"Gücünü aşan rolü üzerine alırsan, bu rolü iyi oynamadığın gibi yapabileceğin rolü de terk etmiş olursun.
Epiktotes
Öğrencilerin en büyük problemleri yeteneklerine uygun hedef belirleyememeleridir. Bu konuda ailelerin ve arkadaş gruplarının etkisinde kalırlar. Toplumumuzda ailelerin çoğu çocuklarının ya doktor ya da avukat olmasını istiyor. Bu mesleklerin çocuklarının yeteneklerine uygun olup olmadığını pek düşünmüyorlar. Ailelerin bu yaklaşımları gençlerin yanlış meslek seçmelerine neden olabilir. Üniversite adayı, kendisine hedef olarak belirledigi bölüm ve seçeceği meslek konusunda acele karar vermemeli. Öncelikle belirlediği bölümü kazanıp o bölümden mezun olduğunu düşünerek sahip olduğu mesleğin uzun yıllar hayatını etkileyeceğini unutmamalıdır.Birey, "Bu mesleği ifa ederken mutlu olabilecek miyim? Meslek icin gerekli yeterliliğe sahip miyim? Bu meslekte başarılı olabilir miyim? Kişiliğime uygun bir meslek mi?" gibi sorulara zihninde cevap aramalı. Burada birey için önemli olan nokta "Ya popüler bir meslek ama mutsuz bir yaşam; ya da mutlu bir yaşam ama popüler olmayan bir meslek arasında' doğru seçim yapmayı başarmasıdır.
Eğer insan kin besliyorsa hiçbir şeyi yapmaktan geri durmaz. Ayılmam uzun sürmedi elbette. Ayılır ayılmaz onunla ilişkimi bir kez daha gözden geçirmem gerektiğini fark ettim, derinlemesine düşündüğümdeyse ilişkimizin özünü anladım: Onunla ilişkim hiç göründüğü gibi değildi, "sahip" kelimesi boyun eğme ve itaat etme anlamına gelmiyor, gizli bir manipülasyonu ve güçlü bir karşı koymayı işaret ediyordu belki de.
Hesaplar devrindeyiz. Anın getirdiği güzellikleri görmüyoruz. Ya zamanın götürdüklerine takılıkalmış benliğimiz ya da götürmesi muhtemel olanın korkusunu yaşıyoruz.
Hep bir kaybetme korkusu sıçramış üzerimize, temizleyemiyoruz. Makul hareket etme uğruna amalar döngüsü içerisinde boğulmaktayız, yüzmeye tenezzül bile etmiyoruz.
Farkında değiliz ama tükeniyoruz...
Epiktotes tam da bu hususta şöyle der:
"Fırtınadan korkuyorsun, sanki şu koskoca denizi yutacakmışsın gibi; hâlbuki seni boğmaya bir fıçı su yeter."
Toplumsal yaşamın her alanında, gözetim, dezenformasyon ve güvenlik faaliyetlerinin iç içe girme oranı sürekli bir artış gösterir. Komplo neredeyse alenen görülecek kadar yoğunlaştığında, komplonun her bir bölümü diğerini rahatsız etmeye ya da kaygılandırmaya başlar çünkü bütün bu profesyonel komplocular tam olarak nedenini bilmeksizin birbirlerini gözetlemeye ya da birbirlerini kesin olarak teşhis edemeden tesadüfen karşılaşmaya başlarlar. Kim kimi gözetlemek ister? Bu görünüşte kimin yararınadır? Ya gerçekte? Hakiki etkiler gizli kalır ve nihai hedeflerden güçlükle şüphe duyulabilir ve bunlar hemen hemen asla anlaşılmazlar. Böylece aldatılmadığı ya da manipüle edilmediğinden kimse emin olamazken, manipüle eden de başarılı olup olmadığını nadiren bilir. Ve aslında manipülasyonun başarılı tarafında yer almak, doğru stratejik perspektifin seçildiği anlamına gelmez. Taktik başarılar böylece büyük güçleri tehlikeli yollara sürükleyebilirler.