Daha önce incelemesini yaptığım eserlerin kaynağı o dönemin güncel Anadolu'su ve Anadolu insanıydı. Bu eserin de kaynağı Anadolu ama insanı biraz daha derinden. Yaşar Kemal'in okuduğum bu ilk eserinde Anadolu'nun eski insanlarına dair eskimeyenler etrafında bir yolculuğa çıktım.
Öncelikle şuna dikkat çekelim: Kitapta Köroğlu'nun tam efsanesi anlatılmıyor. Zira kapakta Köroğlu yazsa da kitabın içindeki isminde de yazdığı gibi anlatılan efsane Köroğlu'nun ortaya çıkışına dair. O yüzden efsane yarım kaldığında şaşırmayın. Gelelim efsaneye. Hikayenin giriş gelişme sonuç bölümün çoğumuzun aşina olduğu şekilde gerçekleşiyor, aradaki boşluklar doluyor ve merak edilenler cevap buluyor bu kısımda. Fakat hala okunmaya değer kılan kısmı yalnızca yarım yamalak bilinen bir efsanenin eksiklerini kapatmak değil. Efsaneyi efsane kılan özellikler fizik kuralları açısından olağanüstü şeylerin gerçekleşmesi değildir yalnızca. Ruhen de olağanüstü olmasa da olağandışı bir şeyler her zaman efsaneye eşlik eder bu tür eserlerde. Tekdüze karakter ile gerçek bir efsanenin/trajedinin farkını bu gibi eserlerde anlarız. Karakter değişimi çok sık yaşanmaz bu tür eserlerde. Ya ilk karşılaştığımız gibi veda ederiz karaktere ya da önemli bir olayla hayatı ikiye bölünür, iki tane farklı, başı sonu aynı karakter görürüz. Tekdüzelikten kurtaran nedir bunu? Çünkü efsane bunu gerektirir. Efsane bir karakterin efsanesi değildir yalnızca, bir duygunun, bir düşüncenin, bir davranışın efsanesidir. Bu yüzden hayata dair olağandışı kararlılık ve üstünlük gösteren duygu, düşünce ve davranışları bu efsanelerdeki karaktere benzetiriz. Önemli olan bununla birlikte kendi yörene ait efsaneyi kavramak lazım. Bu yüzden Köroğlu hala aramızda yaşamaya devam eder, biz sebebini artık pek anlamasak da. Bu düşünceler de