durulmuş.Dili oldukça ağır , daha basit anlatılabilirdi bence. 70 sayfayı okuyana kadar,kendimi 200 sayfalık tez/makale okumuş kadar yorgun hissettim. Kapital'i okumayı da uzuuuunnn bir süre sonraya bırakma kararımı destekler nitelikte bir kitaptı benim için.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alaattin Bilgi
Unvan:
Yazar ve çevirmen
Doğum:
Ankara, 1 Temmuz 1925
Ölüm:
Gemlik, Bursa, 2 Ağustos 2016
Alaattin Bilgi 1 Temmuz 1925 tarihinde Ankara’da doğdu. Bir “Angaralı” olarak Keçiören, Cebeci, Ulus civarında büyüdü. Bir bacağını geçirdiği rahatsızlık sonucu kaybettiği lise hayatını, üniversite ve çalışma hayatı takip etti. 1963 yılında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünden mezun oldu. Devlet dairelerinde çalıştı, yabancı dilini geliştirdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde geçirdiği çevirmenlik yıllarından sonra emekliye ayrıldı. 1959 yılında başladığı çevirmenlik hayatını kimi takma isimle çevirdiği eserlerle sürdürdü. Marx’ın Kapital’ini 70lerin başlarında çevirmeye başlayan Bilgi’nin, üç cildin tamamını çevirmeyi tamamlaması yaklaşık on yıl sürdü. Marksist klasikleri Türkçeye çevirmedeki inatçı ve programlı çabası uzun yıllar devam etti. Yeditepe, Seçilmiş Hikayeler, Dost, Yarın, Bilim ve Sanat, Evrensel Kültür dergilerinde yazıları yayınlandı. Kapital’i Okuma Kılavuzu hazırlayan ve bir özetini 1990ların başında tamamlayan Bilgi’nin izlenimlerini kaleme aldığı “Yine de Aydınlık” kitabı 2007’de Evrensel Basım Yayın tarafından basıldı. Evli ve iki çocuk, iki torun sahibi olan ve bir süredir çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle Gemlik Devlet Hastanesinde bulunan Alaattin Bilgi, 2 Ağustos 2015 tarihinde Umurbey’de hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 363 okur okudu.
  • 18 okur okuyor.
  • 475 okur okuyacak.
  • 11 okur yarım bıraktı.