"Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten, öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası da sever, sevebilir?"
"Seni aldılar, götürdüler...Ve bunun adı sözlükte ayrı kalmak olmadı,bunun adı mahvolmak oldu...Sen gittin,biz seninle,ayrı kalmadık,biz seninle mahvolduk."
İşaretparmağı ile başparmağını hafifçe açarak birkaç santimlik bir aralık yaptı. Elini havaya kaldırarak o aralığı gösterip
"Benim dünyam bu kadar" dedi.
Hafifçe tebessüm edip
"Nasıl yani?" diye sordum.
Parmakları ile oluşturduğu aralığı yanağıma yerleştirdi.
"Bak gülünce dudakların bu kadar kıvrılıyor yukarı o yüzden benim dünyam bu kadar..."