Silas Marner

8,0/10  (14 Oy) · 
26 okunma  · 
10 beğeni  · 
717 gösterim
George Eliot (1819-1880): Asıl adı Mary Ann Evans olan yazar, Wallingston'da okudu, iyi bir eğitim aldı. The Westminster dergisinde çalıştığı yıllarda çeviriler yaptı, eleştiri yazıları yazdı. Eliot'ın din ve felsefe konularına ilgisi öğrencilik yıllarında başladı. İnce bir mizahla örülü kötümser bir gerçekçilik ve sık karşılaşılan dinsel motifler eserlerinin başlıca özelliklerindendir.

Gündelik yaşamı gerçekçi ayrıntılarla yansıttığı romanlarında Victoria döneminin bütün sosyal sınıflarından kişiler yer alır, iç içe gelişen konular, karşıtlık ve paralellikle birbirini güçlendirir.

George Eliot, psikolojik çözümlemelere verdiği önemle çağdaş romanın gelişimini etkileyen belli başlı yazarlar arasında yer almıştır. Özlü anlatımı ve yapısal yetkinliği ile dikkati çeken Silas Marner yazarın en ünlü romanıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9786053605294
  • Orijinal Adı:
    Silas Marner
  • Çeviri:
    Fadime Kahya
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kübra 
 24 Haz 00:09 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitaba başlar başlamaz tam bir klasikle karşı karşıya olduğumu anladım. Sağlam cümleler, sağlam tasvirler, eski zamanlar, adetler, gelenekler, ahlak anlayışı, mütevazı hayatlar…

Silas Marner adında Raveloe köyüne sonradan gelen bir dokumacı vardır. Kendi halinde dokuma tezgahının başında akşama kadar çalışır durur. Arada köyün saçı kırpılmış şımarık bebeleri macera aramaya çıktıkça bu ürpertici adamın pencerelerine tünerler ve o fark eder fark etmez de tabanları yağlarlar. Ama ilk fırsatta tekrar o pencereye tüneyecekleri kuşkusuzdur. Çünkü pörtlek gözlü, bön bakışlı, çarpık ağızlı bu dokumacı korkuyla karışık bir saygı ve merak uyandırır bu bacaksızlarda. Çünkü neden uyandırmasın, bebe bunlar? Fakat o ayağa kalkıp da kapıyı açınca onun o korkutucu bakışları bunları donlarına doldura doldura kaçırmaya yeter :)

Silas Usta aslında yapayalnız, içine kapanık, kimseyle zorunda olmadıkça konuşmayan, sırtında çuvalıyla denk geldiğinizde, çoğu zaman bakışları boşluğa sabitlenmiş bir şekilde bulacağınız bir adamdır. Kimse onun bir kalbi olduğunu, bir geçmişi olduğunu düşünmez. Halbuki bu adamın onu dünyaya küstüren bir hayat hikayesi vardır. Belki bu hikayede kendi aptallığının da biraz payı vardır, insan kime dost diyeceğine dikkat etmeli. Sonuçta bizim sevdiğimiz herkes bizi sevmeyebilir. Bizim dost olduğumuz herkes de bize dost olmayabilir. Konu sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi gerekmeze bağlanırken sırtında hançer yarası ile yaşayan bu adamcağız hayata tutunmak için kendine bir meşgale bulur: ALTINLAR! Çalıştıkça altın gelir, geldikçe daha çok çalışır. Bu konudaki tek zevki, her akşam yemeğinden sonra altınlarını sakladığı yerden çıkarıp, onları nikotin krizi gelmiş de cüğarasını ciğerine ciğerine soluyan bey amcalar gibi bağrına basmaktır. ‘’Dokumacının eli, daha avcu paranın tamamını kavramadan bile önce, zor kazanılmış paranın yarattığı duyguyu bilmekteydi.’’ Adamın alın teri yani kime ne?

Derken bir gün… Ah o denk gelmeler yok mu? Ah o kaşla göz arasılar? Kötülüğün katran dolu fıçısına, ekmek banar gibi eline geçen kozu keyifle kullanan insanları, boyunlarından tutup kilometrelerce öteye gülle gibi fırlatmak, hiç fena olmazdı.

O zamanlar daha derebeylerinin olduğu zamanlar. Yörenin derebeyinin iki tane de oğlu var. Biri kumarbazın, menfaatçinin ve işe yaramaz sinsinin teki, ayrıca yakışıklı da değil. Diğeri sarışen, yakışıklı, uzun boylu, görünürde temiz huylu, yumuşak mizaçlı bir delikanlı. Yersen. Öyleymiş yani. Bu ikincisi kötü bir insan olmasa dahi –ki bu ileride yapacaklarından ve geçmişte de yediği nanelerden ötürü tartışılır- zaaflarıyla yaşayan, insanın madem arkasında durmak istemeyecektin, madem sevmiyordun da neden neden neden dediği fakat sürprizbozan vermemek için çırpınan benim gıcık olduğum bir karakterdi. En çok romanlarda, fakat başımızı kaldırıp da şöööyle bir etrafımıza baktığımızda birçok kişinin olumlu olumsuz hak etmediği bir hayatı yaşadığını görürüz. Elbette ki karar mercii biz olmadığımızdan buradan çıkarılacak bir sonuç var: Bugünün ahreti var aslanım. Neyse hikayeye dönecek olursak Silas Usta, asıl altını göğüs kafesinin ardında taşıdığını, bir gece karlar yağarken açık bıraktığı kapısından içeri giren mutluluk sebebi şeyde herkese kanıtlayacaktır.

Bir yanda derebeyinin zengin hayatı bir yanda Silas Ustanın mütevazı kulübesi...

Derebeyi ve yörenin zenginlerinin sıkılmamak için yaptığı aktivetelerin başında kadınların abidik gubudik kıyafetlerle birbirini süzüp hasetinden çatladığı, adamların da kafayı buldukça oradaki hatunları daha bir güzel süzdüğü toplantılar var. Bu toplantıların birinde ben epey güldüm, ama siz okursanız gülmezsiniz, çünkü ben kendime güldüm. Bazen aklıma nereden geliyor böyle şeyler bilmem. Orada bir kemancı vardı. <‘’İşte, Solomon koridorda,’’ dedi derebeyi, ‘’galiba en sevdiğim şarkıyı çalıyor… ‘’lepiska saçlı çiftçi yamağı’…> Dedim ki herhalde Ankara’nın Bağları gibi bir şey. Belki Hayatı Tespih Yapmışım Sallıyormuşum gibi. Şarkının ismi çok komik geldi. Onlar birkaç tane daha adı verilen şarkıda raks ederken dışarıda bir kadın, elinde çocuğu karlara bata çıka gelmektedir…

Hayatlar birbiriyle nasıl kesişir, ufacık bir hareketimiz dahi başkalarını nasıl etkiler, her şeyin nasıl bir bedeli vardır, hiçbir şey asla ama asla gizli kalmaz, adaletin ayağı topaldır ama illa ki gideceği yeri bulur gibi düşüncelerinizi tazeleyecek, ince, güzel bir kitaptı. Okuduğum her Jane Austen’da hayal kırıklığı yaşamış ve gözlerimi devirmiştim. Bu kadar övecek ne vardı demiştim. George Eliot bana gerçek bir klasik keyfi verdi. Okuduğunuzda muhteşem tespitlerle karşılaşacaksınız. Kitabım rengarenk çizili. Keyifli okumalar.

Mary Ann Evans'ın "George Eliot" takma ismiyle yazdığı romanlardan biri olan Silas Marner, bence okunması gereken sıkı klasiklerden. Virginia Woolf, < Kendine Ait Bir Oda> isimli kitabında bu eserden ve (dönemin şartları sebebiyle)
erkek takma ismi ile kitap yazmak zorunda kalan bu yazardan uzun uzun bahsetmişti.
O kitabı okuduğumdan beri bu roman hep aklımdaydı.

Bu romanda Silas Marner isimli dokumacı Kuzey İngiltere'de, dini bir topluluğa bağlı olarak yaşıyor. Hastalığı sırasında papazın yardımcısına baktığı süreçte para çakmakla suçlanıyor. Ve bu suçlama karşısında o dini topluluk olayı tam araştırmadan Silas'ı dışlıyor.
Sonra Silas kendi yolunu seçiyor ve başka bir şehre gidiyor...
Sonrası ise bir dizi olay.
Ama bence bu kitapta hikayeden çok verilmek istenen mesajlar çok dikkat çekici.Bence bu kısımlar da biraz çevirinin kurbanı olmuş.
Sonuç olarak okuması çok kolay olmayan ama okuduktan sonra iyi ki okumuşum dedirten bir kitap.

Halil Korkut 
25 May 14:21 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Ünlü İngiliz yazar George Eliot'un, ilk 1861 senesinde yayınlanan 'Silas Marner' , Amerika ve İngiltere'de okullarda edebiyat dersleri; ülkemizde yabancı dil dersleri müfredatlarındaki yerini korumaktadır. Dokumacı Marner, bir talihsizlik sonucu kilisesinden kovulur, inzivaya çekilmek üzere hiç bilmediği Raveloe kasabasına yerleşir, fakat kara talih burada da yakasını bırakmaz. Güzel bir hikayedir bu, tavsiye olunur.

George Eliot'un asıl ismi Marry Anne Evans'tır. Döneminde bayan yazarlara ön yargılı davranıldığından, edebi kariyerinde George Eliot ismini kullanmıştır. Şair T.S. Eliot ile bir akrabalığı yoktur.

Yunus Bektaşoğlu 
29 Eki 2015 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 7/10 puan

Açıkçası kitabı alırken aklımda kitapla ilgili pek bir bilgi yoktu. Dünya Klasikleri'ne göre kısa olan bu eser içerik olarak tanıdık gelse de anlatım açısında iyi bir kitap olmayı hakediyor. Tavsiye ederim.

Leva 
19 Ağu 2016 · Beğendi · 9/10 puan

Güçlü bir mizah ve destekleyen benzetmelerle birlikte güzel bir hikayenin birleştiği bu klasik gerçekten okunmaya değer, keyifli bir kitap. Bir çok ders çıkarılabilecek okunması gereken bir roman. Tavsiye ediyor iyi okumalar diliyorum.

Kitaptan 7 Alıntı

Kübra 
19 Haz 17:35 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

...bir kişinin ne söylediği değil, nasıl söylediği önemlidir.

Silas Marner, George Eliot (E-kitap)Silas Marner, George Eliot (E-kitap)

Bir şeyleri birbirine yapıştırmaya niyetlenebilirsiniz ve tutkalınız kötü olabilir, peki neyi değiştirir bu?
Kendi kendime dedim ki, 'Niyet değil, tutkal önemli...'

Silas Marner, George EliotSilas Marner, George Eliot
Kübra 
19 Haz 17:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bilincimiz, içimizde yeni filizlenen bir başlangıcı dışımızda olup bitenden daha ender algılar: Tomurcuğa dair en ufak belirtiyi keşfetmemizden önce özsuyu pek çok kez dolaşıp durur.

Silas Marner, George Eliot (E-kitap)Silas Marner, George Eliot (E-kitap)
Leva 
19 Ağu 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kendini pirüpak tutmak için beyaz yalanlar ve kaçamak sözlere başvuran bir zihin, büyük bir ressamın kendisi dışında kimsenin fark edemeyeceği hatalı fırça darbeleri karşısında hissettiği gibi huzursuzdur aslında; o kaçamak sözler ve davranışlarsa, birer yalana dönüşünce sadece birer aksesuvarmış gibi kolayca benimsenir.

Silas Marner, George Eliot (Sayfa 164 - Can Yayınları)Silas Marner, George Eliot (Sayfa 164 - Can Yayınları)
Leva 
18 Ağu 2016 · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Uygun fırsatlar, inançların getirdiği yasalara uymaktansa kendi yolunda gitmeyi tercih eden herkesin Tanrısı'dır

Silas Marner, George Eliot (Sayfa 104 - Can Yayınları)Silas Marner, George Eliot (Sayfa 104 - Can Yayınları)