“Onlar çocuk; savaşları ve kralları, atları, şeytanları, filleri ve melekleri anlat onlara ama aşk ve benzeri şeyleri anlatmayı da unutma.”
Bir masal bu kitap, İstanbul`un, köprüyle bağlanmak istenen iki yakanın, şairlerin, sanatçıların ve biraz da Doğu`nun ve Batı`nın masalı. Aslında bir gerçeklikten yola çıkarak kurgulanmış kitap. Haliç`e yapılmak istenen köprü için II. Bayezid`in Michelangelo`yu daveti tarihsel bir gerçek ve kitap için üzerine derin araştırmalar yapıldığı çok belli. Ancak bu ziyaretin detayları, Michelangelo`nun gözünden İstanbul, şehrin büyüsü, tümü yazarın hayali. Kitap tarihi gerçeklere dayansa da yazar bunun bir masal olduğunu ve kendimizi çok da kaptırmamak gerektiğini her adımda hissettiriyor bize.
Bu köprü inşa edilemese de Michelangelo`yu ve bizi İstanbul`un gizemli sokaklarında gezdirdi, dostlarla tanıştırdı, şehrin müziğini kulaklarımıza doldurdu. Batı`nın gerçekliği Doğu`nun büyüsüyle birleşti. Michelangelo`nun kendine yabancı bu şehirdeki varlığı, yalnızlığı, İtalya`ya mektupları Batı`yı anlattı bize. Büyülü mekanlar, sıradışı insanlar, şair Mesihi`nin aşkı ve bu uğurdaki fedakarlığı da Dogu`yu. Kimi için tarihi kurgu, kimi için akıcı bir eski dönem anlatısı olarak herkese çokça tavsiye ederim.
“Kendi dünyana kapanmışsın; gördüğün sadece gölgeler, tamamlanmamış şekiller, fethedilecek topraklar. Her gün, seni bir sonraki güne itekliyor, oysa sen o günü gerçek anlamda yaşamasını bilmiyorsun.”