Enes

Enes
@enesbir
Sıkı Okur
Örneğin, bir dizi çalışma bebekken anne sütünden mahrum kalma durumunun, yetişkinlikte majör depresif bozukluk riskiyle ilişkili olabileceğini ileri sürdü. Majör depresif bozukluk tanısı konmuş 52 yetişkin ve depresyona hiç yakalanmamış 106 sağlıklı kontrol grubu üzerinde yapılan bu tür bir çalışmada araştırmacılar, depresyon tanısı konmamış olan kişilerin %72'sinin anne sütüyle beslendiğini, depresyonlu hastaların ise sadece %46'sının emzirildiğini keşfetti.
Sağlık
Reklam
Sezaryen olanlar dikkat
Multiplskleroz ve diğer birçok nörolojik sorun bağırsağın bakteriyel topluluğunda meydana gelen değişikliklerle doğrudan ilgili olabilir mi? Geçtiğimiz birkaç yılda MS hastalarının hemen hemen her zaman sezaryen yoluyla doğduklarını, emzirilmediklerini veya yaşamın erken dönemlerinde bazı hastalıklar yüzünden antibiyotik tedavisi gördüklerini keşfettik. (Aslında 2013'te yayımlanan yeni araştırmalar, emzirilen insanlarda MS riskinin %42 oranında azaldığını gösterdi.) Carlos'un erken yaş deneyimlerini incelerken bir kez daha aynı örüntüye rastladım: Sadece birkaç gün emzirilmişti.
Sağlık
Kıymadan Olur da Balıktan Olmaz mı?
Kullanılan ana malzeme açısından bakıldığında köfte, yalnızca etten yapılmazdı. Balık, tavuk, bulgur, bakliyat ve sebzeyle hazırlanan çeşitli köfte türleri de vardır. Bu malzemelerle yapılan farklı boyut ve şekillerdeki köftelerin bazıları sade hazırlanırken, bazıları içine harç konulup kapatılarak; ardından yumurtaya bulanıp kızartılır, fırınlanır ya da haşlanır. Mehmed Reşad tarafından kaleme alınan Fenn-i Tabâhat (1921-1923) adlı yemek kitabında palamut, yayın ve levrek gibi balıkların hepsinden köfte yapılabileceği belirtilir. Balıklar haşlandıktan sonra kılçıklarından ayrılır. Torik veya palamut ise yalnızca beyaz etleri kullanılarak hazırlanır.
HATAYA ÂNINDA MÜDAHALE VE HAKKI GECİKTİRMEDEN TESLİM Hatalı ve münker sayılabilecek bir durum gördüğünde hemen müdahale eder, yanlışın düzeltilmesi hususunda hızlı davranırdı. Çünkü Faruk-ı Azam Hazretleri bilirdi ki: "Geç tecelli eden adalet, adalet değildir." Bir yanlışa ânında müdahale edilmezse, yanlış büyür, devamlı hâle gelir; kişiyi, topluma zararlı bir şahıs hâline getirirken, toplumun huzurunu da menfi yönde etkiler. Vaktinde yapılan ikaz ise hatayı sınırlandırır, telafisini kolaylaştırır ve hem yapan kişiyi hem de ahaliyi, aynı hatayı işlemekten korurdu. İşte bundan dolayı Hz. Ömer (r.a.), gördüğü hatayı ânında düzeltirdi. Hakkın tecellisi hususunda asla ertelemesi yoktu.
Bu lakabın kendisine ne zaman ve kim tarafından verildiği hususunda kaynaklarda görüş birliği olmamakla birlikte birtakım bilgiler mevcuttur. Bir rivayete göre bu lakabı veren kişi, bizzat Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'dir. Rivayete göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allahü Teâlâ, hakkı bâtıldan Ömer ile ayırdığı için ona 'Faruk' denmiştir." Başka bir rivayette ise Hazret-i Aişe (r.anha) annemize, Hz. Ömer'e (r.a.) "Faruk" lakabının kim tarafından verildiği sual edildiğinde şöyle cevap vermiştir: "Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem." Bazıları ise bu lakabın ilk olarak Ehl-i Kitab tarafından telaffuz edildiğini belirtmiştir. Bu lakabın verilmesine sebep olan hadiselerle ilgili olarak kaynaklarda iki rivayetten bahsedilmektedir:
Reklam