Tacitus şöyle diyordu:
Germenler, topraktan doğmuş olan tanrı Tuiston'u ve onun oğlu olan Germen halklarının atası Mannus'u, kendilerine özgü tarih ve geleneğin tek anıtı olan destanlarla kutlarlar (quod unum apud eos memoriae et an-nalium genus est). Germenler Mannus'un üç oğlu olduğuna inanırlar, bunların adlarına bağlı olarak da Okyanusa en yakın halka İngevonlar, orta bölgede yaşayanlara Hermionlar, diğerlerine de Istaevonlar derler. Bazıları [...] [Mann'ın] oğullarının daha çok olduğunu, dolayısıyla halkların da Marseler, Gambriviler, Süevler, Vandallar olarak çoğaldığını ileri sürerler. Bu adların hepsi de eski ve özgün adlardır.
safak tanrıcası eos günün birinde yakısıklı ölümlü tithonus’a asık olur. eos tanrıca olmanın verdigi ölümsüzlüge sahiptir. bunun icin tanrıların babası zeus’a yalvarır, asıkların haline uzulen zeus, tithnonus’u ölümsüzlükle taclandırır. o heyecan ıcınde eos sevgilisi icin sonsuz genclik istemeyi unutur. tithnonus, ölümsüz olmustur ama vucudu yıllar ıcınde asırı yaslanır ve yetilerini kaybederek sonsuza dek acı ve ezıyet ıcınde yasar.
“Mitolojiye göre Titanos hayat veren Tanrıça Eos'a aşık olmuş, Eos da onun sonsuz bir ömür yaşamasını temin etmişti. Eos böylelikle sevgilisinin ölmesine mani oldu ama ihtiyarlamasının önüne geçemedi. Sonunda ihtiyarlıktan çok halsiz düşen Titanos'a Tanrılar acıdılar, onu cırcır böceği haline soktular. İhtiyarların çok konuşmaları bundandır, derler. Fakat bu kadarcık kusur, eğer bir kusursa, kadı kızında da bulunur değil mi (Rado, 2006: 94)?
Afrodit’nin lanetine uğrayan Eos, bundan sonra aşklarında hiçbir zaman mutlu olamadı. Sürekli birilerine aşık olurken, her yitirdiği aşkla birlikte Afrodit’nin lanetinin yol açtığı mutsuzluğu tatmak zorunda kaldı.