Enes Toktaş

Enes Toktaş
@enestoktass
Oscar Wilde'n Portresi
7/10
·264 syf.··
2022 6. kitabı
Bu kitap bu sene tekrardan okumak istediğim kitaplar arasındaydı. Sezgilerime güvenmem gerektiğim konusunda bir kere daha pekiştirilmiş oldum. Bu kitap özelinde ikinci okumanın birinci okumadan keyifli olmasının bazı sebeplerine değineceğim. Bu arada çevirmenin notunu okumadan geçmeyin kesinlikle. Dorian Gray'in Portresi 'ni iki güzel eserin birbirini tamamlamasından meydana gelen bir eser olarak düşünebiliriz. İlk ve ikinciden ziyade bu eserler hikayede birbiri içine geçmiş bulunmakta. Eserin birisi Dorian'ın hikayesi zaten. Bu hikayede dilek gerçekleştirme hikaye türünde bir yapıt görüyoruz. Başlangıçta iki alternatif (sıradan bir yaşamla başa çıkmak vs. sonsuz gençliği deneyimlemek) arasından tabi ki en çok merak edileni tercih eder. Bu tercihin etkilerini başlangıçta kelimenin tam anlamıyla saf bir gencin üzerinden bize gösterir. Diğer karakterleri ise normal yaşamın etkileri beklemektedir. Sonsuz gençliğin ve güzelliğin bomboş bir zihni ne hale getirdiği, zamanla yaşlanan ama yaşlandıkça da çok fazla değişim göstermeyen karakterler referans alınarak gösterilmektedir. Kısacası sonsuz gençlik ve güzellik felaket getiriyormuş. Peki neden ve nasıl? Nasılına değinelim. İlk olarak diyebiliriz ki her şeye ulaşımı sınırsız bir insan dürtüselliği ile imtihan olur her şeyden önce. Dorian Gray elinde zaman, para ve güzellik vardır. Yani her şeye istediği gibi ulaşabilir fakat bu imtihan da başarısız olur. Çünkü dürtüselliğini dizgileyebilen birisi değildir. Şimdi nasılına devam ederken suyu bulandıran bir noktaya değineceğim: Bahsettiğim ikinci kitap. Oscar Wilde kitabın başında sanatla, dönemle ve güzellikle ilgili görüşlerini kitabın başında dile getirmiştir. Anlaşılan dile getirmek istediği başka şeyler olduğu için ve dile getirdiklerini de ayrıca açıklamak için Lord Henry karakterini
İnsan
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Turkuvaz Kitap · 201999,2bin okunma
Reklam
Yılkı İnsanı
7/10
·112 syf.··
2022 5. kitabı
Yılkı Atı bu dönemde okuduğum Anadolu'nun toplumsal sorunlarına gerçekçi bir bakış açısı ile eğilen son eserdi. Son esere yakışır bir şekilde farklı bir bakış açısı kazandırması da bu yolculuğu -şimdilik- güzel sonlandırdı. Evet bahsettiğim gibi kitaptaki en ilginç nokta bu bakış açısı. Peki ne bu açı? Anadolu insanını bu sefer bir atın hayatı üzerinden, biraz da onun perspektifinde görüyoruz. Şimdi buraya kadar zaten bence yeterli bir farklılık oluşturmuş oldu kitap ama bununla da yetinmiyor. Hikayenin kurgusu ve yazarın dili de esere farklı konularda farklılık katmayı başararak bu kadar kısa olmasına rağmen biricik olma başarısı gösteriyor diyebilirim. Hikayede Doru'nun yaşadıkları aslında Anadolu insanı ile benzer denilebilir. Anadolu insanı da güçten düşünce pabucu dama atılan hayvan muamelesi görür o dönemde ve bekleyen soğuk kışı atlatmak için diğerlerinin yanına sığınır. Yokluk da tıpkı kitaptaki gibi bir canavardır. Dişlerini etine geçirir insanın ve asla doymak bilmez. Yılkıdaki atların bu hayatta kalış mücadelesi gurbetteki işçilerin mücadelesi ile aralarında koşutluk olduğunu söylemek zor olmaz. Bazen talihin yüzüne güler, bazen kurda yem olur insan da. Ve Abbas Sayar 'ın dili de bu esere ayrı bir farklılık katan özelliklerden. Ben bu sene Jack London 'nı ilk kez okuyan birisi olarak, bir hayvanın hikayesi anlatılmak istendiğinde aklıma gelen ilk yaklaşım ve ton onunki oluyor. Biraz daha insana yakın öğrenme mekanizmasına sahip, birçok farklı ve sürekli duygusu ve düşüncesi olan ama yırtıcılığından da bir şey kaybetmemiş bir hayvan bakışı benim aşina olduğum. Abbas Sayar ise bu eserde hayvana onu gerçek hayatta aşina olduğumuz haliyle yaklaşmış. Bir nevi gerçekçi hayvansal bir eser olmuş. Doru'nun düşünceleri ne, hisleri ne bilmiyoruz. Sayar sadece bize durumu
İnsan
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
3+1 Anadolu Efsanesi
7/10
·222 syf.··
2022 4. kitabı
Daha önce incelemesini yaptığım eserlerin kaynağı o dönemin güncel Anadolu'su ve Anadolu insanıydı. Bu eserin de kaynağı Anadolu ama insanı biraz daha derinden. Yaşar Kemal'in okuduğum bu ilk eserinde Anadolu'nun eski insanlarına dair eskimeyenler etrafında bir yolculuğa çıktım. Öncelikle şuna dikkat çekelim: Kitapta Köroğlu'nun tam efsanesi anlatılmıyor. Zira kapakta Köroğlu yazsa da kitabın içindeki isminde de yazdığı gibi anlatılan efsane Köroğlu'nun ortaya çıkışına dair. O yüzden efsane yarım kaldığında şaşırmayın. Gelelim efsaneye. Hikayenin giriş gelişme sonuç bölümün çoğumuzun aşina olduğu şekilde gerçekleşiyor, aradaki boşluklar doluyor ve merak edilenler cevap buluyor bu kısımda. Fakat hala okunmaya değer kılan kısmı yalnızca yarım yamalak bilinen bir efsanenin eksiklerini kapatmak değil. Efsaneyi efsane kılan özellikler fizik kuralları açısından olağanüstü şeylerin gerçekleşmesi değildir yalnızca. Ruhen de olağanüstü olmasa da olağandışı bir şeyler her zaman efsaneye eşlik eder bu tür eserlerde. Tekdüze karakter ile gerçek bir efsanenin/trajedinin farkını bu gibi eserlerde anlarız. Karakter değişimi çok sık yaşanmaz bu tür eserlerde. Ya ilk karşılaştığımız gibi veda ederiz karaktere ya da önemli bir olayla hayatı ikiye bölünür, iki tane farklı, başı sonu aynı karakter görürüz. Tekdüzelikten kurtaran nedir bunu? Çünkü efsane bunu gerektirir. Efsane bir karakterin efsanesi değildir yalnızca, bir duygunun, bir düşüncenin, bir davranışın efsanesidir. Bu yüzden hayata dair olağandışı kararlılık ve üstünlük gösteren duygu, düşünce ve davranışları bu efsanelerdeki karaktere benzetiriz. Önemli olan bununla birlikte kendi yörene ait efsaneyi kavramak lazım. Bu yüzden Köroğlu hala aramızda yaşamaya devam eder, biz sebebini artık pek anlamasak da. Bu düşünceler de
İnsan
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514,1bin okunma
İnançların Öcü
7/10
·280 syf.··
2022 3. kitabı
Kısıtlı olan zamanımın çoğunu okumaya ayırdığım için bitirdiğim kitaplar hakkında sıklıkla ve taze yazılar yazamıyorum. Bu da o kitapların ilk etkisini yıpratmasının yanında kitapla ilgili düşüncelerimin de kaybolmasına sebep oluyor. Yazılarımın sağlık kriterlerinden biri daha eksildi kısacası. Düşüncelerimi uzun uzadıya hatırlayamadığım bu kitapları üç ana başlık etrafında inceleyeceğim: Konu, yapı, teknik. Kitabın konusundan başlayalım. Tabi ki ilk başta bu eseri de yine toplumsal gerçekçi eserler arasına koymamız gerek ama bu o dönemde çıkan romanların birçoğunun yazılma nedeni ve şekli bu konular olduğu için tekrardan vurgulamak gereksiz olur bence. Ayırt edici yönlerinden bahsetmek kitabın gerçek değerini yansıtacağı kanısındayım. Aslında kitap içinde gördüğümüz olaylar kendini kandırma ortak teması etrafında gelişiyor. Aileler ayrı ayrı topluluklar ayrı ayrı kendini kandırıyor. Misal, Kara ailesi, aile isimleri ve geçmişleri ile kendini kandırırken, bu aileden Irazca ayrıca hukuka olan inancıyla kendini kandırıyor. Haceli ve kardeşleri kendilerini muhtarın gözünde değerli bir konuma sahip oldukları ile kandırırken, Haceli'nin bu değeri iyice abartarak kendinde ev yapma hakkına sahip olduğu ile kandırır. Bu duruma muhtar da katılabilir, hatta Irazca'nın kardeşi Sultan da. Kitap boyunca ise bu karakterleri ve aileleri teker teker bu kandırmaların sonunda duvara toslar. Hepsi de bunu acısını diğerinden çıkarmaya çalışır. Tüm hikaye bu ortak özelliğe sahip aileler ve karakterler arasında kurulmuş arapsaçını çözmek hakkındadır. Yapıya gelecek olursak, çözemedim .d Daha doğrusu tam hatırlamıyorum olayların nasıl geliştiğini. Çarpıcı bir son vardı benim açımdan bu da olay kurgusunun ve karakterin gelişiminin iyi olduğunun göstergesi kendi açımdan. Ayrıca yukarıda
İnsan
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
Bereketsiz Hayatlar Üzerine
8/10
·380 syf.··
2022 2. kitabı
Öncelikle bu ve diğer 50-75 arası yazılmış, düzenle uyuşmayan insanların anlatıldığı birçok kitap ile alakalı daha doğru bir inceleme için Berna Moran'ın 'Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 2' eserini öneriyorum. Durum böyleyken ben de bir inceleme yazısı yazdığım iddiasında değilim zaten. Sadece dikkatimi çeken yerleri ve yorumlarımı paylaşıyorum. Bu da incelemenin lügat tanımı gibi ama neyse ya. Önceki temayı devam ettirerek bu kitapta insana dair neler var onları paylaşacağım. Uyandırdığı hislerle başlayalım. Sürükleyici. Doyurucu. Sarsıcı. Bu 3 his hakimdi bana roman boyunca. Düşüncelere geçelim. 'Bereketli Topraklar Üzerinde' Yaşar Kemal'in yazdığı, Çukurova'ya bireysel bir yolculuğun hikayesini anlatan bir eser. Romanın başında 3 kişi yola çıkmalarına rağmen neden bireysel peki? Çünkü Yusuf, Ali ve Hasan ne kadar farklı tiplerde olursa olsun, karakterlerin oluşturulma amacı, kökenleri ve romandaki kendi amaçları aynı olduğu için aslında tek bir karakterin 3 türevi gibi hissettirdi. Son zamanlarda sık rastladığımız interaktif senaryolara benzetilebilir. Yaşar Kemal bize aynı özden 3 farklı karakter çıkarıp, bir noktaya kadar beraber devam edip daha sonra ayrılan bir hayat çizgisi oluşturmuş. Peki bunun önemi ne? Çünkü sonuç ne olursa olsun Çukurova'nın, o zamanlardaki düzenin insan üzerindeki etkisinin boyutunun ne kadar büyük ve benzer olduğunu göstermek için çok iyi bir yol. Diyelim ki tüm roman tek karakter üzerinden kurgulanmış olsun. O zaman karakter ne kadar değişiklik yaşarsa yaşasın, nasıl yorumlanırsa yorumlansın anlatılan hikaye bir yolculuk hikayesi olduğu için sadece 2 tane sonuç olacaktı: Geri dönebilecek ya da geri dönemeyecek. 3 farklı karakterle ise çok farklı sonuçların etkilerini daha rahat gösterme fırsatını değerlendirmiş. Sürükleyiciliğin
İnsan
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
Reklam