Her yerde sadece kendimize emanet olduğumuzdan Mutluluğumuzu da kendimiz yapar ya da buluruz.The Traveller, v. 431
Bu yüzden herkes kendisi en iyi olmalı ve en çoğunu ken disi yapmalıdu: Bu durum ne denli çok söz konusu olursa, kendi hazlarının kaynağını o denli çok kendi içinde bulacak, o denli mutlu olacaktır. Aristoteles, büyük bir haklılıkla, "Mutluluk kendi kendine yetenlerindir" (Eudemos'a Etik, VII, 2) diyor. Çünkü mutluluğun ve hazzın tüm dış kaynak ları, doğaları gereği son derece güvenilmez, nahoş ve geçici dirler ve rastlantıya bağlıdırlar, bu yüzden, en elverişli koşul larda bile kolayca kuruyabilirler; sürekli el altında buluna madıkları sürece bu kaçınılmazdu: Yaşlılıkta, hepsi zorunlu olarak kururlar: Çünkü yaşlılıkta şaka, yolculuk zevki, at sevgisi ve toplum için yararlılık bizi terk eder; hatta dostları mızı ve akrabalarımızı da ölüm bizden ayırır. İşte o zaman, insanın kendinde neye sahip olduğu; her zamankinden çok daha fazla önem kazanır. Çünkü, en uzun süre dayanan bu olacaktu: Ama yaşamın her çağında da, insanın kendinde sa hip olduğu şey, mutluluğun sahici ve biricik kalıcı kaynağı dır ve öyle de kalır. Dünyanın hiçbir yerinde alınacak çok şey yoktur: Acı ve yoksunluk dünyayı doldururlar ve onlar ge çip gittiğinde de dört bir yanda can sıkıntısı beklemektedir. Üstelik esas olarak, kötülüktür dünyada egemen olan ve bu dalalık da büyük söz sahibidir. Yazgı acımasızdır ve insanlar zavallıdır. Bu yapıdaki bir dünyada, kendinde çok şeye sahip olan birisi, aralık ayının karlı buzlu bir gecesindeki aydınlık, sıcak, neşeli bir Noel sofrasına benzer. Buna göre, seçkin, zengin bir bireyselliğe sahip olmak ve özellikle zihinselliği yüksek olmak, hiç kuşkusuz ki dünyadaki en büyük yazgı dır; bu yazgı en parlak yazgılardan çok değişik olsa bile,