Murâd Han'ın dudaklarına muzip bir tebessüm oturur. İçinden "haydi bakalım Şehzade Mehmed" der, "şimdi derslerini kır da göreyim!.." Padişah, oğlunu tereddütsüz Molla Gürani hazretlerine teslim eder. " Ona bir Şehzade gibi davranmayın" der, "eti sizin kemiği benim..."
Molla Gürani saraya yerleşir. Uşaklara, aşçı yamaklarına, seyislere, herkese ama herkese değer verir. Lâkin "geleceğin sultanı"nı görmezden gelir. İlk dersinde ona sıradan biri gibi davranır ve soğuk bir edayla "oturunuz" der. Fatih, bu muazzam heybet karşısında bocalar ve hayatında ilk defa diz kırar. Molla Gürani hazretleri Emsile'yi açar, bir iki soru sorar. Aldığı cevablar istediği gibi değildir. Bunun üzerine üstüne basa basa "dövmek" fiilini çekmeye başlar. "Döverim, seni döverim, seni öyle bir döverim ki..." Fatih'in rengi uçar, dudakları uçuklar. Titreyen bir sesle son cümleyi tekrar eder "Darabtühü cidden şediden..." Vallahi döver mi döver...