Konfüçyüs'e ülkenin idaresi kendi ellerine bırakılsaydı ilk olarak ne yapacağı sorulunca verdiği cevap bizim için de kıymetlidir:
Önce dili düzeltirdim. Dil düzgün olmazsa kelimeler düşünceyi doğru anlatılamazlar. Düşünceler iyi anlatılamazsa yapılması gerekenler iyi yapılamaz. Yapılması gerekenler yapılmazsa ahlak ve kültür bozulur. Ahlak kültür bozulursa adalet yolunu şaşırır. Adalet yanlış yola saparsa halk güçsüz düşer ve ne yapacağını bilemez.
Kafkasya'daki katliama şahit olan Kont Leo Tolstoy, Kafkasya'nın Müslüman köylerini Rusların ele geçirişini şöyle anlattı:
Avullara [köylere] gece vakti baskın vermek adet olmuştu, çünkü o saatte yakalanan kadınlar ve çocuklar şaşkınlıktan kaçacak zaman bulamıyorlardı. Böylece ikili üçlü gruplar halinde evleri zorlayan Rus askerlerinin gecenin karanlık örtüsü altında yaptıkları o kadar feciydi ki, hiçbir resmi harp yazmanı bunları kaleme alacak gücü kalbinde bulamazdı.
Yunanistan, Bulgaristan ve Yugoslavya sathında küçük yerleşim kümeleri halinde kalmışlardı. Aynı kader Kırım, Kuzey Kafkasya ve Rusya Ermenistan'ında yaşayan Müslümanları da bulmuştu, onlar da artık en sade deyimle yok olmuşlardı. çoğunluğu Türk olan milyonlarca Müslüman ölmüş, milyonlarcası da şimdi Türkiye dediğimiz yere kaçmışlardı. 1821-1922 arasında, 5 milyondan fazla Müslüman topraklarından sürülmüştü. Beş buçuk milyon Müslüman da ölmüştü; bir kısmı savaşlar sırasında katledilmiş, geriye kalanı da mülteci olup açlık ve hastalıktan kırılmıştı.