En nihayet Beria’yı, Beria’nın kalbini benden uzaklaştırmışlardı. Şimdi kendisini gördüğüm zaman başını çeviriyor, suallerime soğuk ve kısa cevaplar veriyordu. Birkaç kere bunu tekrar düzeltebilmek için mümkün olan şeyleri yaptım. Şaka edecek oldum, daima soğuk ve hareketsiz kaldı. Anladım ki, artık onun gözünde de ben maceraperest bir serseri idim. Ve bu darbe, bana hepsinden daha ağır geldi. Kendimi buna tahammül edebilecek kadar kuvvetli bulmadım. Dimağım o zamana kadar görmediğim bir perişanlığa, bir atalete düşmüştü. Ağlamak bile elimden gelmiyordu. Aptal bakışlarla ve ne istediğimi bilmeyerek dolaşıyordum. Bir gün odamda aynaya baktığım zaman tanınmayacak kadar değişmiş olduğumu gördüm: Gözlerim içeri kaçmış, derim sarı ve kirli bir renk almış, sakallarım uzamıştı. Aynadaki hayalime karşı acı acı güldüm, o da bana güldü.