“Yanılmıyorsam şamdan som altından yapılmıştı. Niçin onu
eritmediler?” diye sordu Selim.
“Çünkü onun değerinin farkındaydı Romalılar. Gücün sembolüydü ve eritilemezdi. Onun dışında getirilen birçok altın
eşya eritilerek zaferin anısına bastırılan paralarda kullanılmıştı
ama şamdana dokunmamışlardı.” dedi Meyer’di bu sefer so-
ruyu yanıtlayan.
“ Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati,babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarıdır vatan… Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum…”
Ezilenler, zıtlıkların uyumu, Romantizm ile Realizmin bir potada eritildiği bir roman. Teori ve pratiğin çok farklı kavramlar olduğunu gözler önüne seren canlı bir örnek.
Kitap arka kapak yazısından.
Bazen okumak acı verir. Acı hayatın içinden geçer, Acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimiz de. Okuyun, okutun