Enes

HAZRET-İ ÖMER'E (R.A.) “FARUK” ÜNVANI NASIL VERİLDİ?
Adaletin timsali, hakkı geciktirmeyen ve hak ile bâtılı ayıran Hazret-i Ömerü'l-Fârûk (r.a.); gençliğinden itibaren fikirlerine başvurulan, kararlarıyla insanlığa örnek olan müstesna şahsiyettir. Halife-i Müslimîn olduğunda da herkesin hakkını korumuş, hatalara ânında müdahale etmiş ve ahalinin huzuru için her zaman adaletli olmuştur...
Reklam
Kayıp
Aristoteles'e “Yalan söylemekle ne kaybederiz?" diye sorarlar. O, şöyle cevap verir: "Doğruyu söylediğiniz zaman bile, muhatabınızın size olan inancını."
Değirmen
Kelimenin kökü, değmek fiilinin kökü olan teg- filidir. "Bir şeyin bir yere ulaşması, kavuşması" anlamındaki bu fiil, -r eki alarak tegir(mek) "dönmek, çevrilmek" manasını kazanmıştır. Bu fiilden türeyen isim, -men ekiyle "dönen, çevrilen" anlamında teğirmen hâlini almıştır. Zaman içinde baştaki ünsüz yumuşayarak "değirmen" şeklinde yaygınlaşmıştır.
1670'li yıllarda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından inşa ettirilen Karaköy Camii'nin; 1894 depreminde hasar görmesi üzerine, İkinci Abdülhamid Han tarafından İtalyan bir mimara yeniden yaptırıldığını; 1958'de yol yapımı gerekçesiyle sökülerek Kınalıada'da yeniden inşa edilmek üzere taşınırken, geminin yan yatması sonucu cami parçalarının denize gömüldüğünü...
Jarramas Ve Jilderim
Çar Petro, St. Petersburg'da büyük bir donanma kurmuştu. İsveç'in elinde ise Rus donanmasına karşı koyabilecek kabiliyette yeterli gemi bulunmuyordu. Demirbaş Şarl, açık denizde Ruslarla mücadele edemeyeceğini biliyordu. Bu sebeple kıyı savunması yapabilen, hafif, hızlı, ani saldırı gemilerine ihtiyaç duydu. Osmanlı gemileri, bu iş için biçilmiş kaftandı. Dimetoka'da göz hapsinde tutulduğu günlerde, Osmanlı ve Cezayir gemilerinden etkilenerek iki firkateyn eskizi çizdi. Birine Jarramas (Yaramaz) diğerine ise Jilderim (Yıldırım) isimlerini vermişti. Rivayete göre bu Türkçe isimler, aynı zamanda Osmanlı devlet adamlarının kendisine taktığı lakaplardı.
Reklam